GeriKampüs 30 yaş sendromu sağolsun, onu bize bağışladı. Buray tüm yeteneğiyle Kampüs'te ışıldıyor!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

30 yaş sendromu sağolsun, onu bize bağışladı. Buray tüm yeteneğiyle Kampüs'te ışıldıyor!

30 yaş sendromu sağolsun, onu bize bağışladı. Buray tüm yeteneğiyle Kampüs'te ışıldıyor!

Kıbrıs’ta sazlı sözlü bir evde başlayan yolculuğu, yurt dışında onu tek başına bir albüm yapacak yetkinliğe ulaştıracak akademik eğitime sürükledi. Ardından biz dinleyicilerinin minnettar olduğu 30 yaş sendromu sayesinde hayatımıza konuk oldu. Buray müzik yolculuğunu, hayatının ve aldığı eğitimin geçmişten bugüne hikayesini Kampüslüler için anlattı.

Öncelikle müzik yolculuğunun başlangıcını konuşarak girmek isteriz mevzuya. Seni keşfeden birisi oldu mu, ya da kendini keşif sürecini başlatan bir “işte o gün anladım ki” hikayesi var mı?

Olmadı. Müzisyen bir ailede doğduğum için kaderim, yolum, kariyerim zaten az çok belliydi. Babamı bilen bilir zaten, Kuzey Kıbrıs’ta tanınmış ve çok saygı duyulan bir halk müziği sanatçısıdır. Ben küçükken bizim evde müzik sesi ve enstrümanlar hiç eksik olmazdı. Merakla kurcalarken öğrenmeye heves ettiğim bağlama, piyano ve gitar zaten benim her şeyim oldu. Üniversite çağımda da konservatuvar okumayı seçmek kimse için bir sürpriz olmadı.

 

Kıbrıslısın. Adalı olmak nasıl bir his? Ayrıca Kıbrıs’ta birçok farklı kültürün izini de sürmek mümkün. Peki müzikal olarak adalı olmanın sounduna bir yansımasından söz edebilir miyiz?

KKTC’de gerçekten ilginç bir sihir var. Ufacık bir toplumda, başka memleketlerin nüfusuna oranla bu kadar çok müzik ve sanatla uğraşan insanın çıkması oldukça şaşırtıcıdır. Neredeyse tüm müzisyenlerin birbirini tanıması ufaktan tatlı bir de rekabet doğuruyor. Özellikle benim lise dönemlerimde, liseler arası orkestra yarışmaları vardı, ve bu tatlı rekabet beni çok kamçılayıp motive olmamı sağlamıştır. Günün 7-8 saatini gitar çalışarak, besteler yazarak geçirdiğimi hatırlıyorum. Afrodit’in dünyaya çıkarken bu adaya ayak basmasından mıdır nedir, her tarafta bir aşk kokusu, bir ilham kokusu var Kıbrıs’ta. 

 

Akademik eğitimin de müzik üzerine, bir de üstüne Glamorgan Üniversitesi’nde Ses Mühendisliği. Ses mühendisi nedir? Bir de yurt dışındaki müzik üretim iklimi ve ülkemiz arasında ne tür farklardan söz edilebilir?

Yüksek lisans bana, ‘Ses nedir?’den başlayıp, endüstrinin her dalında müzikle kayıt ve performans teknikleri ile ilgili bütün bilgileri profesyonelce tecrübe edebileceğim bir imkan sağlamıştır. Kendi albümlerimi A’daz Z’ye kimseye muhtaç kalmadan doğru ve profesyonel şekilde stüdyolarda hazırlamayı öğrendim. Beste yapmak, aranje yapmak, kayıt yapmak, mix ve mastering yapmak gibi işin tüm bölümlerini bilince tabii ki üretim hızı artıyor. Türkiye’de müzik üretimi ve endüstri bence gayet iyi durumda. Sektörümüzde Avrupa standartlarında çalışan çok çalışkan ve yetenekli insanlar var bence. 

 

Birçok farklı şarkıcıyla çalıştın, besteler verdin. Peki kendi başına bir yolculuğa ikna olduğun an neydi?

