"Yonca Tokbaş - Kelebek" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş - Kelebek" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş - Kelebek

Kaleydoskop

Uzun zamandır aklıma kaleydoskop gelmemişti.

Çocukluğumdan beri de bir kaleydoskopum olmadı. Hatta neden bilmiyorum, sanırım kendi çocuklarıma da almadım. Aklıma gelmemiş.
Hani şu dürbün gibi ama içinde aynalar olan ve çevirerek baktın mı ışık oyunlarıyla sana rengarenk şekillerden hayaller kurduran tarihi oyuncağı, çiçek dürbününü diyorum.
Ne kadar saf ve ne kadar olağanüstü bir oyuncaktır o!
Star TV logo değiştirdiğinden beri sürekli aklımda kaleydoskop var.
Logo her renk değiştirdiğinde benim kafamda o biçim hayaller oluşuyor.
Neler neler geliyor aklıma.
“Dedemin İnsanları”ndaki o sahneye gidiyorum mesela. Dedenin dükkanında çalışan o güzel çırak çocuğa yapıp verdiği kaleydoskop sahnesine...
Boğazıma bir yumru oturuyor ama yüzümde afacan bir gülümseme.
Oradan atlıyorum gidiyorum kendi çocukluğuma.
Logo insana ilham kaynağı olmalıydıysa eğer, bana oldu.
Sıkı durun şimdi...
Nefes nefese yazıyorum şu satırları, azıcık da gözyaşı var tenimde sanki.
Kaleydoskop demiştim ya...
Bana kendimi bir zaman tünelinde ışık oyunlarıyla hayal ettirdi.
Bir döndüm yazarım, bir döndüm bahçemdeki hayalperest kadınım.
Bir döndüm zeytinimin dallarına oturmuş sallanmaktayım.
Bir döndüm baktım ki ben aslında yapmayı sevdiğim ve yapmayı istediğim şeyi bulmuşum; ama ürkekçe peşinden gitmemişim.
Bir daha döndüm başıma yıldız çarpmış...
Engelleri aşmış, geride bırakmışım.
Hayallerimin peşine takılmışım.
Bir daha döndüm, gücümü topladım...
Dün...
İşi bıraktım.
Son 10 yıldır çalışmakta olduğum o çok ama çok büyük kurumsal dünyadan dün istifa ettim. İşkadınlığından azad ettim kendimi, hayalperestliğe kelepçeledim...
Herkese söylemesi kolayken bana yapması çok zor gelen şeyi yaptım.
Ama istifamı vermeden önce...
Annemden hayır duasını aldım. “Yap kızım, korkma. Senin yolun açık” dedi.
Çok ağladım.
Kocama söylerken ben, “Yonca sen artık ayrıl oradan. İleriye bak! Korkma sakın, ben sana desteğim” dedi.
Çok ağladım.
Ömre bedel bir ailem ve arkadaşlarım var benim. Hepsi sanki ağızbirliği yapmış gibi “Yonca, yüreğinin sesini dinle! Senin yolun açık” dedi. Sanki hepsi ellerini sırtıma dayadı, tıp tıp bana güç verdi.
Çok ağladım.
Ama esas çocuklarım; kızım Destina, oğlum Aslan Cem... Ah benim güzel cennetlerim...
“Anne sen bize hep sevdiğiniz şeyi yapın diyorsun, yapmamız için de her şeyi yapıyorsun. Sıra sana geldi. Sen bunu hak ettin!” dediler ya...
Geberdim!
Bundan sonra ben hayallerinin peşinden koşan, doyasıya yazan, yazmaya, yaratmaya, bır bır bır neşeli, huzurlu, çıngıraklı seslere dair rengarenk ne varsa onunla uğraşmak için kafa yoran, nefes nefese bir kaleydoskopun tekiyim.
Belki başta bir sürü şey zor olacak. Ama bir sürü şey de bir o kadar kolay!
Aklımdaki güzel şeyleri artık gönül rahatlığı ile yapabilirim.
En azından deneyebilirim.
Olmadı mı, “Olsun, denedim!” derim. İçimde kalmaz.
Kendime dair cesaretsizlik suçluluğu duymam.
Çocuklarıma hep anlattığım şeyin masal değil, gerçek olduğunu gösterebilirim.
Birkaç hafta evvel “Sevdiğin şeyi yapmak” diye bir yazı yazmıştım... O yazıdan sonra bana destek veren, beni anlayan, benimle aynı yol ayrımında olan herkese de teşekkürlü bir göz kırptım.
Mucizelere inanıyorum...
İyiyim.

Yonca
“Huzur”

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI