Bana bir yalan anlat

Hürriyet Haber
09.04.2018 - 09:56 | Son Güncelleme:

87. sayımızın İlişki Durumu sayfasında yalanlardan bahsettik.

Sonra uyandım. Ne yaşadıysak yalan olan bir sabaha, uyandım… Dünya kaynar su, oluk oluk aktı. Kalktım yerimden, elimi yüzümü yıkadım, kalbimi kuruladım. Bir daha hiçbir yalanı o kadar çok sevmedim!

 

Ne dediğinle ilgilenmiyorum. Ne hissettiğimi biliyorum! Kelimelerin başını döndürmeyi bırak! Kelimelerin seçme ve seçilme haklarını elinden alma. Bana yalandan oy kullanma. Beni yarı yolda bırakmak için kestirmeden gitme. Düz devam et sen, ben müsait bir acıda inerim. Sonrası, sonrası seni hiç ilgilendirmesin. Yolda olan yolundan gider. Yolundan vazgeçen, her yolda iner.

 

TAM MEVSİMİMDEN VUR BENİ

Kanmaya müsait dertlerim vardı. İnanmaya meczup sebeplerim. Ne dersen evlat diye sahiplenmeye hazır sevgisizliğim. Zemin öyle müsaitti ki, sen yalandan da olsa sevsen beni, ben kendimi Leyla sanacak kadar ahmak. Leyla’ya çok yazık oldu!

Kim bilir ki yalanı hemen? Kim bir yalanı, 1 km öteden tanır? Yalancı mı yazıyordu bir yerlerinde? Bir ben mi okuyamıyordum? Hiç bilmediğim bir dilde, çok eski çağlardan kalma bir literatürde mi gelişiyordu her şey? Neden hep ben vuruluyordum yalandan!

Ne desen inanmaya ihtiyacım vardı çünkü... Az önce gelmiştim yalnızlıktan. Yola çıktığımda mevsim kıştı, bak yaz gelmiş. Yol yorgunluğu vardı üzerimde. Neresi müsaitse orada uyuya kalabilirdim. Kaldım da, sen neden uyutup beni gittin? Uyandığımda dünya yeni bir saat dilimini konuşuyordu. Piyasalar birbirini vurmuş, bakkal Müslüm Abi kepenkleri indirmişti. “Ekmeğin fiyatından haberin var mı senin?” diyorlardı, sonra birkaç gündem sorusu daha, üst üstte ateş ediyorlardı, bense söylediğin son söze bakıyordum hala…

Haklısın ama. Ben olsam, ben de beni vururdum en güzel mevsimimden. Tadı olur, taze olur. Her şey mevsiminde güzel değil miydi hem? Sen de öyle yaptın işte. En güzel mevsimimde… Eline sağlık be!

 

BANA DÜN GECEDEN DAHA ÜZGÜN OLDUĞUNU SÖYLEYEMEZSİN!

Seni haklı çıkaran yalanları ezberliyorum şimdi.

Son birkaç günü anlatıyorum sonra. Ağladığım Ağustos’tu oysa. Geceydi yine savrulduğum, kader çizgimi tamamlamaya çalıştığım.

Kokusunu duyuyordum Alsancak’taki o çingenenin. Gözleri gece, etekleri gece, kalbi bir öğleden sonrası olan… Nereden çıkıp gelmişti ki şimdi aklıma. Sanki aklımda çok yer varmış gibi...

Kan kaybından ölecek bir kazaydı geçirdiğimiz biliyorsun değil mi? Hani hep bir gün daha geçiştirdiğimiz… Sonra sen bir karar vermişsin, yine ben bihaberken her şeyden. Ne güzel gitmişsin ama bir bilsen. Yani isterdim de hani, keşke kalıp bir baksaydın sen de gidişinin ardından. İnsan hiçbir şey söyleyemiyor bu muazzamlığa. Öyle bir gidiş ki, hiç gelmemiş gibi…

 

NE GÜZEL YALANDIN SEN

Öyle güzel bir yaz sabahı gelmiştin ki, her şeyi hazırlamıştım. Sokaklarda demokrasi adına barış, adalet, aşk diye bağırıyorken ben, kapım çaldı.

Sonra sen öyle güzel sevdin ki, okuduğum tüm masal kahramanlarını yalancı çıkaracak kadar çok… Biliyorsun daha önce bu kadar bile sevilmemiştim…

Her şeyin bir yalan, aşkının ise tüm kadınlara eşit olarak dağıtılmış olduğunu öğrendiğimde ise elimden hiçbir şey gelmedi. Çekip gitmekle sakin olmak arasında nasıl bir çekim vardı?

Ben gidemedim, sen bunu çok güzel yaptın ama.

 

Söylesene, aklına soktuğum mutluluğu hangi sabaha kurban etmiştin?

O hangi sabahtı?

Uyandın ve unuttun!

Burayı bağırarak söyle! Beni neden uyandırmadın?

 

Soru işaretlerine takılma sen. Tüm bu olanlar ten kirliliği.

Yine de inandığım en güzel yalandın sen. Bir daha hiçbir yalanı öyle güzel sevmedim ben de.

Annem’e;

Çürümüş diz kapaklarımdan öp beni anne!

Öp ki bir daha inanmayayım onlara.

 

Yazan: Tuğba Badal

Etiketler: ilişki durumu


EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı