GeriKampüs Çanakkale'deyiz, hatırlamak için!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Çanakkale'deyiz, hatırlamak için!

Çanakkale'deyiz, hatırlamak için!

Bugün de biraz tarih koklayalım istedik...

Ülkeler insan olsaydı, maziye şöyle bir bakıp ne hatırlarlardı? İnsan ne hatırlar bir düşünelim. En büyük aşk acısı mı gelir insanın aklına? Bir yakının ölümü mü? Nasıl da mutluyduk o günlerde mi? Hafıza çok acayip bir şey dostlar. İnsan iyiyi, mutluyu, güzeli anmaya meyilli. Ülkeler de öyle olsa? Olamaz mı? Türkiye bir insan olsa, mazisinde Çanakkale’nin genişçe bir yeri olurdu herhalde. Peki, Çanakkale deyince sizin aklınıza ne geliyor? Bir anda otomatikleşmişçesine birlik ve beraberlik içinde, itilaf devletlerine karşı vatanımızı savunduğumuzu anlattığımız sözler değil mi? Bu destansı zaferden; kimin nereden gelip nereye gittiği değil, o an neden Çanakkale’de ve birlikte olduğu dışında bir şey kaldı mı aklımızda? İyi ki kalmadı. Hayat telaşesinde, gündem karmaşasında unutur gibi olduysanız, size iyi bir haberimiz var! Bu hafta Çanakkale’deyiz. Gezmek, eğlenmek ve en çok hatırlamak için!

DÜNYA’NIN EN…

Şehre girer girmez, “yaşanır be burada” hissi doluyor içinize. Garanti. Dolmazsa şehir sizi geldiğiniz yere iade ediyor. Boğazından, her damlası tarihi sayesinde helal olmuş bir denizin geçtiği bu şehirden ayrılmak gezdikçe zorlaşıyor. Zaten, dünyanın en yaşanabilir şehirleri listelerine girebilen nadir Türkiye şehirlerinden kendisi. Henüz köprüsü olmasa da civarında balık yenebilecek muhteşem manzaralı bir boğazı var Çanakkale’nin. 18 Mart Üniversitesi de bu boğaz manzarasından nasipleniyor. Dünyanın en güzel manzaralı üniversitelerinden biri olabilir. Yine de boğazdan köprüsüz aynı tadı alamam diyorsanız size de müjde; yapılırsa dünyanın en uzun boğaz köprüsü olacak Çanakkale Köprüsü yolda! Fakat siz de biliyorsunuz ki dünyanın en güzel yeri olmaya giden yol manzaralı ve uzun bir köprüden geçmiyor. Vizontele’de Nazmi Başkan’ın da dediği gibi, orayı sevmekten geçiyor. 

ÇANAKKALE’Yİ SEVMEK İÇİN 4 SAĞLAM NEDEN!

Esasen Çanakkale’ye gittiğinizde anlayacaksınız ki bir sebebe ihtiyacınız yok. Şehrin sakin ve gürültüden uzak atmosferi sevilmeme ihtimalini ortadan kaldırıyor zaten. Yine de Çanakkale’yi bu kadar çok sevmenin sebeplerine değinmeden geçemezdik. Çanakkale’nin leziz yemekleri, ayrılmak istemeyeceğiniz coğrafyası, mutlaka bir yerinizden yakalayacak tarihi ve pek tabii ki cana yakın, sıcacık insanları.

Çanakkaledeyiz, hatırlamak için

HÖŞMERİM DEĞİL, DEĞİL İŞTE!

Çanakkaleli arkadaşlarınız olmuştur. Birçoğunun yemek mevzuları açıldığında yaşadığı bir trajedi vardır ki, yürek dayanmaz. Övüne övüne anlatmak istedikleri efsanevi peynir helvasına ortamdakilerden biri mutlaka, “höşmerim değil mi o ya” diye yapıştırır yaftayı. Değildir. Bu başka, hatta çok başkadır. Müptelası o kadar çoktur ki Çanakkale dışında bir şehirde tatlıya rast gelindiğinde yıllar önce kaybolan kardeşe kavuşma hisleri sarar insanı. Bunun yanında Çanakkale’de deniz ürünleri haliyle çok başarılı. Sardalyenin ayrı bir yeri var bunların arasında. Ezine’nin peynirini bilmemek mümkün değil zaten. Domatesleri hele! Çanakkale domatesi, domates buysa yediklerimiz ne dedirtiyor resmen! Bölgenin etleri de dillere destan. Kuzu ve oğlak etinden yapılan yemekler oldukça lezzetli. Ayrıca birçoğunuzun adını şimdi öğreneceği; Bulgur Sarması, Avunya Mantısı, Şelame, Kaçamak, Bakla Keşkeği, Taze Fasulye Basması, Soğanlı Pide, Şaşaşura, Köbete gibi yöresel yemekleri yakaladığınız yerde tutup yiyin deriz.

Çanakkaledeyiz, hatırlamak için

GEZMEKTEN KİM USANIR?

Şehrin her yerinde gezmek mümkün. Kordon var ki, hem ucuz hem de eşsiz bir manzarası var. Gelip de Çanakkale Şehitleri Anıtı’nı, Truva Antik Kenti’ni, Çanakkale Deniz Müzesi’ni, Kilitbahir Kalesi’ni, Çanakkale Destanı Anlatım Merkezi’ni görmemek olmaz. Ayrıca yüzde 53’ü orman Çanakkale’nin. Orman oranının yüksekliğinde Kaz Dağları büyük etken. 

Çanakkaledeyiz, hatırlamak için

KAZ DAĞLARI VE ASSOS, DAĞLARDAN DENİZE

Kaz Dağları sonsuz yeşili ve tertemiz havası ile müptelası olunacak bir yer. Turistik imkânlar açısından da oldukça gelişmiş. Birçok butik otel ve değişik konseptte pansiyon var burada. Aşağı, denize ineyim dediğinizde Assos karşılıyor sizi. “Hayatımda girdiğim en iyi denizlerinden biri” demeye hazır olun. Biraz soğuktur suyu. Fiyatlar da yüksek burada, ama çadırlı konaklama imkânları ile maliyeti düşürebilirsiniz. Size tavsiyemiz buraya kadar gelmişken Bozcaada’ya geçmemezlik etmeyin.

BOZCAADA, ÜZÜMDEN ŞİİR YAZMIŞLAR

Bozcaada bir yemek cenneti sayılabilir. Gelincik şerbeti, bademli sakızlı kurabiyeleri ve dillere destan reçellerinin süslediği kahvaltı masaları Bozcaada’yı eşsiz bir tatil noktası haline getiriyor. Adanın üzümleri de asla ziyan edilmiyor. Üzümle yapılıp yapılabilecek her şeyin en iyisi yapılıyor adada. Habbele, Ayazma, Akvaryum koyları ve daha nicesi deniz budur dedirtiyor. Rüzgâr güllerinde gün batımını izleyip sahile iner bir şeyler içerseniz, Bozcaada’dan Gökçeada’ya geçebilecek kadar gezmiş olursunuz.

Çanakkaledeyiz, hatırlamak için

GÖKÇEADA, OLAY KÖYLER!

Gökçeada’da olay köyler. Gezip görebileceğiniz en şirin köylere ev sahipliği yapıyor ada. Badem ve bal çok mühim ada için. Plajları da en az Bozcaada kadar güzel. Aydıncık Plajı, Laz Koyu, Gizli Liman, Yuvalı Plajı gibi denize girme noktalarından hepsi birbirinden harika. Ama size ufak bir öneri; Yıldızkoy bir acayip! Adada konaklama açısından bir sıkıntı yok. Yaz aylarındaki aşırı yoğunluk dışında imkânlar oldukça yeterli. Adaya mevsiminde giderseniz dalış yapın, Ağustos ortalarında Meryem Ana Şenlikleri’ne katılın ve adanın kendine has sakızlı muhallebisini muhakkak deneyin.

KAFASI RAHAT ADAM MEMLEKETİ

Şehrin insanları normalin üstünde bir cana yakınlığa sahipler. Bunda her köşe başında çalan neşeli müziklerinin payı da çok büyük. Darbukanın ritmini, klarnetin cilveli sesini duyduğunuz an sizde de ne sinir kalıyor ne stres. Halkı için en kayıtsız ve kafası rahat halk diyenleri çoktur. Ayrıca insanlar bir hayli öğrenci canlısı. Şehir eskisine oranla biraz daha pahalansa da fiyatlar yine de fahiş değil. Bir süre kaldıktan sonra şehir insanının tatlı şivesini taklit etmekten alıkoyamıyorsunuz kendinizi. Trafik problemi yok, asayiş problemi yok, nüfus problemi yok. Şehrin atmosferi ve samimi insanları birçok büyük şehir yorgununu, bozkır bıkkınını ve sakin, refah bir hayat yaşamak isteyen insanı birkaç saat içinde tavlıyor. 

Çanakkaledeyiz, hatırlamak için

BİRLİKTE VE AYNI ÖZDEN

Truva savaşı… Filmlere, kitaplara konu olmuş, Yunan mitolojisinde yeri ayrı bir aşk hikâyesinin sebep olduğu söylenen savaş işte bu topraklarda geçmiştir. Efsaneye göre Truva Prensi Paris Yunan kraliçesi Helen’e âşık olur ve onu Truva’ya kaçırır. Böylece on yıl sürecek savaş başlar. Truva o dönemin teknolojik imkânları ile fethedilemeyecek kadar güçlü surlarla çevrilidir. Tek çare şeytani Truva Atı planıdır. Truva Atı sayesinde şehir düşer ve on yıllık savaş sona erer. Fakat tarihi kaynaklara göre mesele hiç de o kadar romantik değil, gayet ekonomiktir. Birçok kaynakta belirtildiği üzere Anadolu’nun Kuzeybatısındaki ekonomik yükseliş asıl sebeptir. Sebep her ne olursa olsun bu topraklar bu efsanelere veya tarihi gerçeklere ev sahipliği yapacak kadar zengin bir öze sahiptir. Bu öz, içine bir başka savaşı daha katarak çok daha zenginleşmiştir.

Elbette, Kurtuluş Savaşı ve destansı Çanakkale Cephesi... Çanakkale Savaşı hakkında burada uzun uzun, zaten sizin de en az bizim kadar iyi bildiğiniz şeyleri anlatmaya gerek yok. Ancak, belki de hatırladığımızda içimizi biraz daha rahatlatacak şeyleri söylemekte fayda var. Osmanlı İmparatorluğu’nda onlarca farklı kesimden bu vatanın insanları hep birlikte aynı safta savaşıp canlarını verdiler. Savaşın tarafı olmayan Anzak ve Kuzey Afrikalı binlerce genç de ölenler arasındaydı. Savaş kötü bir şey, evet. Savaşı, savaşmayı unutalım. İnsan zihninde olduğu gibi güzel olan kalsın aklımızda. Yani Çanakkale’nin; inat, inanç, birlik ve aşk gibi güzelliklerin yeşillendiği topraklar olduğunu hatırlayalım.

 

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle