Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kafamdaki sesler

<B>BÖLGEDE </B>savaş korkusu.

Sel felaketi.

Genel yayın yönetmeni.

Pahalılık.

İşten atılma korkusu.

Hükümet.

IMF.

Muhalefet.

Televoleci ekonomistler.

Tüm bu korkunç olaylarla uğraşmak zorunda olduğum yetmiyormuş gibi bir de kafamdaki seslerle uğraşmak zorundayım. Çok ağır bir yük oluştu omzumda yemin ediyorum.

***

Hiç rahat bırakmıyor beni bu kafamdaki sesler.

Örneğin uyanıyorum, biraz daha tembellik edeyim diyorum, yatakta hemen konuşmaya başlıyor sesler. ‘‘Kalk kedilere yemek ver, köpeği gezmeye çıkar’’ diyorlar.

Biraz daha yatayım diye itiraz filan da dinlemiyorlar. Sabit fikirli bu sesler ve hiç taviz vermeden diyeceklerini diyorlar.

Kalkıyorum, dediklerini yapacağım; sesler başka şeyler de söylemeye başlıyorlar. Dişini yıka diyorlar mesela; köpeği çıkarıp getirdikten sonra bunu söyleseler sanki dünyanın sonu gelir. Sanki sabahın köründe sokakta bir insanla karşılaşıp konuşmam mümkünmüş gibi ısrarlılar diş yıkanması konusunda.

Gece uykuda da rahat yok aslında. Böyle ta derinlerden hissediyorum konuşmalarını uyurken ve tabii uyanıveriyorum. Kalk tuvalete git, diye tutturmuşlar hepsi bir ağızdan.

Yok tutarım diyorum sabaha kadar, inanmıyorlar bana.

Yemin ediyorum, kafamdaki sesler sırf azıcık sussunlar da biraz uyuyayım diye gecede iki kez onları dinliyor gibi yapıyorum.

***

Günün herhangi bir saatinde durup dururken de konuşmaya başlıyor sesler.

Örneğin, genel yayın yönetmeni çağırmış, gitmişim odasına.

Kimsecikler yok etrafta. Fırsatı buldular ya sesler, yine konuşmaya başlıyorlar. ‘‘Gelince onu öldür, bak tam zamanı, etrafta da kimse yok’’ diyorlar.

Yahu olur mu diyorum onlara, bir gören olursa ne yaparım sonra, diye itiraz ediyorum, laf anlamıyorlar.

İlla da illa öldür diye konuşuyor sesler.

Hatta bu konu gündeme geldiğinde hepsinin sesi biraz daha fazla yükseliyor; yakında bağırmaya da başlar bunlar bakın görün.

Kafamdaki sesler sadece kaba değil aynı zamanda ajan provokatörler.

Cinayete tahrik ediyorlar durmadan beni. Merak etme, hafifletici nedenin çok diyorlar, kader kurbanı yaptırmak istiyorlar beni.

Kafamdaki sesler beni tuzağa düşürmek istiyorlar.

***

Ben dinlenmek için televizyonun önüne otururum ve abone olmadığım bir kanalı açarak ekrana sürekli bakarım.

Bu çok dinlendirir beni.

Abone olmadığım kanalda sadece abone olun çağrısı öylesine durur ve ondaki bu sakinlik, bu acelesizlik benim de içime huzur verir. Bunun alternatifini, yani herhangi bir kanalı açmış olma ihtimalini düşününce bir şey oynamayan kanalı daha da çok severim, huzurum artar.

Ama sesler yine rahat bırakmaz beni. Haydi kalk internete gir, porno sitelerine bak, derler.

Yahu istemiyorum işte, bırakın şurada biraz huzurla oturayım. Yok, bir türlü susmuyorlar; ne yapayım çaresiz kalkıp dediklerini yapıyorum. Günde birkaç kez oluyor bu iş.

Kafamdaki sesler beni ne zaman rahat bırakacak, bilmiyorum ki. İnternete girince de rahat yok; bir siteye giriyorum, sesler onu bırak fetiş sitelerine git diye başlıyorlar konuşmaya.

Size bir şey söyleyeyim mi; bu kafamdaki sesler var ya, onlar sadece geveze ve ajan provokatör değil aynı zamanda cinsel sapıklar da vallahi.

Birçok zaman da son derece aptallar, ama bunun da farkında değiller.

(Not: Bu yazı bence 2001 yılının en güzel yazısını yazmış olan Jack Handey'in ‘‘Voices in My Head’’ adlı yazısına bir övgü, bir teşekkürdür. The New Yorker, July 16, sayfa 39.)
X