"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Kafaları karıştıran kitap

Ertuğrul Özkök birikim gemisini bir limana bağlamamıştır, açık denizlerde yol alır. Her düşünce limanına uğrar. Bu kitabıyla yine kafanızı karıştıracak.

Yedi büyük günah, dinlerin günah saydığı en ağır suçları/günahları anlatmak için kullanılır. Bu kez farklı bir Yedi Büyük Günah’la karşı karşıyayız.
Ertuğrul Özkök ve suç ortağı Emrah Akkurt’un ‘Yedi Büyük Günah’ kitabı sizi bildiklerinizin paslı prangalarından kurtarma amacını güdüyor.
Kapaktaki, ‘bir “Yırtıkdon” projesi’ ifadesi, her şeyi ciddiye alma merakında olanlara gönderilen bir ön mesaj...
Gerçeklerle gerçeküstü, hayalle komplo teorisinin bir arada olduğu modern bir sarmal türü oluşturuyor kitap. Eski yöntemlerle bunu bağdaştırmaya çalışmayın, bildiğiniz yazma yöntemlerini de buna yaklaştırma çabası harcamayın. Beyhûde olacaktır çünkü.
Ele aldıkları konularda bugün var, dünün silueti arada bir görünüyor ama (belki de en önemli tarafı) yarınsa koyu bir çizgi biçiminde kendini kabule zorluyor.
Kitabı okurken Shakespeare’in Prospero ile Caliban’ını anımsadım. İkisi de doğruyu bulmak için çarpışır, peki her zaman biri galip çıkar mı? Hayır. Önemli olan okurun zihnindeki tortuyu silmek. Olur mu olmaz mı, sorusunun düzmantıkla bu kitapta yanıtı yok.
Dikkatli okursanız epey emek verilmiş, günün somut gerçeklerini belgelerle anlattığını fark edersiniz. Dikkatsiz bir okursanız, ne bunlar diye sorabilirsiniz ama beyninizde bıraktığı iz, sudaki petrol gibi durmadan büyüyecek ve sizi de bu düşünme denizine sürükleyecektir.
Dahası, çok ‘fantezi’ gibi görünen konuların aslında hali hazırda tartıştığımız konuların birer yansıması olduğunu da görmek çok zor değil.

ÇAĞDAŞ BİR AGNOSTİK

Bana göre Ertuğrul Özkök, çağdaş bir agnostiktir. Birikim gemisini bir limana bağlamamıştır, açık denizlerde yol alır. Zaman zaman savrulur ama her zaman en önemli limanlarda ikmal yapar. Her düşünce limanına uğrar, orada limanın bugününü anlatır ama araya tarih sıkışmıştır.
Yazma türü olarak bunun adını senaryo koymuş, gerçekten de hızlı ritme sahip. İnsanı bıktıran duraklamaları yok.
Kafanız karışacak. Böylece kendi doğrunuzu bulacaksınız. Size yol göstermiyor, böyle düşünün de demiyor. Ama bunlar var, hâlâ böyle düşünürseniz, günün de, çağın da, yüzyılın da dışında ikamet ettiğinizi kabul edin, diyor usulca...
Çok önemli siyasal saptamaları var, sahte ahlâka meydan okuma var, bireysel özgürlüğün alabildiğine sert savunması var, siyasal baskıların, günümüz yönetiminin eleştirisi de var.
Bu senaryolara ve sonrasında ele aldıkları tartışmalara ve tartışma metinlerine baktığımız zaman, aslında bunları niteleyecek en güzel şey ‘soft distopya’ olacaktır. Soft sizi yanıltmasın, sabun köpüğü değil ama distopya metinlerinin, anti ütopyaların korkutucu yaklaşımı yok. Fakat yukarıda da belirttiğim gibi, dikkatli okurların alt metinleri kolaylıkla saptayacağı, günümüzün, gündemin birer değerlendirmesi bunlar...

MASAÜSTÜ SÖZLÜĞÜ

Böyle bir kitabı okumanın yöntemi var: Bence bir sözlük gibi masanızın üstünde bulunduracaksınız. Mutlaka gündelik yaşamınızda size lâzım olacak bir zihni açılımı burada bulacaksınız.
Hele bir Önsöz’ü okuyun, aykırılığın sıradan bir gösteriş unsuru olmadığını, içselleştirdiğiniz oranda gerçeklik taşıdığını, hayatınızın radyografisini çıkardığınızda kabulleneceksiniz.
Ertuğrul Özkök, sizi kendi düşüncelerini tekrarlayan bir papağana dönüştürmekten kaçınıyor, aksine yazdıklarını, görüşlerini inkâr edin, diye damarınıza basıyor. Bir Yunan akademisi gibi içinizdekini dışarı çıkarmaya çalışıyor.
Kemikleşmeyi kırmaya çağırıyor. Bir Phoenix kuşu gibi, her gün külünüzden yeniden doğmaya çağırıyor. Okuyup uygulamak için biraz cesaret yeter!
Konu başlıklarından bazılarını yazdığım zaman, onun hangi konudan ve nasıl söz ettiğini daha iyi anlayacaksınız:
Birinci Büyük Günah / Senaryo: Türkiye, Ayasofya’yı Ortodoksların ibadetine açıyor. Tartışma: Cemaat duvarındaki tuğlalar dökülüyor.
Dördüncü Büyük Günah / Senaryo: Oya Sarı Hareketi, Ege’yi Türkiye’den ayırmak istiyor. Tartışma: Demokrasi sözlüğüne ‘mini etek’, ‘rakı’ ve ‘kalamar’ maddeleri giriyor.
Altıncı Büyük Günah / Senaryo: Fenerbahçe, Ermeni yatırım şirketine satılıyor. Tartışma: Fenerbahçe Cumhuriyeti’nin temelleri sarsılıyor.
Konu başlıklarınin tümü, yeterince tahrik ediyor! Onları karşılamaya hazır mıyız?
Özkök, bir prova yapıyor, elbette riskli bir prova. Ama yarının oyunu için de başka seçenek yok. Her koşul, bu günahları tartışmamızı zorunlu kılıyor. Aslında bu, bir tür, kader.
Fantastik gibi görünen hatta yer yer bir bilim kurgu satırları zehabına kapıldığımız bu kitabın, bizi katı gerçeğe çeken öylesine cümlelerine rastlayacaksınız ki, hayal dünyasından çıkıp, birden bire karabasan gibi bugüne geleceksiniz.
Bugünün siyasal, toplumsal, bireysel sorunlarını tartışan ve onu tartışmanız için de malzeme sunan bir kitap. Size sorunları, açmazları sunup havada bırakmıyor. Seçebileceğiniz bir açık fikir büfesi de var.
Kitabın son sözünü okuyunca, hayâl iklimlerinden gerçek dünyaya döneceksiniz. Dahası en baştan beri anlatmak istediklerimi ve Özkök ile suç ortağı Akkurt’un neyin peşinde olduğunu fark edeceksiniz. Bizi bir şeyler üzerine düşünmeye çağırıyorlar. Bugünden hareketle geleceği fark etmemizi söylüyorlar.
Bir düşünsel silkinmeye hazır olun, algılamanızı da akıl yürütmenizi de yenileyin.
‘Zamanın Ruhu’ sizi çağırıyor, belki de Ertuğrul Özkök bir medyum.
(Yedi Büyük Günah, Ertuğrul Özkök -ve suç ortağı- Emrah Akkurt, Doğan Kitap)

DOĞAN HIZLAN’IN SEÇTİKLERİ

Semih Gümüş / Yazar Olabilir miyim? Yaratıcı Yazarlık Dersleri / Notos Kitap
Orlando Figes / Kırım - Son Haçlı Seferi / YKY
Haydar Karataş / On İki Dağın Sırrı / İletişim Yayınları
C.David Heymann / Elizabeth Taylor / Turkuvaz Kitap
Vecdi Çıracıoğlu / Halkın Savcısı Mehmet Feyyat / Scala Yayıncılık

X