"Kanat Atkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kanat Atkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kanat Atkaya

Kamerist-Gençist, Lafarkist ve hatta Avanak Avnist günler

İNSAN aynı korkuyla fazla yaşayamıyor.

Telefon konuşmalarının dinleniyor olmasında korkulacak bir taraf bulunmayanlardanım.

Ancak yine de ağzına geleni konuşamamak insanı sıkıyor.

Bir süre canım sıkıldı, korktum...

Sonra aşmaya karar verdim bu durumu ve bir nevi sivil protesto yöntemi geliştirdim.

Artık her telefon görüşmemde başka bir siyasi kimlik uydurarak tanıtıyorum kendimi.

Belli bir siyasi görüşüm bulunmadığı için son derece de rahatım.

Bir telefonu "Ben Kamerist-Gençist Cephe’den Kanat, buyurun birader" diye açıyorum, diğerini "Lafarkist hareket engellenemez" diyerek Karl Marx’ın damadı, "Tembelllik Hakkı"nın yazarı Paul Lafargue’a selam çakarak...

"Bob Dylanist Kanat’la görüşüyorsunuz... Yaşasın Jimi Hendrix ve dünya halklarını birleştiren gitar soloları... Tek lider: Avanak Avni... Dünyanın bütün kedileri birleşiniz; mama kaplarınızdan başka kaybedecek bir şeyiniz yok!.."

Farkındaysanız eğlenceli de oluyor, rahatlıyor insan.

Bana ne; dinlemekle korkutan koca kulak düşünsün.

Çanak çömlek patlatan gelişme

SÖZ uçar, yazı kalır.

Aslında uzatmaya gerek yok.

Nazlı Ilıcak’ın 6 Nisan’da Sabah’ta yayınlanan "Herkes kazandı; kaybeden yok" başlıklı yazısıyla Mustafa Karaalioğlu’nun aynı tarihte Star’da yayınlanan "Büyük devlet nasıl olunur" yazısını okumak ve sonra "Söz uçar, yazı kalır. Vah, vah, vah!" demek yeterli olur.

Hafıza tazeleyelim...

6 Nisan tarihli yazılar Türkiye’nin "NATO kazanımları" üzerine, coşkuyla kaleme alınmış.

İki güzelleme de Türkiye’nin Rasmussen’in NATO Genel Sekreterliği’ne "No, no, no!" dediği, sonra çark edip "Eh tamam bari, Silviyo’nun hatırı var" dediği olaylı zirvenin ardından gelmiş.

Nazlı Ilıcak yıllardır ibretle izlediğimiz tutarlı tavrını korumuş ve "Win-win... Kazan-kazan..." diye sıralamış:

"1) Rasmussen, İslám dünyasından peygamberimize yapılan ayıp için özür dileyecek.

2) Türkiye’ye NATO Genel Sekreter Yardımcılığı, Afganistan temsilciliği veriliyor; NATO’nun askeri kurmay heyetinde Türk subay bulunacak.

3) Roj TV kapatılacak. Obama kefil..."


Hoyda bre efe! Müjdeler var yurdumun toprağına taşına...

* * *

Mustafa Karaalioğlu ise Başbakan Erdoğan’ın isabet üstüne isabet kaydettiği dış politika tavrına dikkat çekiyor.

Eski model dış politika korkaklığının geride kaldığını muştuluyor.

Böyle güzel, alımlı, minnoş, tatlı, süper, kararlı, seksi, akıllı bir dış politika görülmediğini olmayana vurgu yöntemiyle örnekleyerek anlatıyor.

Ve kreşendo!

Yokuş aşağı giderken gazı kapatıp serbest düşüşe geçiyor ve yazısını şöyle noktalıyor:

"AB üyelik süreci, Ortadoğu ve Kafkasya rolü, Davos resti, NATO pazarlığı...

Büyük devlet retoriğinin, büyük devlet gerçeğine dönüştüğü zamanları yaşıyoruz..."

* * *

Vay be! Okuyunca ben de gaza gelmedim değil.

Fakat güzel uykunuzdan uyandıysanız şu diyeceklerime kulak verin Nazlı Hanım, Mustafa Bey.

1) Rasmussen özür mözür dilemedi. Omzunun çıkmasını bir dış politik başarısı olarak görebilirsiniz yine de... Züğürt tesellisi kontenjanından.

2) Roj TV kapanmadı.

3) NATO, harcamalara katılmak istemeyen ülkeler yüzünden Türkiye’ye yeni bir pozisyon açılamayacağını söylüyor. Yani yok öyle bir "post".

"Bazı ülkeler"den biri Fransa.

NATO askeri kanadına dönmesi için onayımızı bekleyen ve beklediğini rahatça alan Fransa.

Amma kazançlı çıkmışız; say say bitmez.

* * *

Çanak çömlek patladı yani.

Söz uçar, yazı kalır.

Büyük Türk kanaat önderleri açısından ne vahim bir manzara...
X