Gündem Haberleri

    Kafalar karıştı

    Hürriyet Haber
    07.07.1999 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Bomba uzmanı Nazmi Nuri Çelik'in, ‘‘Eğer bahsedilen bomba konmuş olsaydı, patlamanın olduğu yerde 50 santimlik çukur açılırdı. İpucu bulamadık’’ sözleri, Mısır Çarşısı davasında kafaları karıştırdı. Konuyla ilgili raporlar da birbirini tutmazken, polis ısrarla sanıkları suçluyor.

    Mısır Çarşısı'nda bir yıl önce 7 kişinin ölümü, 127 kişinin de yaralanmasıyla sonuçlanan patlamayla ilgili dava, önceki günkü son duruşmada dinlenen bomba uzmanının yaptığı açıklamalar sonucunda, muammaya dönüştü. Yapılan bütün incelemelerde bomba imha ekiplerinin başında bulunan ve önceki gün yapılan son duruşmada tanık olarak dinlenen Bomba Amiri Nazmi Nuri Çelik'in, ‘‘Eğer bahsedilen bomba konulmuş olsaydı, patlamanın olduğu yerde 50 santimlik çukur açılırdı. Patlayıcının bomba olduğuna dair hiç bir ipucu elde edemedik’’ sözleri, ortalığı karıştırdı. Olay sonrası açıklama yapan İstanbul Emniyet Müdürü Hasan Özdemir ise facianın nedeninin bomba olduğunu ve sorumluların yakalandığını bildirmişti. Vali'nin talimatı üzerine olay yerinde inceleme yapan Adli Tıp Enstitüsü uzmanları da, elde edilen ‘Nitroselüloz’ ve ‘Nitrit İyonları’nın, bomba yapımında kullanılan malzemeler olduğu yönünde rapor hazırlamıştı. Buna karşılık, bomba uzmanlarının olay yerinde yaptıkları üç ayrı inceleme sonucunda hazırladığı tutanaklar, bombaya ilişkin bir delil elde edilemediği yönünde. Mısır Çarşısı'nın girişindeki Ünlüoğlu Büfe'de, 9 Temmuz 1998 günü meydana gelen korkunç patlamadan sonra geniş çaplı soruşturma başlatan polis, patlamanın ne olduğunu tesbit etmek için, günlerce olay yerinde çalışma yaptı. Almanya'dan gelen uzmanlar, patlayıcının ne olduğuna ilişkin ipucu elde edemediler. Ancak İstanbul polisi, bomba olduğu öngörülen patlayıcı ile ilgili olarak, önce Abdülmecit Öztürk'ü yakaladı. Öztürk, bombayı daha önce başka bir suçtan tutuklanan Pınar Selek'le birlikte hazırlayıp koyduklarını itiraf etti. Üzerinde ve atölyesinde bomba bulunduğu iddiasıyla önceden tutuklanan Avukat Alp Selek'in sosyolog kızı Pınar Selek, daha sonra Mısır Çarşısı faciası nedeniyle ikinci kez tutuklandı. Şu anda, Mısır Çarşısı faciası davası kapsamında, Selek'le birlikte, PKK'ya mensup oldukları öne sürülen Abdülmecit Öztürk, Alaattin Öget, Kübra Sevgi, İsa Kaya, Maşallah Yağan, Ercan Alır, Baran Öztürk, Heval Öztürk, Delibaş Arat, Erkan Öget, Menderes Öget, Alican Öget, Hasan Kılıçdoğan ve Suat Kayak'ın yargılamaları sürüyor.

