"Melis Alphan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melis Alphan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melis Alphan

Kalkınma ve çevre ikilemi

BAŞTAN şunu söyleyeyim...

Bugüne kadar Türkiye’de çevre meselesini sallayan tek bir hükümet olmadı.
Yani, kimse çevre politikalarımızın öteden beri muazzam olduğunu ve AKP’nin bunu bozduğunu iddia edemez.
Ancak...
Bugüne kadar hiçbir hükümet de çıkıp “Biz çevrecinin daniskasıyız” demedi.
Diyemezlerdi. Çünkü değillerdi.
Aynen AKP’nin diyemeyeceği gibi. Çünkü değil.

**

Ülkeler uygarlaştıkça insanlarının duyarlılığı artar.
Bizde de böyle olması gerekirken, çevre talanı artarak sürüyor.
Hem de zamanın ruhu çevreyi önemserken.
Bu nedenle, Gezi direnişinin 3-5 ağaçla başlamasına şaşırmamak gerek.
Benim şaşırdığım, hükümetin bunu nasıl göremediği, doğru okuyamadığı, hâlâ çıkıp “Milyarlarca milyar ağaç diktik. En çevreci biziz” diyebildiği.

**

Doğru, yatırım süreçlerinin yoğunlukta olduğu ülkelerde kalkınma ve çevre ikilemi yaşanır.
Biz de böyle bir dönemden geçiyoruz.
Kızıyoruz ama Başbakan’ın, bakanların her daim kürsüye çıkıp rakamlarla konuşması bundan.
“Ekonomiyi şöyle iyileştirdik. Bu isyan neden” diye sitem etmesi bundan.
Biz ayrı bakıyoruz, onlar ayrı.
Bizim çevre katli diye gördüğümüzü erk sahipleri “ülkeyi kalkındırmak” diye tercüme ediyor.
Bu ikilem sürerken, toplumun bir kısmı ile hükümet ayrı uçlarda seyrederken...
Bir orta yol bulmak şart.
Yatırım ve ticaret etkinliklerinin sınırlarını belirlemeyle ilgili kararlar alınması şart.
Bunun için de konuyla ilgili gerekli ve doğru bilgilerin zamanında ve hızlı akışı şart.
Medyanın bu konulara eğilmesi şart.
Medyadan haberi alan milletin hesap sorması şart.
Hükümetin millete hesap vermesi şart.
Ortada bir yerde buluşmak şart.

**

Bu ikilemi başta hükümet kendi yaratıyor.
Çevre ve Şehircilik diye bir bakanlık olur mu?
Ama bizde var.
Ve sadece kalkınmaya odaklı bir hükümetin bu adlı bakanlığında yolu yok, ‘Şehircilik’ ‘Çevre’yi her zaman yer.

**

Nitekim, bunu en acımasız haliyle İstanbul’da yaşayanlar tecrübe ediyor.
TEM kenarına dikilen fidanlar bize fayda etmiyor.
Yıllardır, gürültüsü, tozu, dumanı giderek artan bir şantiyenin içinde yaşamaktan bitap düştük.
30 yaşından sonra alerji sahibi olduk.
Her sabah kuş sesleri yerine dozerlerle uyanmaktan bıktık usandık.

**

Madem bu kadar çevrecisiniz...
Dünyanın en önemli kuş göç yollarından birinin üzerine havalimanı kurmak niye?
Sürdürülebilir enerji kaynaklarına yönelmek varken, koca bir milletin hayatını riske atıp nükleer santrallar kurmak niye?
3. köprü için ÇED yönetmeliğini delmek niye?

**

Rant eksenli çevre politikası olmaz.
Amacınız bu ülke kalkınsın, biliyoruz.
Ama bu telaş niye?
Varsın para içinde yüzmeyelim...
Toprağa, ağaca, suya saygımız olsun yerine.

X