Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Kaliteyi, sivil toplum artıracak

    Ayşe AYDIN
    10 Kasım 2001 - 12:40Son Güncelleme : 10 Kasım 2001 - 12:40

    Kalite Derneği (KALDER) tarafından bu yıl 10'uncusu düzenlenecek Kalite Kongresi için geri sayım başladı. 13-15 Kasım'da gerçekleşecek kongreye iş dünyası ve sivil toplum örgütleri temsilcileri ile akademisyenlerden oluşan 113 yerli ve yabancı konuşmacı ile iki binin üzerinde izleyici katılacak. Geçtiğimiz yıl ana teması 'Kamu Sektörü'nde Kalite' olan kongrede bu yıl sivil toplum kuruluşları (STK) mercek altına alınacak. 'Sivil Toplum Kuruluşları ve İyi Yönetişim' temalı kongre Avrupa'nın en büyük, dünyanın ise ikinci büyük kalite kongresi ünvanına sahip. KALDER Başkanı Yılmaz Argüden ile kaliteli bir STK'da olması gereken özellikler ve Türkiye'nin kalite yolculuğunu konuştuk.

    10. Kalite Kongresi’nin ana temasını sivil toplum örgütleri olarak belirlemenizin nedeni nedir?

    - Sivil Toplum Kuruluşları'nı (STK) seçmemizin üç nedeni var. İlki STK-devlet ilişkisi. Dünya genelinde demokrasinin yapısı değişiyor. Temsili demokrasiden katılımcı demokrasiye geçiş var. İnsanlar oy kulanmakla tatmin olmuyor, karar sürecine de katılmak istiyorlar. Bu kadar insanı siyasete kazandırmak imkansız. İnsanlar bu isteklerini STK'larla gerçekleştirebilirler.

    STK'ların önemli olduğu bir diğer mecra özel sektör kuruluşları. Şirketler artık sosyal sorumluluklarına verdikleri önemle de ön plana çıkmak istiyorlar. Bir şirketin başarılı olduğu yalnızca bilançosundan anlaşılmıyor. Bu aşamada STK'larla işbirliği yapmak gerekiyor.

    Üçüncü neden STK'ların iç yapıları. Daha fazla şeffaflık, daha iyi yönetim ve katılımcı demokrasi gibi amaçlarla örgütleniyorlar. Ancak bunları isterken kendi içlerine de dönüp bakmaları gerekiyor. Her kurumun açıklığa ve şeffaflığa önem vermesi gerekiyor.

    Türkiye'deki STK'ları nasıl değerlendiriyorsunuz?

    - Türkiye'nin bu konuda alacak yolu var. Yönetim anlayışının değişmesi gerekiyor. KALDER'den örnek verebilirim. Kalite altyapısının geliştirilmesi için AB, Türkiye'ye 13 milyon Euro'luk bir yardım yaptı. Bu paranın yönetimi Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı ile KALDER'e verildi. Bu durum yaptığımız çalışmaların boşa gitmediğinin bir göstergesi.

    Türk halkının STK'lara bakışı nasıl?

    - Yurtdışıyla kıyaslarsak destek yeterli değil. ABD'de her yetişkin vatandaş haftada ortalama üç saatini STK'lara ayırıyor. Önümüzdeki 10 yıl içinde bu saatin beşe çıkması gerekiyor. Türkiye'de bu oranlar çok daha az. Katılımın artması gerekiyor.

    'Kaliteli' bir sivil toplum örgütü nasıl olmalı?

    - Toplumun gerçek bir ihtiyacına cevap vermesi gerekiyor. Var olan açıklar için kaynak bulmalı ya da kaynakları yönlendirmeli. Bunları yaparken şeffaf olmalı. Hesap vermesi lazım. İyileşmek için çaba göstermeli, katılımcı bir anlayışa sahip olmalı.

    Sizce Türkiye'deki STK'lar bir şeyleri değiştirme gücüne sahip mi?

    - Kesinlikle sahip. Önemli olan bilimsel düşüncenin üretilmesi. Kim bunu üretirse ve sağlam olduğunu ortaya koyarsa herkes tarafından benimsenir. Dünyadaki örneklere bakalım; köleliğin kaldırılması STK'lar sayesinde oldu. Küresel ısınma karşıtı çalışmalarda da STK'ların büyük katkısı var. Bunlar dünyada insanların hayatını etkileyen çok önemli sorunlar. Bazı durumlarda devletlerle çatışarak da olsa haklılıklarını kanıtlıyor STK'lar.

    STK'lar yalnızca gönüllü çalışan kişilerden mi oluşmalı?

    - Kesinlikle ücretli çalışanları da olmalı. Gönüllüler çok önemli fakat yeterli değil. İşlerin profesyonel kadrolarca desteklenmesi gerekiyor. KALDER'de 20 kişi ücretli olarak çalışıyor. Yönetim kurulu gönüllülerden icra kurulu profesyonellerden oluşuyor. KALDER 'ödünç yönetici' modelini uyguluyor. Buna göre Koç, Sabancı ve Eczacıbaşı gibi Türkiye'nin büyük holdingleri, yöneticilerinin bir süreliğine KALDER'de çalışmasını istiyorlar. Bu süre zarfında yöneticiler şirketlerinden maaş alıyorlar. Profesyonellerimizin bir kısmı bu gruptan.

    BM ve Dünya Bankası kongreye nasıl sponsor oldu?

    - BM ve Dünya Bankası'yla biz bağlantıya geçtik. Kongre ilgilerini çekti ve sponsor oldular.

    Kalite ödülü kriterleri kapsamında şirketlerin işten çıkarma yapmaması da var mı?

    - Hayır yok. Değerlendirmeyi uluslarası standarda uygun olarak yapıyoruz. Çalışanlarının çıkarlarını gözetip gözetmedikleri önemli tabii. Ancak bazen çalışanlarınızın işlerine son verirken de çıkarını gözetmelisiniz. Müşterilerinin sesini dinliyorlar mı? Bunu nasıl yapıyorlar? Rakipleriyle kıyaslama yapıyorlar mı? Yöneticilerin fonksiyonu ne? Tedarikçinizi önemsiyor musunuz? İlk bakışta kriterlerdeki İK faktörü yüzde 10 gibi görünüyor. Ancak temeline bakılırsa kriterlerin yüzde 50'si insan kaynakları yönetimine dayanıyor. Ödül sürecinde çalışanlarının mutlu olup olmadıklarını nasıl anlıyorlar, performanslarını ölçüyorlar mı gibi sorulara da cevap arıyoruz.

    Türkiye'de kaç kuruluş kalite yolculuğunda?

    - Kamudan ve özel sektörden bine yakın kuruluş var diyebilirim.


    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı