Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

KALEM YAPTIĞIM KALP!

Dile kolay… Dolu dolu beş yıl… 6. yıla ilk adım… Nereden nereye… Oysa… O kadar çok karşı çıkan, bıyık altından gülenler vardı ki… Bu isteğimin olmayacağını, gerçekleştiremeyeceğimi düşünenler…

Belki de haklılardı.

Çok engel vardı.

Olacak şey değildi.

Hatta imkansızdı.

Bunu düşünenlerin dedikleri ise;

Biraz zor.

Hayal bu.

Vazgeç

Olacak şey değil.

Yapamazsın.

Zorlanırsın.

Yürütemezsin.

Çünkü işin merkezinde değilsin.

Türkiye’nin bir ucundasın.

Kurtlar sofrası…

İşin merkezindekiler bile bunu başaramıyor.

Ki, senin işin daha da zor.

Sebebini biliyorsun.

Dediler de dediler.

Oysa şunu bilemediler.

Düşünemediler.

Ben bunu çok istiyordum.

Çok ama çoooookkkkkkkk…

Bu istekte tutku vardı.

Çok istemek…

Bu da, başarmanın yarısı demek.

Ve ne olursa olsun vazgeçmemek!

Ölmek var dönmek yok diyerek.

İsteyerek…

Hissederek…

İnanarak…

Görerek…

Yaşayarak…

Bunları göze alan biri olduğunu düşünemediler.

Oysa ben bu yola girmiştim bile.

İsteğime ulaşmak için yürüdüğüm yolda;

Düşe kalka…

Ağlaya zırlaya…

Yaza yaza…

Okuya okuya…

Çalışa çalışa…

Baş koymuştum bu yola.

Evet kaplumbağa hızıyla yürüdüm, daha hızlı yürümek hatta koşmak isterken.

Şartlar…

Şimdi bu 5 yılın sonunda dönüp baktığımda,

Evet, yavaş ilerlemişim ama emin adımlarla…

5 yıla iki kitap, binlerce köşe yazısı, yüzlerce röportaj, gittiğim filmler, konserler, tiyatrolar, sergiler, yapımcılığını üstlendiğim televizyon programı sığdırmışım.

Arkadaşlıklar, dostluklar…

Anılar…

AN’lar…

Gözyaşları, kahkahalar…

Yaşanmışlıklar…

Tüm bunlar ve daha fazlası…

Kalem yaptığım kalbimin sayesinde!

Kalem yaptığım o kalp ki;

5 yıl önce beni prangalarımdan kurtarıp, Hürriyet’ime kavuşturmuş.

Kelebekler gibi uçurmuş.

Özgürlüğe, mutluluğa, aşka...

Bununla da kalmamış.

Bu süreçte birçok insanın duygularına, kuytularına dokunmuşum kalem yaptığım kalbimle!

Binlerce insanın samimiyetini sevgisini kazanmışım ne mutlu ki.

Ama en çok da…

Ülkemizde, milyonlarca kişi için lüks olan, sevdiği işi yapabilmemin mutluluğu, aşkı, hazzı…

Ki, hiç ama hiçbir şeyle anlatılmaz, hiçbir şeyle karşılaştırılamaz.

Anlatılmaz, anlaşılmaz…

Dünyadaki en büyük mutluluklardan biri…

Sevdiğin işi yapmak.

Ve mutlu olmak.

Ha ama bu mutluluğa kolay ulaşılamıyor, her mutluluğa kolay ulaşılmadığı gibi.

Emek, sabır, sevgi, mücadele, aşk gerekiyor.

Ve vazgeçmemek.

Ben de, irili ufaklı çakıltaşlarının olduğu hayat patikasında, bastığın yerde bitmeyen mutluluk yolunda 15 senelik verdiğim mücadele sonunda, son 5 yıldır mutluyum bu anlamda.

Yineliyorum, evet, bu konuda (sektör ve şartlar gereği) kaplumbağa hızıyla ilerledim.

Olumsuzluklara kulaklarımı tıkadım.

Gerçekten mücadeleler verdim.

Hedeften sapmadım.

Güldüm, kahkaha attım.

Hüzünlendim, ağladım.

Yazdım.

Çalıştım.

Sonuç mu?

İşteyim.

Aşktayım.

Yıllar yıllaaaarrrrr önce ‘Bir gün Hürriyet Gazetesi’nde köşe yazıları yazacağım, röportajlar yapacağım’ dediğim yerdeyim.

Yılmadım.

Ve bugünlere…

Zorluklardan güzelliklere…

1 Eylül’ü, ‘Dünya Barış Günü’ diye biliyoruz

Ama 1 Eylül benim için Hürriyet’ime kavuşma günü.

1 Eylül 2008’den bu yana.

1 Eylül 2013’te, Hürriyet’imin 6. yılına…

Dile kolay…

Kelimeler, duygular sığmıyor, ne kalbime ne ruhuma.

Hayat,, çok teşekkür ederim sana.

Çok şey mi istiyorum bilmiyorum ama…

Hep atsın, hep çarpsın, hep yazsın kalem yaptığım bu kalp.

Duyarlılıkla…

Mutlulukla…

Coşkuyla…

Tutkuyla…

Aşkla.



X