GeriKampüs Gece Yolcuları: 15 yıllık yolculukta bu haftaki adım Kampüs'e
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Gece Yolcuları: 15 yıllık yolculukta bu haftaki adım Kampüs'e

Gece Yolcuları: 15 yıllık yolculukta bu haftaki adım Kampüs'e

2004’yılından beri yaptıkları şarkılar ve gerçekleştirdikleri projelerle müzik sektörü içinde kendisine hatırı sayılır bir yer açmış Gece Yolcuları’nın bu haftaki durağı Hürriyet Kampüs. Son teklileri ‘Pişmanım’, yakında gerçekleştirecekleri ‘Baba Şarkılar’ projesi ve müzikal yolculuklarını Kampüslüler için konuştuk.

 

 

Öncelikle son dönemde neler yaptınız, ne tür projeler var dinleyerek başlayalım.

Öncelikle, yaklaşık bir ay kadar önce yayımladığımız “Pişmanım” isimli teklimiz gündemimizde şu an... Parça, 1999 yılında Asya tarafından seslendirilmiş, sözü ve müziği ile bir Suat Suna parçası. Şarkı, bu kadar kısa zamanda bir Gece Yolcuları parçasıymış gibi ilgi gördü ve çok da başarılı gidiyor. Onun tanıtımındayız şu an... Ayrıca ülkemizin önemli besteci ve yorumcularının “Baba” şarkılarını sahnelediğimiz, yani onların unutulmaz hitleri üzerine sanatçı bazında oluşturduğumuz bir sahne projesi olan “Baba Şarkılar” projemiz var yoğun olarak ilgilendiğimiz. Biraz açarsak, projenin ilk gösterisini “Müslüm Gürses” ile yaptık. Bu projede repertuvar seçimi dışında her sanatçı özelinde, planlanan proje için 8-10 kişilik başka tarzlardan orkestralarla çalışıyoruz. Uzun ve titiz çalışmalarla yeni bir sound yaratıyoruz. Ayrıca dekor, sahne tasarımı, ışık ve dans da özel olarak hazırlanıyor... Tabii ki yine üniversite ve lise festivallerinde çaldığımız o çılgın dönem geldi çattı. Her yıl olduğu gibi türlü yeniliklerle alanlarda, öğrencilerle bağır çağır şarkılar söyleyip zıplayacağız...

Son dönemde türler arası müthiş bir geçişlilik söz konusu. Sizin de içinde bulunduğunuz isimlerin de arabesk rock diye tanımlanan bir tarzı olduğu söyleniyor. Sizin konuyla ilgili fikriniz ne?

Tabii ki geçişkenkiler olacak. Yaşadığımız coğrafya homojen değil ki... Kuzey Avrupa’da yaşamıyoruz. Her alanda olduğu gibi bir sentez bölgesindeyiz. Özellikle sanat, edebiyat vs. açısından. Sağlıklı olan da bu çok renklilik... İsimlere takılmaz dinleyici, ürüne bakar. Üründen hoşlanırsa tarzda sıkıntı yaşamaz... Tarzları kafamıza göre kategorize etme konusuna gelirsek, safça bir yaklaşım bize göre... Bu sadece müzik dışı insanların, bilgileri ölçüsünde sizi tanımlama isteğinden kaynaklanıyor... 15 senelik bir birikimi üreten Gece Yolcuları, rock müziğin hangi bölgesinde üretim yaptığını zaten defalarca üretimleri ile anlatmıştır. Biz ‘Melodik Rock’ yapıyoruz. Bu hep böyleydi. Arabesk Rock konusuna gelirsek, bizim bunu yapmadığımız kesin.

