"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Kalbim yırtılacak gibi oluyor

ORADA, öylece yatıyor.

Kıpırdamadan.
Ailemizin neşesi, küçük beyaz prensi Hımmm...
Uzun kulaklarını seviyorum.
Hâlâ pembe.
Yutkunuyorum.
Kalbim yırtılacak gibi oluyor.

BOYNUNA GÖMÜLÜYO

Kafasını, karnını, minik kollarını, ayaklarını okşuyorum.
Az mı tekme attı bize tırnaklarını keserken...
Şimdi hiçbir hareket yok.
Sonra en sevdiği yerinden, boynundan öpüyorum.
Hâlâ Hımmm Hımmm kokuyor.
İyiliğin, saflığın kokusu.
Normalde boynunu öpünce -son dönemlerde gözleri görmemesine rağmen- hissederdi, kafasını havaya kaldırırdı, kendince gıdısında yer açardı, daha fazla öpebileyim diye...
Kafamı oraya gömebileyim diye...
Bu defa yapmıyor, yapamıyor.
Öylece, gıdısına gömülmüş duruyorum.
Gözyaşlarım tüylerini ıslatıyor.
Kalbim yırtılacak gibi oluyor.

Kalbim yırtılacak gibi oluyor

HIMMM ARTIK UZAKLARDA

Bir dönemin daha sonuna geldik.
Bir yol arkadaşımız daha gitti.
Uzaklara.
Hımmm’ı kaybettik.
Öldü.
Kalbim yırtılacak gibi oluyor.

GÖZ KAPAKLARINI İNDİRİYORUM

Ölüler ürkütücü müdür?
Hayır, hiç.
Onunla her zaman konuştum.
Yaşarken defalarca söyledim, hiç cimrilik yapmadım, bir daha söylüyorum kıpırtısız bedenine bakarken, “Seni çok seviyorum” diyorum, “Çok, çok, çok, çok, çok, çok, çok...”
“Benim için çok özeldin, hep öyle kalacaksın.”
Yanağını okşuyorum.
Sonra parmaklarımla, göz kapaklarını indiriyorum.
Kalbim yırtılacak gibi oluyor.

TERTEMİZ OLSUN OĞLUM

Sonra birden...
Cansız bedeniyle, halının üzerinde yatarken...
Sanki yüzlerce ölü görmüşüm, uğurlamışım gibi bir bilgelik geliyor üzerime...
Biz aslında her şeyi biliyoruz.
İnsanlık belki de böyle bir şey, kuşaktan kuşağa o bilgiler bizimle taşınıyor.
Ben hiç ölü yıkamadım, temizlemedim.
Ama Hımmm titiz bir canlıydı, son dönemlerde, hastalığının etkisiyle, öz temizliğini tam yapamadığı için huzursuzdu.
Onu mis gibi uğurlamaya karar veriyorum.
‘Beyaz Prens’imize yakışır bir şekilde.
Seri hareketlerle, sanki onlarca kez yapmışım gibi, şampuanlı bir bezle siliyorum.
Onun kendi şampuanıyla.
Karnını, bacaklarını, ayaklarını, bedeninin her tarafını...
Tertemiz olsun oğlum giderken...
Nereye gidiyorsa gıcır gıcır gitsin oraya, bayram çocukları gibi...
Normalde biraz utanırdı, şimdi hiçbir hareket yok.
Yüzde 100 teslim bana.
Hep öyleydi aslında.
Ben de ona.
Yine ağlıyorum.
Kalbim yırtılacak
gibi oluyor.

TİŞÖRTÜMDEN KEFEN YAPTIM

Bir de kefen gerekir, öyle değil mi?
Ölü elbisesi.
Onun, kendini içinde iyi hissedeceği bir şey olmalı.
Yumuşacık.
Hızlıca, yatak odama koşuyorum.
En sevdiğim beyaz “uyku tişörtü”mü alıyorum.
Ben beyazlar içinde uyumayı seviyorum.
Başka renk yakışmaz uykuya.
Başka renk yakışmaz ebedi yolculuğa.
Benim tişörtümün içinde olmalı.
Ola ki, o karanlıklarda ürkerse, benim kokumu almalı.
Yavaşça, bedenini kaldırıyorum, küçük hareketlerle, onu tişörtümün içine yerleştiriyorum.
Kalbim yırtılacak gibi oluyor.