30 yaş sendromu. Şöhret olmak, celebrity hayatı yaşamak gibi bir fantazim hiç olmadı benim. Avustralya’da mutlu mesut bir hayat sürerken, Gözde Ançel ile bestelerimizi başka sanatçılara ulaştırırken çıktı bu fikir. Gözde’nin ısrarı ve beni itelemesiyle olaylar biraz gelişti aslında. “Oğlum bak sana bir albüm yapalım, patlarsın!!! Hem daha çok beste satarız!!” diye diye, sonunda beni ikna etti. Ben de “Yaş olmuş 30, bu dünyaya kalıcı bir şey bırakma zamanım geldi,” diye düşünerek albümü hazırlamaya karar verdim.

Bestelerin arasında birçok hit var. Bir şarkıyı hit yapan bir formülden söz etmek mümkün mü?

Tabii.. Çok beste yapmak... Yüz tane şarkı yazarsın iki tanesi hit olur. İki yüz tane şarkı yazarsın dört tanesi hit olur. Sonra elli tane daha yazarsın sekiz tanesi hit olur. Matematik yanıltıcıdır, duygular gerçek. Her şarkının da bir kaderi vardır, kimisi göklere erer, kimisi kaybolur gider. 

 

Peki senin için ülke müziğinde örnek alınacak, geçmişten ve bugünden isimler kimler, sormak isteriz.

Ben 90’lar çocuğuyum. Bir dönem çok Türkçe müzik dinledim. Sonra 2000’lerin sonlarına doğru yurt dışı maceram olunca on seneye yakın Türkçeden kopuk, hep yabancı müzik dinledim ve piyasayı hiç takip edemedim. O zamanki sektöre damga vuran abilerimiz ablalarımız belli zaten, birini saysam diğeri eksik kalacak. 

Müzik paylaşım ve üretim araçları da dijitalleşmeyle birlikte çeşitlendi. Sen dijitalleşmenin sektöre ve müzik üretimine etkileri hakkında ne düşünüyorsun?

Tüketim hızı arttı kesinlikle. En beğenilen veya en fazla tutan şarkının bile ömrü maksimum üç dört ay oldu. Bu da sanatçıları daha hızlı üretmeye zorladı. Dört aydan sonra başka yeni şarkı veremiyorsan unutuluyorsun. CD/DVD devri kapandı. Müziğe erişim kolaylaştı. Bolluk ve bereket akan dijital ortamda insanlar milyonlarca şarkı arasında kaybolmaya başladı. Ve bu bolluk biraz da sıkılganlık getirdi. Artık uzun introlar bitti ve prodüktörler şarkı başlarken ilk beş saniye içerisinde dinleyici tavlama çabasına girdi. İnsanları sıkmadan, dikkat dağınıklığı yaratmadan üç dakikada ne dinletebilirim arayışına başlandı. Bu bollukta Şarkı yazarlarının ömürlük klasik bir hit yakalama şansı da gitgide azalıyor diye düşünüyorum.

 

Müzik için yetenek dışında ne tür faktörlere ihtiyaç var? Yetenekli gençler neye sahip olmak için çalışmalılar ve onlara önerilerin neler olur?

Yetenek sadece başlangıç noktası. Başarılı bir sanatçının sahip olması gereken yüzlerce öğe var. Şarkı söyleme, yazma potansiyeli, dans kabiliyeti, dış görünüş ve imajı, sahnedeki özgüveni, duruşu, anlatım gücü, dinleyici ile diyaloğu, genel kültür seviyesi, ideolojisi, dinleyiciye vermek istediği mesaj, sosyal iletişim ve karakteri, yolculuklara direnci ve dayanma gücü, psikolojik sağlığı, çalışkanlığı gibi yüzlerce şeye bakıyor dinleyicimiz. Ve artık günümüzde şarkıcının kendine yakışan şarkısı/klibi hazır olduktan sonra, dijital ortamda ne kadar marketing ve reklam gücünün olduğu da çok önemli bir faktör haline geldi. 

 

Son olarak playlistinin son dönemde değişmezi olmuş 5 şarkıyı sormak isteriz. 

Onur Mete- Bu Aşktan Gidiyorum

Gökhan Türkmen- İhtimaller Perisi

Fikri Karayel - Yorgunum

Can Güngör- Dışarda Kış

Melek Mosso- Keklik Gibi

 

Röportaj: Erkmen Özbıçakçı

Yorumları Göster
Yorumları Gizle