Gündem Haberleri

GÜNDEM

    KAHPE BİZANS HAKKINDA… Gülerim ağlanacak halime misali, Türk sineması, kendi kendisi ile dalga geçmeye kalkarken aslında bir arpa boyu bile yol alamadığını

    Hürriyet Haber
    02.02.2000 - 00:00 | Son Güncelleme: 02.02.2000 - 00:01

    KAHPE BİZANS HAKKINDA… Gülerim ağlanacak halime misali, Türk sineması, kendi kendisi ile dalga geçmeye kalkarken aslında bir arpa boyu bile yol alamadığını Kahpe Bizans filmi ile ortaya koyuyor. Görsel açıdan yirmi-otuz sene önce çekilen esin kaynaklarından daha ileri gidemeyen film tam bir hayal kırıklığı. Gani Mujde, ki kendisi Brezilya pembe dizilerinden bile daha sabun köpüğü diziler çekmektedir. Kahpe Bizans filmi ile de, ortalığa yeni sabun köpükleri üflüyor.İnsanın aklına bu filmin bir komplonun parçası olduğu fikri de gelmiyor değil (tamam, Serdar Turgut'tan biraz etkilendiğimi kabul ediyorum). Yani demem şu ki tam Yunanistan ile aramızda barış ruzgarları eserken birilerinin böyle kinayeli bir filmi ortaya çıkartmış olması, zamanlaması açısından biraz şüpheli. Bu işin içinde acaba Mümtaz Soysal Hocanın da bir parmağı olabilir mi diye kendime soruyorum (filmin genel bakış açısı ile kendilerininki çok uyuyor da). Demet Şener'in herbiri beşyuz Wattlık spot ampul gibi memelerini de, gazetelerin haftasonu eklerinde zaten görmüş olduğum göz onunde bulundurulursa, sanırım tamamen medyanın dolduruşuna geldiğim gerçeği su yüzüne çıkıyor. Gerçek oyuncular ile geyikleri (hangileri gerçek, hangileri geyik siz karar verin) bu kadar birbirine harmanlayan filmden ne bekliyordum ki. Filmde birsürü yiğit öldürülürken hiç degilse birinin hakkını yemeyelim. Açık söylemek gerekirse Mehmet Ali Erbil psikopat, sadist imparator rolünde gerçekten döktürüyor. İnsanın aklına gerçek hayatta da acaba boyle biri mi diye bir soru takılıyor (Carkıfelek'te yarışmacıların ağızlarına acı turşuları sokuştururken yüzünün aldığı hali hatırlayınız). Filmde lokomotif görevi gören Mehmet Ali Erbil'in bu performansı bile diğer vagonların raydan çıkmalarını engelleyememis. İzledikten sonra, sadece son sahnesi dışında akılda hiçbir sahnesi kalmayan (ona da gülemiyoruz çunkü osuruğa gülenin osuruk kadar aklı yoktur) bu film yılların eskitemedigi klişe geyikleri kullanmasına rağmen, ayn tadı bile veremiyor. Aşkın KARAHAN - 2 Şubat 2000, Çarşamba
    Etiketler:

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı