Gündem Haberleri

GÜNDEM

    ‘Kalp cerrahı komando gibi olmalı’

    Hürriyet Haber
    08.09.2000 - 00:00 | Son Güncelleme: 08.09.2000 - 00:01

    Amerika'da çok sevilen Türk kalp cerrahı Prof. Dr. Mehmet Öz hayatını mesleğine adadı

    ABD'de ve dünyada hem ameliyatları hem de buluşlarıyla adından sözettiren, projelerine hükümetin destek verdiği kalp cerrahı Prof. Dr. Mehmet Öz, başarısını, çok ve disiplinli çalışmasına bağlıyor. Columbia ve Cornell Üniversiteleri'nin uygulama hastanesi olan New York Presbyterian'da, 1993 yılından beri, Yapay Kalp ve Kalp Nakli Merkezi Direktörlüğü görevini

    sürdüren 40 yaşındaki Prof. Dr. Öz, iyi bir kalp cerrahı olabilmek için hayatını mesleğine adadığını belirtiyor.

    Prof. Dr. Öz, ‘‘Mesleğini iyi yapmak isteyen kalp cerrahlarının, komandolar gibi zor bir hayata hazır olmaları gerekiyor. Gece hayatını, uykuyu, bol yemeği, rahat tatilleri seven ve tercih edenler, kalp cerrahlığı yapamaz’’ diyor.

    Ekibiyle birlikte 7 yılda 200'ün üzerinde yapay kalp takan, bu alandaki buluşlarını tıp dünyasına armağan eden Prof. Dr. Öz, başarısının sırrını şöyle anlatıyor:

    ‘‘Başarılı olmak için kendimi zor bir hayata hazırlamam gerekiyordu. Benim eve gidemediğim geceler çok. Ofisimdeki divanda yatıyorum. Sabah 06.00'da hastanede oluyorum. Gece 21.00-22.00'ye kadar çalışıyorum. Ameliyatsız geçen günüm yok. Yılda 450 ameliyat yapıyor ve 50 konferans veriyorum. Bu yıl İtalya, İsviçre, Japonya, Kanada'da konferanslar verdim. Fransa'da da vereceğim.’’

    BAŞKA ÜLKEDE YAPAMAZDIM

    ABD'de değil de, başka bir ülkede olması halinde benzer araştırmaları yapmasının güç olacağını söylüyor:

    ‘‘Araştırma yapmak çok maliyetli. Ama bazı araştırmalar için hem hükümetten hem de şirketlerden yardım alıyoruz. Örneğin son yapay kalp projemiz için hükümetten 7.5 milyon dolar yardım aldık. Zengin hastalar da yapay kalp projesine destek verdiler. Hükümet destek veriyor. Çünkü biliyorlar ki, ilerlemek ve en önde olmak için araştırma yapmak şart. Çalıştığım hastane New York'un en büyüğü ve araştırma için kaynak ayırıyor. Geliştirilen buluşları da şirketlere satarak gelir elde ediyor.’’

    SANATÇI GİBİ ÇALIŞIYORUM

    Prof. Dr. Öz'ün, ne ameliyatlarından ne de araştırmalarından vazgeçebilmesi mümkün değil:

    ‘‘ABD'de kalp cerrahisinden önce 5 yıl genel cerrahi eğitimi aldım. Sınavda 99.5 alınca da kalp cerrahisinde çalışma şansını elde ettim. Kalp, benim için çok uygun. Ameliyat sonuçları için çok beklemek gerekmiyor. Çünkü, kalpte hata yapıldığında hemen kendini belli ediyor. Ayrıca kalp ameliyatlarında birşey kesip, atmıyorsun. Sanatçı gibi çalışıyorsun. Yeni şeyler, yöntemler keşfedebiliyorsun. Yine de ben ne ameliyat ne de araştırma olmadan yaşayamam. Hergün sabahtan akşama kadar ameliyat yapsam hayattan sıkılırım. Sıkılan bir cerrah çok tehlikelidir. Araştırmalar ve buluşlarla geleceğe miras bırakıyorsunuz. Üstelik hayatı da biraz heyecanlandırmak şart.’’

