Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kahraman teyze...

Adı: Kahraman…

Gerçekten kahraman!

Günlerdir, her sabah televizyona giderken görüyorum onu.

Her sabah aynı saatte, aynı yerde...

Halk ekmek büfesinin önünde…

Anlatacağım size.

Bundan yaklaşık bir ay önce trafik tıkandı o büfenin önünde. Kafamı çevirince göz göze geldik. Kurtuluş Savaşı sırasındaki kadınlarımızı getirin gözünüzün önüne. Aynı onlar gibiydi. Aynı kılık, aynı kıyafet… Kafamı karıştırdı. Köylü kadını gibi giyinmişti. Ama farklıydı. Sanki kendine has bir havası vardı. Saçını değişik bağlamıştı. Eteğinin ucuna yapma bir çiçek takmıştı. Üzerindeki yelek belli ki kendi el emeğiydi. Yünün içine simli ipler eklemişti. Işık vurunca tuhaf bir şekilde parıldıyorlardı.

Ellerine bir baktım. Dört torba…

Dördü de ağzına kadar ekmekle dolu. Hesaplamaya kalktım. Benim hesabıma göre kırk civarı ekmek etti. “Allah Allah!” dedim, vardır elbet bir hikmeti. Ertesi gün yine aynı saatte, yine halk ekmek önünde gördüm. Yine en az kırk civarı ekmekle…

Bir ay böyle devam etti. Ama bugün, Ayşe dayanamadı. Arabadan indim. Önce ekmek alıyor gibi yapıp, ekmek satan hanımla konuşmalarını dinledim.

-     “Hadi ben gidiyorum Sultan Hanım. Bekleyen çok malum...”

-     “Tamam Kahraman Teyze, sabaha görüşürüz. İyi bak kendine.”

-     “Benim sana borcum yok değil mi?”

-      “Yok teyze! Peşin ödedin ya aybaşı.”

-      “Haaa... İyi kızım… Ne bileyim, yaş seksen dört ya! Eeh, bu kafa unutuyor artık ara sıra…”

Beni gördü!

“Aman maşallah sana…” dedi.

“Sağ olun!” dedim. Ben sizi hep görüyorum sabahları. Merak ettim; Ne yapıyorsunuz bu kadar ekmeği?

Güldü!

-     “Papara yapıyorum kızım.”

-     O ne?

-     Bak şimdi, ekmeği ıslatırsın. Süt koyarsın paran varsa, su koyarsın paran yoksa… Mama gibi olur.

-     Eeeee?

-     Eeesi, mahallenin tüm dört ayaklılarını ve de kuşları tam otuz senedir ellerimle beslerim.

Bir duygulandım ki bir anda! Sıkıca sarıldım. İçimden “Ah be!” dedim. Belli ki kendine zor bakıyor, maddi manevi. Ama ona rağmen besliyor hayvancıkları. Her sabah kırk ekmek… Hem parası var bu işin, hem de çabası.

“Seni sevdim.” dedi. “Bak, evim ta şurası. Bir sabah beklerim.”

“Söz geleceğim.” dedim.

Kahraman teyze gitti. Ekmekçi hanıma dönüp: “Ay kıyamam!” dedim. Bakanı falan var mı, yoksa yalnız mı? Ne yer, ne içer? Evi nasıl?

Bıdı bıdı sorularla, soru yağmuruna tuttum Sultan hanımı. Bir anda başladı gülmeye. “Ne oldu?” dedim. “Ne olacak!” dedi. “Merak etmeyin. Şu Gayrettepe’nin neredeyse yarısı onun. Kiradaki evlerinin sayısını kendi bile bilmez. Babadan zengin o. Hiç evlenmemiş. Çoluk çocuk da yok. Evini git gör, ağzın açık kalır. On gün sonra Çeşme’ye gidecek. Orada ki evinin içinde havuz bilem var.”

Şok oldum o an. Ama şoktan çok da mutlu…

Yarın sabah yine gideceğim yanına. Konuşacağım onunla. Sorular soracağım.

İzni olursa da, sizlere yazacağım.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI