« Hürriyet.com.tr

Kamerayla sevişenler

"Kamerayla sevişmek" harika bir benzetme.. Ama hemen hakkını teslim edeyim. Bu benzetme bana değil, işini aşkla yapan genç bir yönetmene, Ebru Altay'a ait. Geçen yıl Tv 8 için bir programa hazırlanıyorduk. Sunucu adayımız kameranın Zaga'daki gibi dinamik kullanılmasının iyi olacağını söyleyince Ebru, "Ama o programda Okan Bayülgen kamerayla sevişiyor" demişti.

Nalan Karsan
X

Hazırlamakta olduğumuz program kanalın o günkü yönetim koşulları nedeniyle gerçekleşmedi. Ebru ile de birbirimizi neredeyse bir yıldır görmedik. Ama o benzetmesi aklıma takıldı kaldı. Gerçekten de Okan Bayülgen'i diğerlerinden ayıran en önemli özelliklerin başında bu geliyor. Seyirciyle kurduğu muhteşem bağın sırlarından biri de bu.

 

Hele ki ortalık, yürürken bile konuşmayı beceremeyen "tecrübeli" sunuculardan geçilmezken, kamerayla sevişmek ekranlarımızda kolay kolay rastlayabileceğimiz bir beceri değil. Elbette Okan Bayülgen'in başarısını sadece bu becerisine bağlamak büyük haksızlık olur. Onun televizyonculuk başarısı ayrıntılarına girilmesi gereken başlı başına bir yazı konusu. Benim bu yazıdaki amacım başka. Nihayet kamerayla sevişen birini daha keşfettim, onu anlatmak istiyorum. Hem de geçen hafta verdiğim bir sözü yerine getirip yerilecek örneklerin yanında övüleceklerden de söz etmiş olacağım böylece.

 

Evet, Öykü Serter de kamerayla sevişmeye başladı. Bu cümle biraz paparazzivari oldu ama ne yapayım, serde bugünküne hiç benzemeyen eski usul de olsa magazincilik var. Öykü'nün anonslarındaki farkı sıradan seyirci gözü bile eminim fark etmiştir. Hatta koskocaman sahnede incecik bir kız nasıl böyle devleşiyor, diye merak etmiştir. İşte işin sırrı bu. Tabii bu muhteşem gösteride sunucunun olduğu kadar yönetmenin ve kameramanın da büyük payı var. Nitekim Öykü Serter'in her hafta aynı görsel şöleni tekrarlayamamasının sebebi de bu ortak çalışmada ortaya çıkan aksamalar gibi geliyor bana.

 

Kamerayla sevişme meselesini bu kadar önemsememin sebebine gelince. Televizyon, hayatımıza girdi gireli, ekrana adım atan hemen her sunucu adayından aynı sözleri duyarız: "Ben büyük gösterilerde yer almak istiyorum. Şarkı söylemeyi, dans etmeyi hayal ediyorum. Tıpkı Rafaella Carra Show gibi." Ama bu hayal bir türlü gerçekleşemez. Devasa dekorlar kurulur, sunucumuz şarkı söylemeyi, dans etmeyi de becerir belki ama iş konuşmaya gelince o muhteşem sahnede adeta kayboluverir.Çünkü bir yere çakılır kalır, söyleyeceklerini elindeki kağıttan okur. Olur biter. Bu yüzden de uluslararası güzellik yarışmaları, Eurovision gibi görkemi salondan çok ekrana yansıyacak gösterileri sunsun diye ya asıl işi sunuculuk olmayan çok ünlü oyuncuların ya da ithal isimlerin peşine düşülür. Sunumdaki sıradanlığı sunucunun şöhretiyle telafi edebilmek için.

 

Öykü Serter'in sunduğu son programdaki başarısını işte bu yüzden önemsiyorum. O da diğerleri gibi şarkı söyleyip, dans edebileceği gösteriler hayal ediyor mu bilmiyorum. Ama Türkçe’yi mükemmel konuşan (ah bir de "bayan" deme takıntısından kurtulabilse!), yabancı dil bilen, dersine iyi çalışıp elindeki kağıtlardan medet ummayan, metinlerini kendisi yazabilen, güzel, kostümleri tartışılır ama vücudu düzgün, fotojenik, saygılı, içten ama mesafeli, ekran ışığı denen büyüye sahip sunucuya bu kadar ihtiyaç varken bence "Öykü Serter Show" da olmayıversin. O sadece sunucu olsun, bize yeter de artar bile.

 

Tam bu noktada yukarıda sıraladığım bazı özelliklere itiraz edenleriniz mutlaka olacaktır. Özellikle de "saygılı, içten ama mesafeli" nitelemelerime karşı çıkabilirsiniz. Akademi Türkiye'de sunucuyla yapımcı ( bu hafta öğrendiğimiz yeni bir tabire göre aynı zamanda "formatör") arasındaki "tuhaf çekişme"den rahatsız olanlara yerden göğe kadar hak verir, katılırım. Benim saptamalarım sunucunun sahip olduğu nitelikler. Ama programda giderek yaygınlaşan, jüriyle eğitmenler arasında da alevleneceğe benzeyen tartışmalar artık buram buram senaryo kokmakta. Elbette bu niteliklerde bir sunucunun format gereği de olsa böyle bir rol üstlenmesi kariyerine zarar verir. Senaryo iyice açığa çıktıktan sonra ise seyircinin gözünde inandırıcılığını kaybetmesine yol açar. Fakat bu da onun bileceği bir şey.

 

Hele Biri Bizi Gözetliyor'la özdeşleşmesinin olumsuz yansımaları tam dağılmaya başlamışken yine seyirciyi kavgalarla tahrik edip daha fazla oy toplamayı dolayısıyla daha fazla para kazanmayı hedefleyen samimiyetsiz bir yapımın parçası olmak doğru bir kariyer planı değil elbette. Ama yeteneklerini değerlendirmeyi, saygınlığını ve inandırıcılığını korumayı ancak kişinin kendisini becerebilir. Onun geleceğiyle ilgili umutları olanlar da sadece uyarır. O kadar. Umarım endişelerim yersizdir. Çünkü Öykü Serter'in niteliklerine sahip başka kadın sunucumuz yok.

 

nkarsan@superonline.com

 

 

Kaynak: Nalan Karsan

Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Güney Afrika’nın tatil cenneti: Durban
GezginGezgin
Kuzeyin soğuk şehri: Oslo
GezginGezgin
10 adımda Norveç fiyortları
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Gördüğünüzde gerçek olduğuna inanamayacağınız doğa harikaları
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Dünyanın en nefes kesici 10 yolu
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Tam da şu sıralar gidilmesi gereken yerler! Hepsi hem vizesiz hem de çok ucuz...