SADECE TAVŞAN DEĞİLDİ

Son bir kez daha yüzüne bakıyorum.
Uyuyor gibi duruyor.
Melekler gibi.
Bir son öpücük daha konduruyorum.
“Bir gün ben de senin olduğun yere geleceğim ve seni bulacağım” diyorum.
Ben onun sadece tavşan olduğuna hiç inanmadım ki.
Ruhlarımız kesişmişti, acayip emek verdik birbirimize, şimdilik ayrıldı yollarımız, yine buluşacak elbet.
Kefenin yakışanı olur mu?
Ona yakışıyor.
Güzelce sarıyorum.
Bir zarf gibi kapatıp, kafasını örterken, fena oluyorum.
Kalbim yırtılacak gibi oluyor.

MEKTUPLARI DA TABUTA KOYDUK

Bir de minik bir tabut bulmalı.
Peki nasıl bir tabut olmalı?
Alnıma silah dayasanız özensiz bir tabuta koymam bu kadar sevdiğim bir varlığı.
Evde, maaile dört dolanıyoruz.
Sonunda, açık mavi güzel bir tahta kutu buluyoruz.
Babamız bulup getiriyor içeriden.
Özenle içine koyuyoruz Hımm’ı.
O esnada Alya geliyor.
“Hımm’ın sevdiği oyuncakları getirdim” diyor, “Koyalım mı yanına?”
“Çok hoşuna gider”
diyorum.
“Bir de bu mektupları yazdım” diyor.
Okuyorum, o kadar güzel yazmış ki kızım.
Gözyaşlarım bu sefer mektuplara damlıyor.
“İkisini yanına koyalım” diyorum, “Birini de kutunun üstüne yapıştıralım”.
“Anne rahat mıdır orada?”
diyor.
“Çooook” diyorum.
“Baksana, şahane bir yatak oldu bu kutu ona.”
“Üşümez değil mi?”
“Merak etme, üşümez!”
“Uyku tişörtü, onu korur değil mi?”
“Evet, sevgimiz de korur...”
Alya
’ya söylemiyorum ama sevgi, her zaman sevdiklerimizin gitmesine engel olamıyor.
Kalbim yırtılacak gibi oluyor.

TOPRAĞA ÖZENLİ VERMELİ

Yanına, sevdiği başka şeyleri de koyuyoruz, bir havuç, güzel çiçekler, bizim fotoğraflarımız ve...
Kutuyu kapatıyoruz...
“Daha da süsleyelim kutuyu” diyor Alya.
“Tamam, odandaki kırmızı kâğıtlardan getir”
diyorum.
Getiriyor.
“Seni sonsuza kadar seveceğiz” cümlesinin harflerini kesiyoruz.
Ve kutunun üstüne tek tek harfleri yapıştırıyoruz.
Hımmm’ın tabutu çok güzel oluyor.
Doğum günü kutusu gibi.
Oysa bu, ölüm kutusu.
Ama o bizim için bir hediyeydi.
Hediyemizi toprağa verirken de özenli davranmak istiyoruz.
Ona saygımızdan, sevgimizden...
Kutuyu elimde taşırken, kalbim yırtılacak gibi oluyor.
Jimmy Boy’LA

YAN YANA

Sonra baba, Alya, Maribel ve Anton aşağıya bahçeye iniyoruz.
Ömer, her zamankinden daha “baba” oluyor Hımmm’ı gömerken.
Şefkatiyle, tüm ailesini sarıp sarmalıyor.
O da çok üzgün.
Daha önce pet shop’tan aldığımız ve kaybettiğimiz Jimmy Boy’un yanındaki yeri, elindeki kürekle kazmaya başlıyor.
Hımmm o esnada hâlâ kucağımda.
İki minik mezar da, bahçenin en kuytu, en güzel yerinde.
Sağda, tepede, tüm bahçeyi görebilecek şekilde.
Mezar iyice derinleşince, “Tamamdır” diyor baba.
Alya da geliyor, hep birlikte Hımmm’ın kutusunu toprağa bırakıyoruz.
Fenadır tabutu toprağa vermek.
Artık o sevdiğin varlığın, yerin altında olacağını bilmek...
Kalbim yırtılacak gibi oluyor.

SENİ HİÇ UNUTMAYACAĞIZ

Ve üzerini, toprakla örtmeye başlıyoruz.
Atılan ilk toprak da, içimi acıtır.
Yine öyle oluyor.
Ama Alya’nın yanında kendimi kontrol ediyorum.
O da toprak atıyor.
Biraz sonra, o çukur, mezar oluyor.
Alya getirip su döküyor.
“Üzerine çiçek ekecek miyiz?”
“Elbette”
diyorum.
“Jimmy Boy’unki gibi mezar taşı olacak mı?”
“Olacak... Sen ne istersen onu yazalım üzerine.”
“Beyaz Prensimiz
Hımmm

2008-2013
Hep kalbimizdesin
Hep bizimlesin
Seni hiç unutmayacağız” diyor.

Kalbim yırtılacak gibi oluyor.

X