"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Kalaşnikof tarrâkası yerine gitar sesleri

Doğan HIZLAN

Bilkent Klasik Gitar Üçlüsü'nün Güneydoğu turnesi, dağlarda yankılanan sesin tonunu değiştirdi. Kör kurşunların yazdığı trajik serüven artık kara tarihin sayfalarında kalsın. Ağıtı unutsunlar, türkü söylesinler.

Televizyonu seyreden arkadaşlar, kimilerinin coşkuyla alkışladığını, kimilerinin duraksama geçirdiğini söylediler.

Müziğin, özellikle batı müziğinin, resmi ideolojinin sevimsiz elçisi saplantısından kurtulalım. Genç gitarcıları buraya gönderen devlet değil. Onların resmi bir mesajları da yok. Seslerinin, enstrümanlarından çıkan melodilerin oradakilere ulaşmasını arzulamışlar. Büyük şehirlerin konforlu salonlarından, oraya gelmişler. Aynı dertleri, aynı sevinçleri paylaşmanın mutluluğunu yaşamışlar. Müziğin resmisi hususisi olmaz. Sanatsal propaganda sözüne ise gülüp geçerim. Keşke her propaganda sanatsal olsa.

Üstelik Bilkent Üniversitesi, bağımsız, özerk bir üniversite.

Sanat, dostluklar kurar, düşmanlıkları bitirir. Sorunların da yumuşak tabiatlı halledicisidir.

Güneydoğu insanı da, artık büyük şehrin bütün nimetlerinden payına düşeni talep ediyor. Birikmişler dahil. İyi sunulduğunda, büyük bir coşkuyla, yılların özlemini gideriyor.

Bilkent Klasik Gitar Üçlüsü; Kürşad Terci, Kaan Korad, Soner Egesel'den oluşuyor. Cizre, Mardin ve Şanlıurfa'da konser vermişler, bir daha gideceğiz diyorlar.

Behçet Necatigil'in kelime kelime hatırlayamadığım bir dizesini anmanın yeri: ‘‘Susanlara dokunmayınız.’’

Ayaklarına kadar gelen sanatçılara, onlara ilgi gösterenlere, yeni yeni alışıyorlar. Devlet, onlara bu konuda tarihi tecrübe kazandırmamış.

***

CARDOS ve Bizet'nin yanısıra, Katibim'i de seslendirmişler. Renkli, herkesin sevebileceği, tadına varabileceği bir konser.

Bir yurttaş da, geldik bakalım, ne göreceğiz, eğlenecek miyiz, oynayacak mıyız, bilmiyoruz, diyormuş.

Cumhuriyet, köylere yol yaptı ama bu yollar sadece ulaşım için kullanıldı.

Yola ekonomik açıdan bakıldı, bu yoldan sanatın, uygarlığın girmesi hep eksik girişim olarak kaldı.

Yapılan yoldan şehirdeki uygarlık oraya ulaşamadı, yol engebeliydi. Sanatın güzellikleri, kültürün işlevi, insan yaşamındaki yeri buradaki yurttaşlara tadımlık bile verilmedi.

İnsan anlayamadığı şeyi nasıl sever, tanımadığı güzelliklerin nasıl olur da özlemini çeker? Biz onlardan imrenme duygusunu bile sakındık.

Bilkent Klasik Gitar Üçlüsü'ndeki gençlerin, anekdotlarını, izlenimlerini öğrenmek isterim. Türkiye'nin büyük, süslü, bakımlı güzel şehirlerden ibaret olmayan geniş bir insan panoraması olduğunu anlamışlardır. O yerleri de bir vatan bütünlüğü içinde algılayanların sayısı arttıkça, gitar sesleri silah seslerini bastıracaktır.

Geçenlede okuduğum bir habere göre, bir grup genç de Güneydoğu'daki tekstil fabrikalarında çalışmak için başvurmuşlar.

Cumhuriyetin, büyük kentlerden Anadolu'ya açılma tutkusu, genç kuşakla yeniden başlıyor.

***

FERAİ Tınç'ın geçen pazar günü yayımlanan, ‘‘Muş mu, Huş mu, Guş mu?’’ yazısından bir bölümü buraya alacağım:

‘‘Şimdi geçen yazımın başlığını rahatlıkla tekrarlıyorum. Muş'tan artık figan değil, okuma sesleri yükseliyor.’’

Evet, Güneydoğu'dan biz hep umuda ve yarına dair sesler gelsin istiyoruz.













X