"Kalp deliklerine hayati dokunuş”

Güncelleme Tarihi:

Kalp deliklerine hayati dokunuş”
Oluşturulma Tarihi: Nisan 06, 2018 12:13

"Kalp deliklerine hayati dokunuş”

Haberin Devamı

İSTANBUL, (DHA) DOĞUMSAL kalp hastalıklarının tanı ilk konulduğunda pek çok insanı endişelendirdiğini ancak günümüzde bu rahatsızlıkların yüzde 85'inin ameliyatsız tedavi edilebildiğini belirten Memorial Bahçelievler Hastanesi Girişimsel Kardiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ömer Göktekin "Doğumsal kalp deliklerinin tedavisinde açık cerrahi, uygun hastalarda yerini girişimsel yöntemlere bırakıyor. Genişliği 4 cm’yi bulan deliklerde dahi uygulanabilen şemsiye benzeri örgü malzeme ile hastalar sağlığına kavuşabiliyor. Girişimsel yöntemler kalp hastalarına büyük konfor sunuyor " dedi.

Yenidoğanların bir kısmında organ anomalilerine rastlanabildiğini, kalp deliklerinin de bu grupta değerlendirildiğini belirten Prof. Dr. Göktekin, 3 tür kalp deliği olduğunu söyledi ve sözlerine şöyle devam etti: "Bu tür doğumsal hastalıklar, çocukluk çağlarında sessiz seyredebiliyor. Erken dönemde teşhis edilmezse hasta erişkin yaşta bir takım şikayetlerle hekime başvurabiliyor. Doğumsal olarak ortaya çıkan ana aort damarı daralması önemli bir hastalık olmasına rağmen nispeten ileriki yaşlarda ve büyük ihtimalle hipertansiyonla belirti veriyor. Yetişkin çağda tanı alan hastaların tedavi edilmesinin güç ve yaşam beklentileri sınırlı olabiliyor. Bu rahatsızlığın görüldüğü hastaların bazılarında sonraki dönemlerde beyin damarlarına pıhtı atabiliyor ve hastada kısmi felce yol açabiliyor" ifadelerini kullandı.

"KALPTEKİ HER DELİK KAPATILMIYOR"

Bir hastada doğumsal kalp deliği saptandığında, bunun kapatılıp kapatılmayacağı sorusunun gündeme geldiğini belirten Prof. Dr. Göktekin, yapılacak girişimin hastanın yaşamına herhangi bir pozitif etki sağlamadığını belirtti ve "Bu gibi masum deliklerde takip yeterli oluyor. Hastaların bir kısmı ciddi bir şikayeti olmadan, örneğin EKG ile erken tanı alabiliyor. Bir kısmı ise çarpıntı, atipik göğüs ağrıları ve nefes darlığı şikayetiyle hekime başvurabiliyor. İleri evrede nefes darlığıyla gelen hastaların tetkikleri yapılırken kalp deliği tespit edilebiliyor" açıklaması yaptı.

KALPTE ÇİFT SES DUYULABİLİR

Fizik muayenede gelen hastaların kalp sesinde bazen çift ses duyulabildiğini de belirten Prof. Dr. Ömer Göktekin, "Hasta öyküsünde de elde edilen bulgularla ön tanı konulabiliyor. Bu durumda ekokardiyografi istenebiliyor ve varsa kalpteki delik tespit edilebiliyor. Öte yandan hipertansiyon tanısı alan genç bir hastaya rastlanması halinde, bu kişide koarktasyon hastalığının akla gelebilir. Fizik muayene yaparken hastanın hem bileğinden hem de kasığından nabız ölçümü yapılıyor. Sağlıklı kişilerdebilekten ve kasıktan alınan nabız aynı anda atıyor. Koarktasyon hastalarında ise bilekten alınan nabız daha önce gelirken, kasıktan alınan geride kalıyor. Bu da kişide koarktasyon hastalığının varlığını ortaya koyuyor" dedi.

"GİRİŞİMSEL YÖNTEMLER HASTA KONFORUNU ARTIRIYOR"

Kalp deliklerinin girişimsel yolla tedavisinde kullanılan şemsiye benzeri malzemelerin dünyada 25-30 yıldır kullanıldığını da belirten Prof. Göktekin, "Hastada pıhtı oluşuyor ve daha sonra bu beyine gidiyor. Ritim bozukluğu olan hastalarda uzun dönem kan sulandırıcı ilaçlar kullanmak gerekiyor. Özellikle yaşlı hastalar, yan etki yapabilen bu ilaçları kullanmakta zorlanıyor. Kanamaya meyilli oldukları için doz ayarlamada da zorluk yaşanıyor. Bu hasta grubunda kalpte pıhtı oluşan bölgelerde de şemsiye yöntemikullanılıyor. Pıhtı oluşacak bir boşluk kalmadığı için hastanın yeniden felç geçirme ihtimali de çok azalıyor" dedi.

(FOTOĞRAFLI)

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!