Biz gurup olarak “Gece Yolcuları şarkıları ve tarzı” diyebileceğimiz en özgün eserleri, yıllarca kendi kulvarını ve soundunu yaratarak büyük bir emekle oluşturduk... Ardımızdan birçok genç bu kulvarda kendi algılayışıyla müzik yaptı... Kimi arabesk müziği kimi rapi kimi popu kimi de akustik tavrı bizim açtığımız bu kulvarın başarısının üzerinde harmanladı... 2004’te ilk yaptığımız albümde de, daha sonra da hiç bir şarkımızda ve düzenlememizde arabesk müziğini temel alan bir yaklaşımımız olmadı. Olsaydı ondan da gurur duyardık... Tavrımız melodik... Bize konuk olan enstrümanlar yaşadığımız toprakların enstrümanları ve bize bu melodik hattı ifade ederken renk oluyorlar.

Sosyal medyayla aranız nasıl? Son dönemde sosyal medyadan birçok isim sektöre dahil oldu, nasıl değerlendirirsiniz?

Gayet iyi... Bir dijital devrimin içindeyiz ve hepimiz bunu hayatımızın bir parçası yaptık. Artık herkesin kendisinin merkezde olduğu ve kendi şöhretini yönettiği bir dünya var. Sadece müzikte değil, tüm alanlarda çok erken var olmaya çalışıp, kendine önemli bir çevre ve takipçi yaratmak tek amaç. Böylece herkes bu şöhretten faydalanıyor, takipçisine yapabileceği her şeyi vermeye çalışıyor. Müzik, sinema, fotoğraf, yazı, oyunculuk, yetenek, komedi her şeyi... Ama değişmeyen bir şey var ki; yine güçlü olan, erken pozisyonlanan kendini çok daha fazla gösteriyor, daha çok ve hızlı ilerliyor. Yeteneği olmasa da berbat işler yapsa da... Az takipçili harika işler üretenler ise çırpınıyor. Değişen bir şey yok yani. Güzel tarafları da çok tabii sosyal medyanın. En güzel tarafı ise artık her çeşit bilgi ve birikim önünüzde akıyor, hızla iletişim kurup özgürce üretip paylaşabiliyorsunuz... Bu harika...

Peki dijitalleşmenin müzik üretimine etkisi hakkında neler düşünüyorsunuz? Elektronik soundların etkisi vs.

Her şey çok hızlı ve mobil... Bir platforma ve stüdyoya bağlı kalmadan sonsuz bir özgürlükle çalışabiliyorsunuz. Binlerce örnek ve yaratılmış iş, tek tıkla önünüzde... Görsel işitsel araçlar, aplikasyonlar pratik ve paylaşılabilir. Bunlar çok fazla üretimi ve hızlı paylaşımı teşvik ediyor... Yaptığınız hiçbir şeyi yastık altında tutmak istemeyeceğiniz bir çağdayız. Paylaşım çağı... Bunun müziğe etkisini ne zaman mı göreceğiz? Üretimleri ve oradan çıkan büyük ürünleri karşılaştırma şansımız olduğunda... Yani  bir 25-30 yıl sonra... Fazıl Sayların, Sezen Aksuların, Kayahan, Müslüm Gürseslerin çok aranmayacağı güzel günler dileriz müzik adına... Elektronik soundlar ise dijitalleşme ile ilgili değil, o soundlar 80’lerin başlarından beri müziğin hep içinde. Üretim mobil boyutta artık ve bu müzik üretimine büyük bir hız kazandırdı. Tüm araçlar eskisinden daha kolay kullanılıyor...

Müziğe hevesli üniversitelilere neler önerirsiniz?

Gruplar kursunlar... Enstrümanlara temas etsinler... O mükemmel duyguyu yaşasınlar. Mobil cihazlardan bir süreliğine uzaklaşıp özgürlüğün tadını çıkarsınlar... Üretsinler... Gerisi dijital çağda çok kolay... Paylaş yeter!

Son olarak son dönem playlistinizden ilk 5’i paylaşmanızı istesek?

  1. Girls Like You (Maroon 5 ft Cardi B)
  2. Walk me Home (Pink)
  3. Ben yoruldum Hayat (Mümin Sarıkaya)
  4. High Hopes (Panic at the disco)
  5. Deutschland (Rammstein)

Röportaj: Erkmen Özbıçakçı

Yorumları Göster
Yorumları Gizle