"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

’Kampanya sevgili’den ayrıldım

Sabah uyandım, zır telefon. Pek kıymetli kız arkadaşlarımdan biri, acil durum tonunda konuşuyor: "Hafta sonu Paris’e gelmek ister misin?".

Birden uyanıyorum tabii, ne de olsa söz konusu olan bir seyahat, bir dolaşım, bir akış. "Nasıl yani" diyorum, "Nereden çıktı?".

Anlatıyor. Meğer THY bir kampanya başlatmış Sevgililer Günü için. Herhangi bir Avrupa, Ortadoğu ya da Kuzey Afrika ülkesine bir kişi 199 Euro’ya, o kişinin sevgilisi de 1 Euro’ya uçabiliyormuş (9-14 Şubat arası).

Canım arkadaşım da işi gücü sebebiyle zaten Paris’e gideceğinden ve bu parayı eninde sonunda vereceğinden beraber gitmenin eğlenceli olacağını düşünmüş. Bana teklif ediyor.

Bu durumda tabii ben, THY’nin kampanyası gereği, arkadaşımın sevgilisi oluyorum!

Durur muyuz, hemen geyiğini yapıyoruz meselenin, "sosyal sevgili" aşağı "kampanya sevgili" yukarı. Hatta aynı gün Selahattin Duman’ın "Belge isteyecek mi sevgililerden THY" diye mevzu üzerine yazdığı şahane yazı, bal şeker oluyor üzerine.

Tabii saatler ilerledikçe benim bir karar vermem gerekiyor. Tıpkı "Münih" filminde Mossad ajanına dedikleri gibi işte: "Bir gün içinde karar vermen lazım. Yoksa asla bir karara varamazsın".

Kesinlikle doğru, insan düşündükçe "Ama şu planım vardı, bu işim ne olacak, peki nerede kalınacak" diye ayrıntılara takılıyor. Ödenecek (kabus) kartları düşünüyorsun filan.

Bu arada belirtmeli: Sevgili bileti 1 Euro, ama havaalanı vergisiydi, şuydu buydu sana ödetiyorlar. O da 74 Euro mu ne. Hadi onu geçtik, bende bir tuhaf enerjisizlik. Bitmeyen kardan ötürü bir tıkanıklık.

Neyse sonuç şu: Vazgeçiyorum kampanya sevgililikten. Öyle ansızın, birden.

Bugün ’kampanya sevgili’ uçuyor Paris’e. Başka bir promosyonda yollarımız çakışır elbet diye düşünüyorum. Umudumu yitirmedim. Aziz Valentin’den umut kesilmez nitekim. Amin.

Levent Yüksel’den kadın şarkıları

Çok içinde olduğumdan bana mı öyle geliyor bilmem, ama şu sıralar herkes albüm hazırlığında. Hani ikinci sınıf mankeninden en ünlü şarkıcısına kadar (oysa satmıyor albümler, niye bu kadar çok proje pörtlüyor ki?).

Levent Yüksel de albüm hazırlığında. Ama onun projesi değişik, o yüzden yazıyorum. Önümüzdeki haftalarda çıkacak albümünde Yüksel, "kadın şarkıları"nı okuyacakmış. Ne demek bu? Yani hep bir kadın vokalin ağzından erkeklere söylenen şarkılar.

Birkaç misalle olayı kafalarda şekillendirelim: Sertab Erener’in "Dargın Değiliz", Sezen Aksu’nun "Git" albümündeki "Beni Unutma" ve Şebnem Ferah’ın "Deli Kızım Uyan" şarkıları ilk akla gelenler...

Nasıl geçebilir hafta sonu habersiz

Pazartesileri hep "nasıl geçti habersiz hafta sonu" yapıyordum. Bu kez tam tersi, hafta sonu gidilebilecek yerlere dair öneriler geliyor. Çünkü o kadar çok "E, bu akşam nereye gitmeli, sen bilirsin" sorusu geliyor ki, bunu yapmak farz oldu (Nitekim bu "sen bilirsin" vurgusu ne çok baskı yapıyor insan üzerinde. Ben mi, o kim?). İşte hafta sonu (bence) iyi gelebilecek mekanlar:

<ı>l
Zoe: Galatasaray Lisesi’nin sokağındaki Zoe’ye hem yemek hem de geç saatte dans etmek için gidilebilir. Kitlesi genç, bohem, genelde reklamcı. Üst kat olması sebebiyle manzarası da var. Ama hemen önünde sarı bir bina var ki çanak antenli, akıllara (ve manzaraya) zarar.

<ı>l Cezayir: Zoe’den aşağı yürüyün, sola dönün. Cezayir’i göreceksiniz. Aşçısı Dilara’nın yemekleri deneysel, özgün. Geç saatteki dans şarkıları ise iyi seçilmiş. <ı>l Moda Teras: Bir da karşı yaka önerisi. "Moda’nın gülü" olan mekanın kış versiyonu, yaz versiyonu kadar iyi. Dj Mabbas çalıyor arada bir.

Koç Grubu özel partisini iptal etti

Daha önce duyurduğum Ajda Pekkan ve Burhan Öçal’lı 15 Şubat’taki "Bella Solide Brillante" adlı özel parti Mart’a ertelenmiş. Nedeni, Koç Grubu’nun İtalya’da bayi toplantısında olan çalışanlarının otobüsle kaza yapması.

Malum, partide Fiat’ın yeni modellerinden biri tanıtılacaktı. Grup, "Bu olay sonrası parti yapamayız" diyerek merakla beklenen organizasyonu iptal etti.

Ne içersiniz efendim?

Bazı mekanların üslup problemi olduğu kesin. Şöyle ki: Giriyorsunuz mekana. Daha üzerinizi çıkarıp soluklanmaya fırsat bulamadan garson bitiyor tepenizde: "Buyrun efendim, ne alırdınız?".

Sanki bir yere kaçılacak, bir dakika boş geçse yenilip içilmeden o mekan batacak! Böyle tuhaf bir durum.
X