Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kahrolsun IMF!

Serdar TURGUT

Yazıya atmış olduğum başlıktaki sloganı geçenlerde bir duvar afişinde görmüştüm.

O gün bu sloganın pek de gereksiz olduğunu düşünmüştüm.

Yanlış anlamayın, IMF'nin kahrolmasına katiyen bir itirazım yok.

Zaten emperyalizmden de pek hoşlanmam.

Ayrıca Dünya Bankası'na özellikle gıcık olurum.

Çünkü bunlar Washington'da IMF ile kapı komşusu olmaları yetmiyormuş gibi bir de üstüne üstlük kendilerini ziyarete gelen gazetecilere kötü kahve ikram ediyorlar.

Ben bunu bildiğim için ne zaman emperyalistlerle görüşmek için Washington'a gitsem köşedeki Starbucks dükkânından kendi kahvemi alır, binaya öyle girerim. Bu adamlardan insana hayır gelmeyeceğini gayet iyi bilmem de aslında bundan kaynaklanmaktadır.

Özet olarak afişte IMF aleyhine ortaya konan tavra ilke olarak karşı değildim.

Ancak bunca kahrolması gereken şey varken IMF'nin kahrolmasını istemek bence yanlıştı.

Yani şimdi beni biraz zorlasanız birçoğu Türkiye'de olmak üzere en azından elli adet ‘kahrolsun’ kelimesiyle aşağılayabileceğim şey bulabilirim.

Benim kahrolmasını istediklerim listemde IMF 70'inci sıradan daha aşağılarda bir yerde yer alıyor.

***

O gün afişi asan arkadaşların ideolojik bir sıralama yanlışı yaptıklarını düşünmekteydim. Ancak bugün itibariyle bu slogana aynen katılıyorum ve ilan ediyorum ki benim kahrolması gerekenler top 10 listemin birinci sırasında da IMF yer alıyor.

İkinci sırada da Birleşmiş Milletler var.

Bu ikinci sıradaki kuruluşu zaten 1992 yılından bu yana hiç sevmem.

Ona karşı antipatim Butros Butros Gali'nin bu teşkilata genel sekreter olmasıyla başladı. Ben iki isimli adamlara hiç güvenmem. Ayrıca Butros Butros benim hayatta hiç haz etmediğim bir ülkenin de vatandaşıydı.

Neyse, konudan saptırmayın beni şimdi.

***

Kısa zamanda ne değişti ki, diye soruyorsunuz biliyorum.

Onu da anlatacağım. İstemeseniz de anlatacağım, çünkü benim işim bu. İnsanların okumak istemedikleri konularda yazı yazıyorum ve üstelik de bu kötülüğüm için bana para ödüyorlar.

Acayip stres atıcı bir şey bu, yemin ediyorum.

(NOT: Bilmem farkında mısınız ama bugün kafamı bir türlü toparlayıp, asıl konuya konsantre olamıyorum. Kendi ekseni dışına kaçmaya çalışan topaçlar gibiyim. Kafam durmadan başka konulara kayıyor. Hâlâ daha tatile çıkamadığım içindir bu mutlaka. IMF ile hesaplaştıktan sonra bana tatil meselesini azap haline getiren yönetici sınıflar ile de kozumuzu paylaşacağız.)

***

Ertuğrul Özkök -ki kendisi son 100 yılın en seksi erkekler listesine 11'inci sıradan hem de Antonio Banderas'ın bile önünde girmeyi başarmış kişidir- son derece planlı bir şekilde kötülük yapmayı başarır.

Bu konudaki yetenekleri yıllar geçtikçe çok daha rafineleşiyor.

Öyle ki bazen iyilik yaptığını zannediyorsunuz, ona teşekkür edip, elini öpüyorsunuz sonra yaklaşık 10 dakika sonra işin gerçeği kafanıza dank ediveriyor. İzne çıkarılmam olayında da böyle oldu. Ben merak ediyordum neden illa da eylül ayı sonu ile ekim ayı başında tatile çıkmamda ısrar ediyor diye.

Sonuçta mesele ortaya çıktı.

Bu tarihlerde sanki çok da lazımmış, sanki çok büyük işler başaracaklarmış, sanki kendilerini dinleyen varmış gibi Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplanıyor ya...

Bizimkiler yine tası tarağı toplayıp, sanki onlar da olmazsa Türkiye'de işler bugün olduğundan daha da kötü olabilirmiş gibi IMF ile görüşmeye gidecekler ya...

Türk Hava Yolları New York seferi yemin ediyorum her gün ful dolu.

Yani zannedersiniz ki iş çıkışı Taksim-Beşiktaş seferini yapan minibüslerden bir tanesiyle muhatapsınız. Yer yok. Uçakta iğne atsan yere düşmeyecek. Hatta ben eminim ki bir yolcu daha fazla alabilmek için pilotlardan bir tanesini bile son anda zorla indiriyorlardır.

Bir açıkgözlük yaparak gönüllü olarak hosteslik yapayım diye başvuruda bulundum.

Hesabım hem para vermemek, hem de ayakta durmadan çalışarak da olsa New York'a bir an önce varabilmekti.

Yok dediler, bu da olamazmış. Hostes olmaya tipim müsait değilmiş.

Resmen kaldım burada ya.

Bu arada Kokpit yazarı, Hürriyet Haber Ajansı Genel Müdürü ve part time gestapo Uğur Cebeci saat başı beni arayarak istediğim takdirde kargo bölümünde beni yollayabileceğini detaylı bir biçimde anlattı. Türk Hava Yolları Tanıtım ve Halkla İlişkiler Başkanı Faik Akın da arayarak uçakların kasım ve hatta aralık ayına kadar bile dolu olduğu konusunda keyifli espriler yaptı. Düşene vurulur hesabı, o da keyifli dakikalar geçirdi.

Haberi henüz yok ama onu da öldüreceğim insanlar Top 10 listeme dahil etmiş durumdayım.

***

Nihayet bir bilet bulundu.

Tabii bu arada tatile çıktığımda kuzeybatı yarımküresine Antarktika'dan buz dağları da inmiş olacak. Ama olsun, hiç gidememekten daha iyidir bu. Parkta tişörtle oturup keyif yapmayı planlıyordum, şimdi kış sporlarına konsantre olmuş durumdayım.

Yani elbirliğiyle olayı tamamen deforme etmeyi başarmış durumda yönetici sınıflar.

Bu nedenle benim tatilimin ertelenmesine neden olan IMF tabii ki kahrolsun. Daha da beter olsun inşallah.













X