Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kaldırım işgalleri

KAPALI mekânlarda sigara içilmesi yasaklanınca, kısa bir sürede şehrin işlek cadde ve sokaklarındaki kaldırımlar, lokantacı ve kafeciler tarafından işgal edildi.

İmar iznine göre yeşil alan olarak düzenlenmesi gereken ön ve arka bahçeler, çok önceden ticarileştirilmiş idi. Sigara yasağıyla birlikte bunlara ilaveten kaldırımlar da tente ve gazlı ısıtıcılarla donatıldı. Bu alanlar sonra camekânlaştı. Üç tarafı açık olması gereken sigara içilebilir yerlerin üstü ve her tarafı kapatıldı. Yine sigara içilemez hale geldi. Havalar soğuyunca, bu mekânlara elektrikli ısıtıcılar yerleştirildi. Lokanta ve kafelerin içi boşaldı, dışı doldu. Bu kez de sigara içilmesi için de halen işgal edilmemiş son kaldırım parçalarına ve hatta yolun üstüne “bir masa, iki iskemle” atıldı.

Şark’ta hava genellikle sıcak olduğu için hayat sokakta geçer. Sokakta alışveriş, sokakta oturma, sokakta yemek, sokakta sohbet bir hayat tarzıdır. Sokakta hayat vardır. İnsanlar evde sıkıldıkça sokağa çıkar. Tabiri caizse kendini sokağa atar; şöyle bir hava alır geri gelir. Sokak; insanı, insanla buluşturur. Sokak insanı sosyalleştirir. Sokağa açılmayan, hayata kapalıdır. Allahtan şimdi bu işlevi Alışveriş Merkezleri üstlendi.

Şark ekonomisinin yasaları, kamusal mekân rantlarının kişilere transfer edilmesini emreder. Sokakta, hareket; harekette bereket vardır. Bu sebeple kaldırım işgali ezelden beri, hem seyyar hem de sabit esnafın vazgeçilmez kazanç kapısıdır. Kiraların yüksek olduğu semtlerde, işgal öncelikle bina sahibi tarafından gerçekleştirilir. Bodrum katlarını dükkân haline dönüştürmek için kaldırıma el konur, zemin oyulur ve merdiven inşa edilir. Zannedilmesin ki; “imar izni” bakımından eli sıkı belediyeler bu kaldırım yağmasının farkında değildir. İşlek bir sokakta ayakta durabilecek kadar bir mekânın getirisi, çoğu zaman bir dükkânın kirasından fazladır. Bu yüzden kaldırım işgalleri mutlaka sözlü bir tapu senedine bağlanır. Bu “sözlü” senetlerin, sözlü muhafızları vardır. Bu muhafızlara, kaldırımları işgal edenler, bir miktar yasal harç çoğu zaman bol haraç öder. Kaldırım işgalleri, her illegal rant bölüşümünde olduğu gibi mafyalaşmayı da beraberinde getirir.

Zaten kaldırımların çok az bir kısmı yayaların yürüyüşüne müsaitti. Son bir yıl içinde yayaların yürümesine imkân veren kaldırım yüzölçümü daha da küçüldü. Çünkü yaya kaldırımlarını otopark olmaktan kurtarmak için, kaldırımlar genişletildi, yollar ise araba park etmeye imkân vermeyecek kadar daraltıldı. Kaldırımların genişlediği gören “kaldırım hırsızları” da derhal işgali genişletti. Yaya trafiği de ister istemez sokağa kaydı. Bu kez araçlar sokaktan geçemez oldu. İşlek olması gereken yollarda dahi trafik iyice yavaşladı. Kişisel menfaatler arttı, kamu yararları azaldı.

Kamu yararı, bireysel yararların toplamı değildir. Dolayısıyla, bireysel yararların artması mutlaka kamu yararını arttırmaz. Ama kamu yararının artması, mutlaka bireysel yararı arttırır. Çünkü kamu yararı, kamuyu teşkil eden bireylerin teker teker değil, ama hepsini kapsayan halkın yararıdır.
Son Söz: Kamusal denetimin amacı; toplumu, bireyden korumaktır.
X