Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kalkınmada milat 2010

İNSANOĞLU bu, yanılgıya düşebiliyor. Mesela ben, “İzmir’e dair ne olsa beni şaşırtmaz” derdim.

Ne de olsa gazeteci olarak yıllardır İzmir gündemini yakından izlemek zorundayız. Sözün özü neler gördük... Ama, bu kadarını da açıkçası beklemiyordum.
Geçen pazar günü “İzmir Hayal Kırıklığı” başlıklı, İzmir Kalkınma Ajansı’nı (İZKA) irdeleyen bir yazı yazdım. Ajans’ın Genel Sekreteri Ergüder Can, “İzmirli” uzman Zeynep Tansu ve asistanı Cangül Kuş’u da alarak ziyaretime geldi. Hemen şunu söyleyeyim, geçen haftaki yazının genel sonucuyla ilgili düşüncem değişmedi. Ama Genel Sekreter Can’la konuştukça şaşkınlığım arttı. Ve tabii biraz da ümitlendim...
Şimdi neden bu kadar şaşırdığıma gelelim: Biliyorsunuz, İZKA’nın değişik organları var; Yönetim kurulu, 100 kişilik kalkınma kurulu... Şimdi, hepimiz bu kurul üyelerinin, üye olduğu kurulun işlevini tam olarak bildiğini kabul ederiz, değil mi? Kesinlikle. Çünkü bilmeleri gerekiyor. Yoksa ne işi var adamın orada, değil mi? İşte öyle değil. Can’la konuşmamızdan ortaya çıkan sonuç, birçok kalkınma kurulu üyesinin, İzmirli işadamlarını falan saymıyorum bile, kalkınma ajansının asli görevi ve ödevi hakkında gerçekten bilgi sahibi olmadığı yönünde. Fikir var, ama gerçek bilgi yok. Elimde olsaydı, bu 100 üyeye bir kağıt kalem verir, “Kalkınma Ajansı nedir, görevi nedir” diye sorardım. Eminim çok ilginç cevaplar gelirdi... Ama kesin sonucu size söyleyeyim: 100 farklı Kalkınma Ajansı kavramı ortaya çıkardı.

Gelecek yıl tam gaz

Şimdi gelelim, konuşmanın ayrıntılarına. Can, bazı aksaklıklar olduğunu kabul ediyor, bunların başında yönetmelikler var. Çok sert olduğunu ve değiştirilmesi gerektiğini söylüyor. Geçen hafta yazdığım İstanbul Kalkınma Ajansı Genel Sekreterliği’ne aday olmadığını belirten Can, İZKA’nın bütün Türkiye’ye örnek olduğunu vurguluyor: “İZKA Türkiye geneli için çok önemli örnek. Bütün kalkınma ajansları şu anda İZKA’ya bakıyor. Diğer yerlerde kurulan ajanslarının genel sekreterleri İZKA’ya gelip eğitim alıyor. Buna İstanbul’da kurulan kalkınma ajansı genel sekreteri de dahil.” Ne diyelim o zaman daha iyi çalışmak şart oldu. Türkiye’de ilk defa İzmir’de bir bölgesel kalkınma planı hazırlandığını belirten Can, ajansa kapatma nedeniyle sekte vurulduğunu belirtiyor. Geçen yıl kısa sürede 2009’un programını hazırladıklarını, bu yüzden bazı eksiklikler olduğunu söyleyen Can, şu anda onu uygulamak zorunda olduklarını belirtiyor. Ama söylediklerinden anlaşılan milat 2010. Kendileri için önemli olanın 2010 olduğunu vurgulayan Can, “Şimdi bütün bu yaşanan tecrübelerden yararlanarak 2010’nda gerçek anlamda faaliyet gösterip, somut olayları yöneleceğiz” diyor.

Tanıtım karmaşasına son

İzmir’in her halde en sorunlu olduğu ve bir o kadar da kirlilik yaşadığı bir konuya geliyoruz: Tanıtım. İZKA bu konuda önemli bir adım atmak üzere. Can, şu anda ihale şartlarını hazırladıklarını belirterek, “PR, reklam filmi hazırlanması gibi konularda ihaleye çıkacağız. Yakında ihaleye katılacak firmaları da bilgilendireceğiz. Bu konuda Büyükşehir dahil bütün kurumlardan destek sözü aldık. Tek elden bir dağıtım stratejisi olacak. Bunun iki kolu olacak; turizm ve yatırım.”

İzmirli ilgi göstermiyor

Konu uzman alımına gelince sözü İzmirli Tansu alıyor, “Bu konuya değindiğinize çok sevindik, en azından ilgi artar artık” diyerek. Sonra da, “İzmir’den gerekli özelliklere sahip başvuru olmuyor” diye ekliyor Can. “Eleman alımının koşulları da yönetmeliklerde belirtilmiş. Bu konuda bunun dışına çıkamayız. Dil konusunda belge isteniyor. Yeni mezunsa KPSS isteniyor. Yok, bir yerde çalışmışsa zaten deneyim isteniyor. Bu anlamda kimseyi göz ardı etmiyoruz ve kayırmıyoruz. İzmirliler önceki alımlarda ilgi göstermediler.”

Hibe programında şaibe yok

Can’a, KOBİ ve Sosyal Kalkınma Mali Destek Programları çerçevesinde dağıtılan hibe kredilerde politik gözetme konusunda dedikodular olduğunu hatırlatınca, “Sistem hiçbir şaibeye yer vermiyor” diyor. Seçim sürecini anlatan Can şöyle konuşuyor: “Bize proje geliyor. Bağımsız uzmanlar değerlendiriyor. Kurumda çalışmayan iki uzman denetliyor. Taban puan 65, buna göre not veriyorlar. İkisi de bir birinden habersiz. Ve projenin kimin olduğunu bilmiyorlar. Buna göre, 65 üzeri not a alan projeler, İzmir’deki kurumlardan gelen 5 uzmandan oluşan komiteden onay alıyor ve en son da yönetim kurulu onay veriyor. Bu süreçte bizim müdahalemiz yok. Ayrıca biz hangi proje sahibi, hangi politik partiye yakın, bilemeyiz.”

Değerlendirme sizin...

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI