"Selçuk Şirin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Selçuk Şirin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Selçuk Şirin

Kalkınmanın Üç Şartı: Özgürlük, Adalet, Dayanışma!

Doğal kaynaklar, jeopolitik konum, tarımsal zenginlikler artık bir ülkeyi ihya etmeye yetmiyor. Şimdi lokomotifi özgürlük, adalet ve dayanışma olan yeni bir kalkınma yarışı var. Türkiye bu yarışta nerede?

The Economist dergisi "2025 yılı En Büyük 25 Ekonomi" projeksiyonu güvenilir bir kaynak. En son yayınlanan projeksiyonda bizde pek tartışılmayan önemli bir sonuç vardı. 2013 yılında 17. sırada olan Türkiye 2025’te bırakın ilk 10’a girmeyi ilk 20 ekonomi arasına bile zor giriyor. Önümüzdeki 10 yılda 3 basamak kaybederek 20. sıraya düşüyor.

Yeni Ekonominin Sihirli Formülü: Özgürlük, Adalet, Dayanışma

Türkiye eğer önümüzdeki 10 yılı kurtaracak bir kalkınma hamlesi yapacaksa bu ancak katma değeri yüksek ürünler üreterek mümkün. Dünyada inovasyona dayalı ekonomilere baktığımızda üç ortak özellik görüyoruz. İlk olarak bu ekonomilerde bilgiye ulaşmanın önünde ekonomik ve siyasal engeller yok. İkinci olarak, inovasyona dayalı ekonomilerde adil rekabet yasal güvence altında. Üçüncü olarak yeni ekonomi dayanışmaya dayalı bir ekosistemde gelişiyor.

Adına bilgi ekonomisi denen bu yeni dönemin temel girdisi aydınlanmadan miras üç ‘eski’ değer: Özgürlük, Adalet, Dayanışma. Peki biz bu üç unsurda dünyada neredeyiz?

Özgürlük Yarışında Neredeyiz?

İnsanların bilgiye ulaşmasının önünde gerek ekonomik gerek politik engeller olduğu zaman yeni fikirler ortaya çıkmıyor. İnsanlar bilgiye özgürce ulaştığında, geliştirdikleri bilgiyi serbestçe paylaştığında inovasyon ortaya çıkıyor. Bu çerçevede Türkiye’nin karnesi zayıf. Bilgiye ulaşma özgürlüğünde 180 ülke arasında 154. sıradayız! Türkiye’de hem bilgiye ulaşmak pahalı hem de bilgiye ulaşmanın ve bilgiyi paylaşmanın önünde ciddi siyasal engeller var. Detaylarını önceki bir yazımda sunduğum aşağıdaki grafik durumu özetliyor. Bir ülkedeki bilgiye ulaşma özgürlüğü, o ülkedeki inovasyon seviyesinin neredeyse yarısını açıklıyor ve inovasyon seviyesi de doğrudan milli geliri belirliyor. Özetle ne kadar özgürlük, o kadar refah!

Figür 1: Basın Özgürlüğü ve İnovasyon

Adalet yarışında neredeyiz?


Hukuksal dayanağı olmayan kalkınma modeli iflas ediyor. İnsanlar yasal güvence altına alınmış adil yarışma koşulları olduğu zaman daha verimli oluyor. Aynı şekilde yabancı sermaye hukukun işlemediği ülkelere ya gitmiyor ya da gidince uzun vadeli yatırıma dönüşmüyor. Bu alanda da maalesef karnemiz zayıflarla dolu. 2014 Hukukun Üstünlüğü Endeksi verilerine göre Türkiye 99 ülke arasında 59. sırada! Detaylarını başka bir yazımda aktardığım aşağıdaki grafiğin de gösterdiği gibi bir ülkede hukukun üstünlüğü arttıkça, o ülkede kişi başı milli gelir ciddi bir şekilde artıyor. Yeni ekonomide hukukun üstünlüğü ihdas edilmeden refah seviyesini artırmak mümkün değil.

Figür 2: Hukukun Üstünlüğü ve Kişi Başına Düşen Milli Gelir

Dayanışma yarışında neredeyiz?

İnovasyona dayalı ekonominin özünde ihtiyacı olana el uzatma, yani dayanışma ruhu yatıyor. Bu da iki yoldan mümkün. 21. Yüzyıl becerisi kazandıran bir eğitim sistemi ve fikir sahibi olanlara sermaye ve know-how sunacak bir teşvik sistemi. Önümüzdeki dönemde Türkiye’nin kalkınmasının önündeki en önemli engellerden biri eğitim karnemizdeki zayıflar. En son yayımlanan PİSA verilerinde hiçbir alanda ilk 40 ülke arasında yokuz. Yaratıcılık ve problem çözme becerisinde, ileri seviyede yaratıcılığa sahip gençlerimizin oranı yalnızca iken %2,2! OECD ortalaması % 11,4. Yeni ekonominin yıldızı Güney Kore’de bu oran % 28!.

Dayanışma kültürünün bir diğer boyutu ise fikir sahibi olanlara hem sermaye hem de know-how desteği sunan bir girişim ekosistemi. Bu alanda kayda değer birkaç teknopark, kuluçka merkezi ve hızlandırıcı dışında tam bir yoksulluk içindeyiz Girişimci ekosistemi bakımından dayanışma ruhunu yeşertmek için alacak çok mesafemiz var.

Özgürlük, adalet ve dayanışma olmadan kalkınmak artık mümkün değil!

Özgürlük, adalet ve dayanışmanın giderek daha fazla rol oynadığı yeni ekonomik rekabet ortamında Türkiye bu alanların hiçbirinde ilk 40 ülke arasında yok. Türkiye önümüzdeki dönemde bir kalkınma hamlesi yapacaksa formül belli. Bilgiye ulaşmanın önündeki engelleri kaldırmak, Hukukun üstünlüğünü ihdas etmek. Yeni kuşaklara 21. Yüzyıl becerileri kazandırıp, fikri olana teşvik sunacak bir ekosistem kurmak. Bu üç koşulu yerine getiremez isek 2025’de bırakın ilk 10’a girmeyi, ilk 20 arasında kalmak bile mümkün olmayacak.

Yeni ekonomik düzende özgürlük, adalet ve dayanışma olmadan soframızda ekmek de olmayacak.

https://twitter.com/SelcukRsirin

X