    Prof. Dr. Öz'ün arkasında, Japon, Çinli, Kanadalı, Portekizli, Brezilyalı, Venezüellalı, Rus ve Türk, bazıları aynı zamanda mühendis de olan hekimlerin çalıştığı büyük bir laboratuvar var.

    Her gün mutlaka ameliyat yapıyor. Ancak ameliyatlardan önce, 1.5-2 saat laboratuvardaki uzmanlarla biraraya geliyor ve yeni projeler üzerinde çalışıyorlar.

    Ameliyat tekniklerine ilişkin projelerini ilk önce ekibiyle paylaşıp tartışıyor:

    ‘‘08.30'a kadar araştırmalarım üzerinde çalışıyorum. Sonra ben ameliyata, onlar da laboratuvara gidiyorlar. Gün içinde e-mail ile haberleşiyoruz. Gerekiyorsa buluşuyoruz. Hafta sonları bile bu tempo sürüyor. Projelerimi hastalar üzerinde denemeden önce iyi ya da kötü olup olmadıklarını kanıtlamam gerekiyor. Laboratuvardaki arkadaşlarım fikrimi beğenmezlerse, yüzde 98 oranda gerçekten ‘kötü'dür. Fikir uygulanabilir bulunursa, laboratuvara gidiyoruz. Hayvanlarda deniyoruz. Başarılı olursa sıra insanlarda uygulamaya geliyor. Uygun vaka çıkınca, hastaya anlatarak yeni yöntem için izin istiyorum. Kabul ederlerse yeni yöntemle ameliyatı yapıyorum. Büyük ihtimalle de başarılı oluyoruz. Her ameliyattan sonra, ‘daha iyi ve başarılı' nasıl olabilir diye düşünürüm.’’

    YETİŞTİRDİKLERİ RAKİPLERİ

    Bu güne kadar yayınlanmış 400 önemli makalesi bulunan Prof. Dr. Öz, etrafında akıllı, çalışkan, güvenilir insanlar bulunmasının kendisi için büyük bir avantaj olduğunu düşünüyor.

    Gülerek, laboratuvarından ayrılanların hepsinin dışarıda da başarılı ve ünlü olduğunu söylüyor, gülerek:

    ‘‘En büyük rakiplerim benim eğittiğim insanlar oluyor. Bu çok güzel ve gurur verici. Laboratuvarımızda, yapay kalp ve mitral kapak onarımında kullanılan bir vida, ameliyatlarda kalp durdurulduğunda kullanılan özel bir ilaç, kalbin genişlemesini önleyen yeni bir teknik geliştirdik. Yapay kalp üzerinde yaşayan hücreleri araştırdık ve niye felç yapmadıklarını açıkladık. Bizim merkezimiz yine göğsü kesmeden açık kalp ameliyatı yapan ilk merkezlerden oldu. Aort anevrizması, lazer üzerine çok sayıda araştırma gerçekleştirdik. Ameliyatta kullanılan yeni yapışkan maddeler geliştirdik.’’

    Araştırmacı yönü bilindiği için, yeni bir fikri olanlar ona ulaşıyorlarmış:

    ‘‘Dünyanın da beni araştırmacı ve geniş fikirli biri olarak kabul etmesinden son derece hoşnutum.’’

    Prof. Dr. Öz, bazı fikirlerini geliştirmek için dışarıdan mühendislerle çalıştığını da söylüyor. Yeni fikirler için yapılan yatırımlar uzun vadede hastaneye büyük kazançlar getiriyormuş. Geliştirilen yeni materyaller şirketlere yüksek meblağlarla satılıyormuş. Kalp kapakçığı tamirinde kullanılan vidanın geliştirilmesi için 8 milyon dolar (Yaklaşık 5.2 trilyon lira) harcamışlar ancak bu buluşun değeri artık 40 milyon doları (Yaklaşık 26 trilyon lira) bulmuş:

    ‘‘Buluşlarımızdan elde edilen gelir büyük oranda hastanedeki departmanıma ve laboratuvara kalıyor. Eyaletimizde bu kadar atak ve yeni bilgiden para kazanan başka bir üniversite yok.’’

    Hem Türk hem de ABD'li gibi düşünebiliyor

    Prof. Dr. Öz, cerrah olan babası Prof. Dr. Mustafa Öz, Cleveland'da eğitimini sürdürürken 1960 yılında dünyaya geldi. 1982'de Harvard Tıp Fakültesi'ni bitirdi. Pensylvania Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde uzmanlık eğitimi aldı. 14 yıldır New York Presbyterian Hastanesi'nde görev yapıyor. ABD'de 1996 yılında ‘Yılın Türk-Amerikalısı' seçildi. ‘Healing from the Hart' adlı kitabı ise 1998'de 350 kitap içinde en iyisi seçilerek ülkenin en prestijli kitap ödüllerinden olan ‘Books for a Better America' ödülüne layık görüldü. Prof. Dr. Öz, kendisini ilginç bir biçimde ifade ediyor:

    ‘‘Ben Türkiyeli'yim. Askerliğimi Türkiye'de yaptım. Hayatımın 4'de biri de Türkiye'de geçti. Mesleğimde de Türk olmanın büyük avantajlarını yaşıyorum. Ben her konuyu hem Türk hem de bir ABD'li gibi düşünebiliyorum.’’

    Geliştirdiği yapay kalpler hastalara takıldı bile

    Prof. Dr. Öz ve ekibinin geliştirdiği yapay kalpler hastalara takıldı bile. 200 gram ağırlığında ve çocuklarla, ufak tefek insanlara uygun olanı şubat ayında ilk kez İsrail'de insan vücuduna yerleştirildi. Ekip bunu biraz daha geliştirdi, güçlendirdi ve daha iri insanlarda kullanılmak üzere düzenledi. Kanın geçtiği bölümde uçak motoruna benzeyen bir motor, dakikada 18 bin dönüş yapabiliyor. Bu kalp de hazirandan itibaren kalp yetmezliğinden şikayet edenlere takılmaya başladı.

    Prof. Dr. Öz'ün, kalp kapakçıklarından mitralin onarımı için geliştirdiği vida da 2001'in ocak ayından itibaren insanlara uygulanacak. ABD Patent Ofisi'nde buluşunu tescil ettiren Prof. Dr. Öz, ‘nitinol' adlı özel bir maddeden üretilen vidaların, anjiyo gibi kasıktan girilen kataterle kalbe ulaştırılacağını belirtiyor. Köpek ve koyunlarda denenen ve iyi sonuç veren yöntemde, göğüs kafesi açılmadan kapaklar onarılacak. Lokal anesteziyle ve EKG çekilerek gerçekleştirilen ameliyat sonrası hasta evine gönderilecek. Proje, ayak damarlarında meydana gelen genişlemeye bağlı sorunlarda da ümit veriyor.

    Yine Prof. Dr. Öz ve ekibinin, kalp yetmezliğinde kullanmak üzere geliştirdiği ‘dacron' adlı maddeden yapılan fileye benzer malzeme de tıbbın hizmetine girdi. ABD'de 1, Avrupa'da ise 21 hastaya takılan filenin içine kalp adalesi yerleştiriliyor. File kalbe tutturuluyor. Böylece genişlemesi engelleniyor. Prof. Dr. Öz'ün verdiği bilgiye göre, filenin takıldığı hastaların yaşam kalitesi tahminlerin çok üstünde.

    ABD'de sebze-meyve, Türkiye'de balık

    Prof. Dr. Öz, yılda ortalama 450 ameliyat yapıyor. Günlük koşuşturma sırasında çoğu kere yemek yemeğe fırsat bulamıyor. Prof. Dr. Öz, bu yüzden cebinde sürekli fındık, fıstık taşıyor:

    ‘‘Gündüz yemek yiyemiyorum. Fındık ve fıstık benim için ideal besin. Kolay, elimin altında. İçlerindeki yağ da vücut için iyi. Besleyici ve pek toksit madde de içermiyorlar.’’

    Prof. Dr. Öz, kırmızı etten uzak duruyor. Amerikalı eşinin ve 4 çocuğunun da vejetaryen olması nedeniyle sürekli sebze, meyve ağırlıklı besleniyor. Ancak Prof. Dr. Öz, özellikle Türkiye'de bulunduğu zamanlarda balık yemekten vazgeçemiyor. Spor ve yoga yapmayı da ihmal etmiyor.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı