Kaliteli işçilik ve ucuz maliyet Tuzla’yı Hollanda ve İtalya’dan sonra üçüncü sıraya oturttu

Savaş ÖZBEY
26.07.2003 - 21:17 | Son Güncelleme: 26.07.2003 - 21:17

Son birkaç yıldır Tuzla dünya zenginlerinin uğramaya başladığı bir yer haline geldi. Sabiha Gökçen Havaalanı'na inen özel uçaklardan doğruca Tuzla Tersanesi’ne yönelen ultra zenginlerin buraya başka hiçbir yere uğramadan yaptıkları günübirlik ziyaretlerin nedeni Tuzla'daki tersaneler.

Sayıları yüze yaklaşan irili ufaklı bu tersanelerde istenilen her boyda, her türde yatlar inşa edilebiliyor. Kaliteli işçilik ve ucuz fiyatlar Tuzla'yı dünyada adı geçen bir yat üretim merkezi haline getirdi.

BU SAYEDE FORMULA 1

Formula 1 yarışlarının patronu Bernie Ecclestone da Türkiye'yi yatını yaptırdığı Tuzla tersaneleri sayesinde tanıdı ve yarışlar o sayede Türkiye'ye alınabildi. Ecclestone Tuzla'da yapılan ilk teknesinin kalitesinden o kadar memnun kaldı ki, 58 metrelik yeni yatını da Tuzla'ya sipariş etti.

Aynı biçimde Brunei Sultanı da kendi özel yatı için Tuzla tersanelerini ziyaret edenlerden. Dubai'de inşa edilen ve gövdesini Almanların yaptığı 160 metrelik giga-yatın önemli bir kısmını Türk armatör Kahraman Sadıkoğlu üstlendi. Kamuoyu Sadıkoğlu'nu Atatürk'ün yatı Savarona'da yaptığı revizyonla tanıyor.

Tuzla'nın müşterileri arasında yatlara olan düşkünlüğüyle tanınan sterlin milyoneri İngiliz Tom Perkins de var.

SAHİPLERİ SAKLANIYOR

Tuzla'nın prestijini artıran son bir olay da siparişi kimin verdiği sır gibi saklanan 87 metrelik yat. Bittiğinde dünyanın en büyüğü olacağı söylenen rüya yelkenli, gezdiği sularda Tuzlalı usta ellerin yeteneğini sergileyecek.

İyi yapılmış bir motoryatın (yelkensiz) metre fiyatı yarım milyon dolar civarında. Ecclestone'unki gibi 58 metrelik bir yatın fiyatı 20 milyon doların üstünde. Sipariş edenin özel istekleri doğrultusunda bu fiyat daha da artabiliyor.

Bu yüzden bu tür siparişler veren zenginlerin isimleri gizli tutuluyor. Zaten Ecclestone'un verdiği sipariş de basına bir yanlışlık sonucu sızdı. Ama Formula 1'in patronu Ecclestone yatından o kadar memnun kaldı ki, ilk yatından sonra satmaya karar verdiği eski yatını da Tuzla'da revize ettirdi ve şimdi 58 metrelik yeni oyuncağı için sık sık Tuzla'ya geliyor.

Yatların fiyatları boylarına, yapıldıkları malzemeye ve müşterinin özel isteklerine göre değişiyor. İçinde yüzme havuzu olan bir tekneyle olmayanın fiyatı aynı değil. Yirmi metrelik ahşap bir yatın fiyatı yaklaşık 1 milyon dolar. Eğer bu tekne ahşap yerine kompozit olursa, fiyat 2.5 milyon dolara çıkıyor. Ama uluslararası ölçü iyi yapılmış bir motorbot için metre fiyatının yarım milyon dolar olduğu yönüde.

BROKER'SIZ YAT ALINMAZ

Bu kadar pahalı ‘‘oyuncaklar’’ tabii pazardan alınır gibi alınmıyor. Bunun için dünyada bu işle uğraşan broker adı verilen aracılar var. Bu aracılar tersaneleri, fuarları dolaşıyor, alıcıyla üreticiyi biraraya getiriyor.

1970'lerin başlarından itibaren Ulaştırma Bakanlığı'nın yer tahsisiyle oluşmaya başlayan Tuzla tersanelerinde bugün yılda 5 megayat (35 metre üstü) ve ellinin üstünde orta boy yat (10-35 metre) inşa ediliyor. Sektörün yıllık cirosunun 150-200 milyon dolar civarında olduğu tahmin ediliyor. Bu miktarın yaklaşık 60-70 milyon doları Türkiye'de kalıyor. Yan sektörler hariç Tuzla bölgesinde 5 bin kişiye istihdam sağlanıyor. Bu rakamlar beş yıl önce telaffuz bile edilemiyordu.

Dünyanın önde gelen yat üreticileri Hollanda ve İtalya. Bu ülkeler seri üretim yapabilecek yatırımlara sahipler. Türkiye'nin avantajı ise butik yani terzi usulü sipariş üzerine üretim yapabilmesi. Ahşap konusunda çok iyi olan Türk tekneleri markalaşmış Hollandalı ve İtalyan firmalar tarafından alınıyor, başkalarına satılıyor. Ama yatların Türk malı olduğunun bilinmesi istenmiyor.

Tuzla'nın en önde gelen kompozit yat üreticisi Proteksan'ın dizayn başmühendisi Tanju Kalaycıoğlu yer kısıtlılığının sektörün en büyük sorunu olduğunu söylüyor: ‘‘Daha geniş inşa alanlarımız olsa, daha çok iş getirebiliriz. Bu da daha çok istihdam daha çok katma değer demek. Çünkü yat inşası her aşamasında işini bilen usta insanlar isteyen emek yoğun bir iş.’’

Yakın zamana kadar yat Türkiye'de üretilse bile iç dekorasyonu için tekneler dışarı yollanıyordu. Bu durum tersine dönmeye başladı. Yatlar yaşama alanlarının dizaynı ve makyajları için artık Türkiye'ye geliyor. Türkiye aynı zamanda bakım ve yenileme için de gelecek vaat eden bir liman.

Tekne üreticileri en büyük yat müşterilerinin parti-boat müşterisi olduğunu söylüyor. Bunlar genelde marinada bağlı duran sadece eşe dosta hava atmak ve parti vermek için kullanılan yatlar. Asıl amaç gösterişle prestij kazanmak.

Ama yat modası da hızla değişiyor. Şimdiki yaklaşım gösteriş için kullanılan yüzen apartmanların yerine, yolcularını denizden soyutlamayan, daha özel üretim yatlar. Geliştirilen yeni modellerle birlikte Amerikan modası yerini daha Avrupalı bir estetik kaygıya terk etmeye hazırlanıyor.

2000'lerde 90'ların ultra modern döşeme anlayışı yerini light-modern tabir edilen yeni bir dekorasyon anlayışına bıraktı. 80'lerin alanları karanlıklaştıran maun döşemeleri tamamen terk edildi, yerde düz halı, yumuşak renkler ile kumaş ve deri kullanımı yaygınlaştı.

TUZLA’NIN BAŞLICA TERSANELERİ

Yıldız: Ahşap ve yelkenli konusunda uzmanlaştı. Tamamen Türk kadrolarla çalışan bir İtalyan yatırımı.

Yonca-Onuk: Kompozit yani ileri elyaf malzeme üzerine uzman. Askeri botlar üretiyorlar.

Proteksan: Çelik gövde ve alüminyum üstyapı konusunda uzman. Tamamı Türk yatırımı olan bir Profilo kuruluşu.

Aybike Yatçılık: Yatların yaşam mahalleri üzerine uzman. İrili ufaklı bütün firmalara dekorasyon ve döşeme hizmeti veriyorlar.

Sahil koruma botları Tuzla’da yapılıyor

Tuzla'da sivil tekneler gibi askeri botlar da imal edilebiliyor. Askeri deniz araçları konusunda uzmanlaşan Yonca-Onuk ortaklığı 1997 ve 98 yıllarında Savunma Sanayii Müsteşarlığı tarafından açılan uluslararası ihaleleri kazanarak bugüne kadar 20 adet Onuk MRTP15 (16 metre) ve 6 adet Onuk MRTP29 (20 metre) bot üretti. 7 bin 300 beygir gücünde motorlarla çalışan her iki bot da 45 knot hız yapabiliyor. Bu da saniyede 5 ton su püskürtmesi demek. Bu botlar Sahil Güvenlik Komutanlığı ve KKTC Güvenlik Kuvvetleri'nde bulunuyor. Firma bu tasarımlarıyla Pakistan'ın açtığı ihaleyi de kazandı.

En büyük Türk tasarımı

Bernie Ecclestone'un Proteksan tarafından inşa edilen 58 metrelik megayatı, 400-500 bin adam/saat emeğin sonucunda 2005'te tamamlanacak. 20 milyon doların üstünde bir fiyata malolacak yatın bittinde dolu ağırlığı 860 ton olacak. Türkiye'de bu ağırlığı kaldıracak vinç olmadığı için yat 'Fatih usulü' kızak üstünde denize indirilecek. Bulunduğu yerden denize kadar 6 kez köşe dönecek yatın denize indirilmesi bir hafta sürecek. Mega oyuncak, bugüne kadar yapılmış Türk tasarımı en büyük yat.

FERRARI YAPMAK GİBİ

Proteksan Dizayn Başmühendisi ve söz konusu 30 trilyonluk teknenin dizaynırı Tanju Kalaycıoğlu (42), tekne yapmayı Ferrari yapmaya benzetiyor: ‘Bu tür bir işle uğraşanlar ister istemez denizle haşır neşir oluyor. Yat yarışlarına katılıyorum. Yelken Dünyası adlı derginin yayın kurulundayım. 1961 İstanbul doğumluyum. Yelken işine ilk olarak babam ve arkadaşlarının kurduğu Suadiye Yelken Kulübü'nde başladım. Robert Koleji bitirdikten sonra İngiltere'ye gemi inşası okumaya gittim. Türkiye'ye döndükten sonra çeşitli tersanelerde çalıştım. Askerliğimi de yine Taşkızak Tersanesi'nde yaptım. Ama yat işi bana gemi inşasından daha cazip geldi. Yat yapmak Ferrari yapmak gibi, gemi tasarlamak ise kamyon tasarlamak gibi geliyor bana. Bir yat tasarlarken kendinizi bireysel olarak daha fazla ifade edebiliyorsunuz.

SATIN ALMAK BAŞLANGIÇ

Bir yat için harcanan para satın almakla bitmiyor. Yat masrafları asıl satın aldıktan sonra başlıyor. 30 metrenin üstündeki bir teknenin yıllık masrafı 80-100 bin dolar arasında:

Yakıt masrafı bir otomobille kıyaslandığında çok yüksek. 50 metrelik bir yat saatte 300 litre mazot yakıyor

30 metrenin üstünde bir tekne için bir kaptan, bir çarkçı, iki de gemici personel gerekiyor. Personel maaşları ne kadar kalifiye olduklarına göre değişiyor. Örneğin bir kaptanın aylık maaşı 1000-3 bin dolar arasında. Toplam yıllık personel gideri 40 bin doları buluyor.

Yatın bağlı bulunduğu marina için de ücret ödeniyor. Bu ücret günlük olarak 150 dolara kadar çıkabiliyor.

Yatın periyodik bakım ve onarım masrafları var.

Yat sahipleri için jeneratör masrafı da önemli kalemlerden biri. 50 metrelik bir yatta küçük bir köyü besleyebilecek kadar enerji tüketiliyor.

ŞAKİR YILMAZ

(Yonca-Onuk Ortaklığı YK Başkanı)

Bizim ekibin tasarımı Amerika’da ödül aldı

Bizim ekibimizin tasarladığı Yontek 105 ABD'de endüstriyel tasarım ödülü aldı. Bu ödül ilk defa bir yat için verildi. Bu işin sırrı doğru insanları doğru işi yapabilmek için biraraya getirebilmekte. Galatasaray Ticari İlimler mezunuyum. Uzun yıllar ticaretle uğraştıktan sonra bu işe atıldım. Benim de teknem var ama vakit bulup denize açılamıyorum. Gençken kendim için şöyle bir tekne istiyorum diyordum ama artık geçti. Şimdi hevesim hep daha iyiyi tasarlamak, onu yaptıktan sonra daha iyisini hayal edip ona girişmek.

EKBER ONUK (Yonca-Onuk YK üyesi)

Muhafazakar zenginler bunları satın almaz

Ben 1972 yılında burada balık avladığımı hatırlıyorum. Şimdi Tuzla Avrupa'nın en önemli yat üretim merkezlerinden biri oldu. Ama bu yetmez. Markalaşmak gerekiyor. Markalaşma sadece sektörel bazda olmaz. Yani yat konusunda İtalya ile rekabet edecekseniz, otomotivde de Ferrari üretebilmelisiniz ki malınız için 'aa bu Türk malı' densin. Üretilen bu yatların Türkiye'de fazla piyasası yok. Koç, Sabancı gibi Türk zenginler var ama onların muhafazakar bir harcama anlayışları olduğu için, bu tip yatlar dünya pazarı için üretiliyor. Bu yatların hedef kitlesi 5 yılda bilişim teknolojisinden 20 milyar dolar para kazanmış, bir araba için bir milyon dolar harcayabilen insanlar.

İsmail MİMAROĞLU

(Aybike Yatçılık Gen. Md.)

Yat müşterisi sadece para bırakmaz

Çoğu alıcı milyonlarca dolar yatırdığı bu tekneyi alırken makine dairesini görmez bile. O yüzden dekorasyon çok önemli. Sektör toptan bir gelişme içinde. Bir yandan büyük yatları yapabilecek firmalar oluşurken, diğer taraftan bunların vitrinini düzenleyecek bizim gibi firmalar oluşuyor. Onlar olmadan biz, biz olmadan onlar olamaz. Ucuz ve kaliteli işgücü en büyük avantajımız. Çünkü butik çalışıyoruz. Müşteri hazır bir şeyi almaya değil, elinde projesiyle, bunu yapacak adamı bulmaya geliyor. Türkiye bunlara fiyat veriyor. Bu müşteri Türkiye için her bakımdan kazanç. Harcamayan turistle para bırakan turist farkı gibi. Bernie Ecclestone yatını Türkiye'de yaptırmasa Formula yarışları Türkiye'de biraz zor düzenlenirdi. 53 metrelik yatına monte edilen bir tır dolusu elektronik cihazdan daha büyük bir kazanç bu.

Aybike Ulutaş

(Aybike Yatçılık Üretim Şefi)

Erkek yoğun bir sektörde çalışmak zor tabii ki

1976 doğumluyum. Bilkent Üniversitesi Turizm Bölümü'nü bitirdim. Çocukluğumdan beri bu işin hayalini kurdum. Babam bu sektörde olmasaydı bile ben yine de bu işi yapardım. Zaten ilk işim kendi firmamızda olmadı. Çocukluğumda bütün haftasonlarım Küçüksu'daki imalathanelerde geçti. Bu işe girmek için yaratıcı olmak gerekiyor. İşiniz bittiğinde insanların gözlerindeki beğeniyi görmek müthiş bir duygu. İleride kendim için de bir tekne yapmak istiyorum. Erkek yoğun bir sektörde çalışmanın zorlukları var elbette ama ben çocukluğumdan beri bu işin içinde olduğum için biraz erkek çocuğu gibi yetiştim galiba.
Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı