Kafanızı kurcalayan bazı sorulara cevaplar

Biriyle aynı şişeyi paylaşma fikri size cazip gelmiyor mu? Yere düşen yiyeceği '5 saniye kuralı'na göre alıp yemek doğru mu? Bazen neden izlendiğimiz hissine kapılırız? Kafa karıştıran soruların yanıtı burada.

11 Mayıs 2016 - 15:55:20

AYNI ŞİŞEDEN İÇMEKTEN KAÇINMALI MIYIM?
KISA CEVAP: EVET

İçecek ve salya karışımının paylaşılan içeceğe akması durumunu anlatan “geri yıkama” sözcüğü 1980’lerin ortasından beri kullanılsa da, bu tiksinti verici durumla ilgili tartışmalar yüzyıllardır sürüyor. Örneğin eski İslam bilginleri birisi içtikten sonra bir kapta kalan sıvının (Arapçada buna su’r deniyor) abdest almada kullanılacak kadar temiz olup olmadığını tartışmışlardı. Bugünlerde ise böyle eski tartışmaları sonuca kavuşturmak için pozitif bilimlerden yararlanıyoruz.

Kafanızı kurcalayan bazı sorulara cevaplar


Virginia Teknik Üniversitesi’nde biyolojik sistemlerde akışkan mekaniği üzerinde çalışan Sunny Jung, hayvanların genel olarak iki yolla su içtiğini söylüyor: Ya köpek gibi dillerini kaşık yerine kullanarak ya da bir emme mekanizmasıyla. İnsanlar (tıpkı sivrisinekler ya da filler gibi) ikinci gruba düşüyor. Emme gayet etkili bir mekanizma ama tüm sıvının ağızda tutulmasını sağlayamıyor. “Bir miktar sıvı -daima- geri kaçıyor” diyor Jung.

Bu sıvının bakteri içerdiğine ve içecekleri paylaşmanın hastalık yaydığına ilişkin kanıtlar da var. Söz gelimi 2007’de epidemiyologlar, İsrail ordusuna yeni alınanlarda pnömokok bakterisine bağlı zatürree vakalarını araştırdılar. Altı aylık acemilik eğitiminin sonunda, eskiden vücudunda bu bakteri bulunmayan askerlerin üçte birinde bakteri görüldü. Bulaşma oranı, “daima” ya da “genelde” aynı şişeden içtiğini söyleyenlerde iki kattan daha yüksekti. Pnömokok bakterisinin geri yıkama yöntemiyle mi bulaştığını yoksa şişenin ağzına mı yerleştiğini bilmek güç. Öyle ya da böyle, mide bulandırıcı.

 

*** 

YERE DÜŞEN BİR YİYECEĞİ HEMEN ALIRSAK YİNE DE MİKROP KAPMIŞ OLUR MU?
KISA CEVAP: HIZINIZA VE DÜŞTÜĞÜ YERE BAĞLI.

 

Kafanızı kurcalayan bazı sorulara cevaplar


Çok açsınız ve elinizde muhteşem bir hamburger tutuyorsunuz. Tam ilk ısırığı aldığınız anda birisi yanlışlıkla kolunuza çarptı, hamburgerinizi yere düşürdünüz. Ne yapardınız? Yani sinirlenmek ve hayal kırıklığına uğramak dışında. Hamburgeri hemen yerden alıp, hiçbir şey olmamış gibi kaldığınız yerden devam eder miydiniz?


Aslında bu durumda “5 saniye kuralı” geçerli oluyor. Biz yine de almamanızı öneriyoruz. 5 saniye kuralına göre; yere düşen bir yiyeceği 5 saniye geçmeden önce almayı başarırsanız, yerde bulunan bakterilerin yiyeceğe geçebilecek vakitleri olmuyor. Peki bu doğru mu? Araştırmalar, yere düşen bir yiyeceğin 1 saniye sonra bile bakteri içeren duruma gelebildiğini gösterdi. Ama bu biraz da bakterilerin cinsine bağlı. Yiyeceğinizi nispeten temiz olduğunu düşündüğünüz bir yere düşürdüyseniz ya da halının üstüne düştüyse birkaç saniye içinde almanız onu kurtardığınız anlamına gelebilir. Bakteriler, halı gibi yüzeylerde hemen transfer olamıyorlar. Ama bu kuralın geçerli olması için halıya düşen yiyeceğin kuru olması gerek. Düşürdüğünüz yiyecek çevresine su salıyorsa, ahşap ve laminat yüzeylerde bu süre daha da uzayabiliyor. Örneğin ısırılmış ve suyu akmış bir elma düştüyse 3 saniye gibi kısa bir sürede almayı başarmanız, onu kurtarmış olmanızla sonuçlanabilir. Ancak yine de belli olmaz. Çünkü düşürdüğünüz zeminde hangi bakterilerin olduğunu bilemezsiniz. Bazı patojenler öyle hızlı hareket ediyor ki yiyeceğiniz düştüğü anda ona hücum edebiliyorlar. 

 

***

NEDEN İZLENDİĞİMİ HİSSEDİYORUM?
KISA CEVAP: BEYNİNİZ MUHTEMELEN TERSİNE MÜHENDİSLİK YAPIYOR.

Kafanızı kurcalayan bazı sorulara cevaplar


1898’de Cornell Üniversitesi’nin önde gelen psikologlarından olan Edward Titchener “izlenme hissinin” nevrozun bir sonucu olduğunu ispatlamak için öğrencileri üstünde birkaç basit test uyguladı. Sonuçlar gerçekten de onu buna inandırmıştı. Fakat o günden beri, işin içinde sırf panik duygusunun olmadığını öğrendik.

“İzlenme” paranoyası birkaç etmenden kaynaklanabilir. Bunlardan biri doğrulama sapması. Yani, döndüğünüz ve birinin size baktığını gördüğünüz anları hatırlıyorsunuz. Ama kimseyi görmediğiniz anları unutuyorsunuz. Ya da birisi gerçekten sizi izliyor olabilir ama sandığınız nedenden ötürü değil. Ani bir hareket bir yabancının gayriihtiyari bakmasına yol açabilir. Tabii çok gelişmiş hayal gücünü de yabana atmamalı. Söz gelimi, bilincinize girmeyecek kadar hafif, ama beynin hafıza, karar verme ve duygusal tepki kısmından sorumlu bölgesi olan amigdalayı etkinleştirecek kadar da yüksek bir ses işitmiş olabilirsiniz. Bunun üzerine beyniniz o sesi açıklamak için bir hikâye yazıyor. “Kimileri için bu his o kadar kuvvetli ki, gerçek bir şeymişçesine açıklama ihtiyacı hissediyorlar” diyor Waterloo Üniversitesi’nden emekli psikoloji profesörü James Allan Cheyne.

Aynı mekanizma, tipik duygu ve düşüncelerde bölünmeler, sanrılar ve hezeyanlar yaşayan paranoyaklarda abartılı biçimde çalışıyor olabilir. “Çoğu patolojiler uç noktadaki durumlardır,” diyor Cheyne. “Hepimizin her zaman yaşadığı şeylerin abartılı halleridir.”

 

***

GELECEĞE DOĞRU ZAMAN YOLCULUĞU YAPSAK KENDİMİZLE KARŞILAŞABİLİR MİYİZ?
KISA CEVAP: YAPABİLİRSENİZ, EVET. AMA TAVSİYE ETMİYORUZ.

Kafanızı kurcalayan bazı sorulara cevaplar


Geleceğe doğru zaman yolculuğu yapmak mümkün mü, bilmiyoruz. Elimizdeki bilimsel veriler, bir yolunu bulabilirsek geçmişe doğru yapabileceğimizi ama geleceğe gitmenin mümkün olmadığını gösteriyor. Yine de diyelim ki bunu başardık, 30 yıl sonrasına gidip gelecekteki kendimizle karşılaşsak ne olurdu? Bu konuyu hedef alan bilim-kurgu filmleri genelde gelecekteki bizle karşılaşmanın sakıncalarından bahseder. Çünkü böyle bir durum zaman paradoksuna yol açacaktır. Bilimsel anlamda değerlendirirsek, bunun gerçekten bir zaman paradoksu yaratıp yaratmayacağını bilmiyoruz. Elimizdeki teorilerin kanıtlanması imkânsız olduğu için ancak üzerinde biraz kafa yorup, neler olabileceğine dair yorum yaparak cevap üretebiliriz. Zaman paradoksunun en güzel örneği büyükbaba paradoksu olarak bilinir ve şu soruyu sorar: Zamanda geriye gidip büyükbabanızı, babanız doğmadan önce ziyaret etseniz ve onu öldürseniz ne olur? Bu durumda babanız hiç doğmayacak ve sizin de yaşama şansınız olmayacaktır. Ama doğdunuz ve geçmişe giderek büyükbabanızla karşılaştınız. İşte paradoks bu noktada ortaya çıkıyor.

 

Kafanızı kurcalayan bazı sorulara cevaplar

 

Bazı fizikçiler, zaten doğmuş olduğunuz için geçmişi değiştiremeyeceğinizi söylüyor. Sizin zaman çizginiz sabitlendi ve büyükbabanızı öldürmeniz mümkün olamaz. Başka bir deyişle, bir zaman paradoksuna yol açacak hiçbir şey yapamazsınız. Ancak gerçeğin çoklu katmanlardan oluşan karmaşık bir yapı olduğunu söyleyenler de var. Kuantum mekaniği temel alınarak yapılan açıklamalarda bu soruna farklı yaklaşılıyor. Tek bir zaman çizgisi olmadığını, sonsuz sayıda paralel gerçeklik düzlemlerinin var olduğunu düşünün. Böyle bir durumda, zaman paradoksu yarattığınız anda yaptığınız şey, hayata bambaşka bir zaman çizgisinden devam etmenizi sağlayabilir. Yani büyükbabanızı öldürebilir ve oraya gitmeden önceki halinize bir daha geri dönemezsiniz. Çünkü o zaman çizgisinde hiç doğmamış olacaksınız. Ama onu öldürdükten sonra, hayata kaldığınız yerden yepyeni bir siz olarak devam edebilirsiniz. İşte gelecekteki kendinizle karşılaştığınızda da ortaya çıkabilecek senaryolar bunlara benziyor. 

 

*** 

LİSAN ÇEŞİTLİLİĞİ NASIL OLUŞTU?
KISA CEVAP: YENİ TEORİ, ÇEVRE KOŞULLARININ FİZİKSEL ÖZELLİKLERİNE BAĞLI OLARAK OLUŞTUKLARINI SÖYLÜYOR.

 

Kafanızı kurcalayan bazı sorulara cevaplar

 

Dilbilimciler de bu soruya yanıt arıyor çünkü dünyada çok fazla dil var. Yeni bir araştırma, lisan farklarının çevresel koşullara bağlı olarak oluştuğunu önermekte. ABD ve Fransa ortaklığında yapılan araştırmada dünya dillerinden 628’i incelendi.

Araştırmacılar her bir lisandaki sesli ve sessiz harflerin kullanım sıklığını inceleyip, elde edilen veriyi o dilin konuşulduğu iklim ve çevre koşullarıyla kıyasladıklarında ses ve hecelerle bu faktörler arasında ilginç bir ilişki olduğunu tespit ettiler. Örneğin yıllık ortalama sıcaklık, yağış miktarı, dağların sayısı ve ağaçların miktarı gibi değişimler, konuşulan dilin yapısını belirliyor olabilir. Araştırmayı yöneten bilim insanları bu durumu “akustik adaptasyon” olarak tanımlıyorlar. Teori şöyle söylüyor; sağlıklı iletişim kurabilmek için sesimizi karşıdaki insana en doğru şekilde ulaştırmamız gerek. Yüksek frekanslı sesler olarak tanımlanan sessiz harfler, ormanlık alanlarda daha kolay bozuluyor çünkü bunları söylerken yaydığımız ses dalgaları çevredeki ağaçlar nedeniyle düzgün yayılamıyor. Yüksek sıcaklıklar da havada dalgalanma oluşturduğu için ses dalgalarının yayılması üzerinde olumsuz bir etkiye sahip ve sessiz harflerin böyle bir ortamda duyulması zorlaşıyor. Araştırmada, sıcak iklime ve yoğun ormanlara sahip bölgelerden yayılmış dillerin, diğerlerine oranla daha az sessiz harf içerdiği görüldü. Bu lisanlarda sesli harflerin kullanımı da değişime uğrayıp baskın hale geliyor.
Akustik adaptasyon teorisi kuşlara uygulandığında da aynı sonuçlar alınmıştı. Sıcak iklimlerde ya da ormanlık alanlarda yaşayan kuşlar, seslerini bulunduklara bölgeye göre ayarlayıp frekansı değiştiriyorlar.

 

popsci.com.tr tarafından hazırlanmıştır. 

 

 

Yayınlanma Tarihi : 16 Şubat 2016 - 16:31:00

Diğer Haberler

Koç Burcu
(21 MART - 20 NİSAN)

Bazı konularda mücadeleden veya rekabetten kaçmamanız kendinize olan güveninizin artmasına neden olabilir. Sizden farklı düşünen kişilerle iletişim...Koç Burcu Günlük Yorumu

Boğa Burcu
(21 NİSAN - 20 MAYIS)

Dinlemek konusunda isteksiz olmanız duygusal problemlerin açığa çıkmasına neden olabilir. Sizin için neyin önemli olduğunu belirlemeniz ve o yönde...Boğa Burcu Günlük Yorumu

İkizler Burcu
(21 MAYIS - 20 HAZİRAN)

Söylediğiniz ve yaptığınız her şeyde istikrara önem vermeniz gerekiyor. Bu sayede önemli kararlar almanızda kolaylaşabilir. Sağduyulu olmanız ve sizi destekleyen...İkizler Burcu Günlük Yorumu

Yengeç Burcu
(21 HAZİRAN - 22 TEMMUZ)

İstikrarlı olmaya özen göstermelisiniz. Bazı kişilere bazı sözler verdiyseniz planlarınıza sadık kalmalısınız. Yakın çevrenizden kişilere yardım ederken daha...Yengeç Burcu Günlük Yorumu

Aslan Burcu
(23 TEMMUZ - 23 AĞUSTOS)

Değişiklik yapmak istemeniz güzel, ama bu değişikliğin etkileyeceği diğer kişileri bu konudan haberdar etmenizde fayda var. Diğerlerine de danışmış olmak daha huzurlu...Aslan Burcu Günlük Yorumu

Başak Burcu
(24 AĞUSTOS - 23 EYLÜL)

Verimli günleriniz. Bir taraftan önemli işleri halledip, bazı plan ya da projelerin peşinden giderken, bir diğer taraftan da diyete veya spora başlayarak hayatınıza...Başak Burcu Günlük Yorumu

Terazi Burcu
(24 EYLÜL - 23 EKİM)

Yeni şeyler öğrenmeye çalışmalı, endişelerinizi sizi farklı şekilde yönlendiren kişilerle paylaşmalısınız. Aşk hayatınıza veya sevgi temalı ilişkilerinize daha...Terazi Burcu Günlük Yorumu

Akrep Burcu
(24 EKİM - 22 KASIM)

Kişisel gelişiminize önem vermeniz gerekli. Sağlığınız veya işinizle ilgili konularda uzman kişilerin fikirlerini alabilir ve bu doğrultuda kararlar verebilirsiniz....Akrep Burcu Günlük Yorumu

Yay Burcu
(23 KASIM - 21 ARALIK)

Bazı varsayımlarda bulunmadan önce gerçekleri araştırmanızda fayda var. Kulaktan dolma bilgilere göre hareket etmeniz sizi kötü gösterebilir. Doğru...Yay Burcu Günlük Yorumu

Oğlak Burcu
(22 ARALIK - 20 OCAK)

Paranızı işinize yarar şekilde kullanabilmenin en doğru yöntemlerini bulmanız gerekiyor. Yeteneklerinize ve görünümünüze daha fazla önem...Oğlak Burcu Günlük Yorumu

Kova Burcu
(21 OCAK - 18 ŞUBAT)

Sinirlerinize hakim olmalı ve evinizi veya ailenizi ilgilendiren konulardaki sorunları çözmek için daha fazla enerji harcamalısınız. Geçmişte attığınız...Kova Burcu Günlük Yorumu

Balık Burcu
(19 ŞUBAT - 20 MART)

Aileniz, arkadaşlarınız veya size ilham veren kişilerle vakit geçirmeniz kalıcı değişiklikler yapmanıza neden olabilir. Yeni bir görüntü veya yaşanılan yerde...Balık Burcu Günlük Yorumu