    POLİS: BOMBACI O

    Günlerce kamuoyunun gündemini meşgul eden Mısır Çarşısı patlaması ile ilgili ayrıntılı açıklama, olaydan yaklaşık 1.5 ay sonra 18 Ağustos 1998 günü, İstanbul Emniyet Müdürü Hasan Özdemir'den geldi. Olay yerine ilk gittiklerinde, patlamanın nedeninin gaz sıkışması olduğuna kanaat getirdiklerini belirten Emniyet Müdürü, ‘‘Parçalar bulunamamış, uzmanlar birşey söylemeyememişti. Ancak Adli Tıp ve bomba uzmanlarımızın yaptıkları ortak çalışma sonucunda, olay yerinde bulduğumuz Nitrit İyonlar, bomba şüphemizi artırdı ve bu yönde çalışmamızı yoğunlaştırdık. Operasyonlara başladık ve olayın sorumlularını yakaladık’’ dedi. Özdemir, sanık 'Leyla' kod adlı Pınar Selek'in Romanya ve kırsalda bomba eğitimi gördüğü belirterek, şunları söyledi: ‘‘Bombanın, Beyoğlu Tünel'deki Selek'e ait işyerinde bizzat kendisi ve 'Azat' kod adlı Abdülmecit Öztürk tarafından hazırlandığını, yine bu kişiler tarafından Mısır Çarşısı'na konulduğunu tesbit ettik. TNT kalıbını rendeleyerek bir çelik boru içerisine yerleştirmek suretiyle hazırladıkları zaman ayarlı özel bombayı, çarşı girişindeki büfeye bırakan Selek ve Öztürk, yürüyerek Galata Köprüsü üzerinden, Tünel'deki işyerine gitmişler. Selek'i, sırt çantasında, bomba yapımında kullanılan bomba malzemeleriyle ve Tünel'deki bomba atölyesi ile birlikte elegeçirdik. Yapılan aramada, poşet içerisinde rendelenmiş TNT, kutu içerisinde fitili takılmış halde patlamaya hazır 2 adet bomba, 3 adet adi fünye ele geçirildi.’’

    Poliste; Yaptık Savcı'da; Yapmadık

    Polisin yaptığı operasyonlar sırasında yakalanıp, Mısır Çarşısı eylemini 'Leyla' kod adlı Pınar Selek'le gerçekleştirdiğini iddia eden 'Azad' kod adlı Abdülmecit Öztürk'ün, DGM Savcısı Engin Baltacı'ya 15 dakika arayla iki farklı ifade verdiği ortaya çıktı. Öztürk, polisteki sorgusunun tamamlanmasının ardından çıkarıldığı savcılıktaki ilk ifadesinde, Mısır Çarşısı'nın bombalanması olayıyla bir ilgisinin bulunmadığını belirterek, ‘‘Maltepe Orduevi ve Küçükyalı 50. Yıl Parkı'nın bombalanması olayını kabul ediyorum. Ancak Mısır Çarşısı'yla bir alakam yok. Eğer bu olayla bir bağlantım kurulursa, idam edilmeye razıyım’’ dedi. İfade sonrası polislerle birlikte bir odada 15 dakika bekletilen Abdülmecit Öztürk, ne olduysa çark etti... 15 dakika sonra ifadesinde değişiklik yapacağını bildirdi. Savcı Engin Baltacı, Öztürk'ün bu talebini kabul etti. Tutanak tutarak, yeniden ifade almaya başladı. Öztürk, Pınar Selek'i yakan ifadesini, işte bu sorguda verdi. 'Azad' kod adlı Öztürk, daha önce poliste verdiği ifadesini tekrar ederek, bombayı olaydan bir gece önce Leyla kod adlı Pınar Selek'i ile beraber yaptıklarını, hedefi de Selek'in seçtiğini söyledi.

    Baba Selek: İşkenceyle itiraf ettirdiler

    Ünlü Avukat Alp Selek, hiç bir yasadışı işe bulaşmadığını öne sürdüğü kızı Pınar'ın, üzerinde çalıştığı 'Güneydoğu ve PKK' konulu araştırma nedeniyle, bir komployla karşı karşıya olduğunu savundu. Tünel'deki atölyenin sahibinin kızı olmadığını belirten Alp Selek, Mısır Çarşısı sanıklarının tamamının, olayı işkence sonucu itiraf ettiklerini önesürdü. Mısır Çarşısı'ndaki patlama sonrasında elde edildiği belirtilen 'Nitroselüloz' maddesinin, vernikin ana maddesi olduğunu, sigara külü ve çiçekçilerde kullanılan gübrelerde de yoğun olarak kullanıldığını ifade eden Selek, ‘‘Olay yerinde bulunan bir kaç damla Nitroselüloz maddesi, nasıl böylesine bir facianın bulgusu olarak kayda geçiriliyor anlamıyorum. İki damla Nitrat'ı bomba olarak yorumlamak, bilimdışı bir tesbittir. Bu yöndeki raporlar, sipariş üzerine hazırlanmıştır’’ dedi.

    Sosyolog sanık

    Pınar Selek, başarılı bir sosyolog. Notre Damme de Sion'u bitirdikten sonra Mimar Sinan Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nden birincilikle mezun olmuş. Masteri kazanan iki öğrenciden biri olan Selek, şu an ikinci sınıfta. 'Ülker Sokak', 'Basın niye İkitelli'ye gitti', 'Sokak çocukları' gibi araştırmalar yapmış. Yaklaşık 1 yıl önce tutuklanıp, cezaevine gönderildiğinde, PKK üzerine bir araştırma yapan Selek, Fransa'nın en saygın üniversitelerinden olan UDEL'de çalışmalarda bulunmuş. Hatta hapse girdikten sonra, UDEL Üniversitesi Rektörü Selek'e bir yazı göndererek, çalışma teklifinde bulunmuş.

    Patlamanın ardından olay yerinde incelemeler yapan bomba uzmanları tarafından tutulan 9, 10 ve 13 Temmuz tarihli tutanaklar ile Polis Kriminal Laboratuvarı ve İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü tarafından hazırlanan raporlar, birbirleriyle çelişiyor. Olay günü hazırlanan ve İstanbul Terörle Mücadele Şubesi Bomba Amiri N. Nuri Çelik ile bomba imha uzmanı 7 polis memurunun imzasını taşıyan raporda, aynen şu ifadeler kullanılıyor: ‘‘Patlama sonrası yapılan ilk araştırma ve fiziki inceleme neticesinde, herhangi bir bomba unsuruna veya patlayıcı maddeye rastlanmamıştır.’’ Bir sonraki gün 4 kişilik bomba uzmanı tarafından tutulan rapor ise şöyle: ‘‘Kurutulup elenmek suretiyle yeniden incelenen olay yeri artıklarından, bomba veya bomba yapımında kullanılan herhangi bir bulguya rastlanmamıştır.’’ Yine 5 bomba uzmanı tarafından 13 Temmuz'da hazırlanan raporda ise aynı yere yeniden gidilerek daha ince bir araştırma yapıldığı, ancak yine bombaya ait hiç bir bulguya rastlanamadığı ifade edilİyor. Bomba uzmanlarının, Polis Kriminal Laboratuvarı raporuna dayanarak hazırladıkları ekspertiz raporunda ise Aseton fazında Nitroselüloz artıkları ve Nitrit İyonları bulunduğu, bu maddelerin, patlayıcı madde yapımında kullanılan maddeler olduğu belirtilerek, şu bilgilere yer veriliyor: ‘‘Ancak Ünlüoğlu Büfe'de meydana gelen patlamanın, gazlardan mı, bombadan mı, yoksa tehlikesi tahmin edilemeyen bir maddenin büfe içinde uzun süre kalması ve o gün için ona etki eden herhangi bir şeyin isabet etmesi sonucu mu meydana geldiği anlaşılamamıştır. Büfe içinde ve çevresinde, bombaya ait olabilecek herhangi bir parçaya rastlanamamıştır.’’ İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü Fen Bilimleri Anabilim Dalı'ndan 5 uzmanın olay yerinde yaptıkları inceleme ve otopsi bulgularına göre hazırladığı bilirkişi raporu ise patlamanın LPG tüplerinden boşalan gazdan değil, 'Nitroselüloz' içeren patlayıcı maddenin infilakından kaynaklandığını belirtiyor.



    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı