Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kafa koparan Başbakan!

<B>RECEP Tayyip Erdoğan, </B>önceki gün Adana’da yaptığı konuşmada son derece ilginç ve bir başbakanın ağzına yakışmayacak sözler söylüyor.

‘Kendi getirdiğimiz adamlar da olsa, yolsuzluk yapanın kafasını koparırız.’

Bu kafa koparma sözcüklerini elbette ki ‘kellesini giyotinle keseriz, öldürürüz’ anlamında söylemiyor. Onu yapamaz. Ama bir başbakan böyle sokak ağzıyla da konuşamaz. Böyle argo deyimleri kullanamaz.

Bunu niçin yapıyor?.. Çünkü sinirli. Eleştiriye dayanamıyor. En ufak bir olayda sinirleniyor, tepesi atıyor ve ağzından çıkanı kulakları duymamaya başlıyor.

Her geçen günün kendisi ve partisi açısından daha da kötüleştiğini bizden iyi görüyor. Artık öyle yapay umutlar kalmadı. Çizdirdiği pembe tablolar etkinliğini yitirdi.

Hemen her kurumda, her ihalede, her alımda büyük yolsuzluk dönüyor. Ama pek çoğu ya örtbas ediliyor, ya da görmezden geliniyor. Kamudaki bütün atamalar torpille ve adamına göre yapılıyor.

Bunların hesabı tek tek sorulacak. Onun da zamanı gelecek.

* * *

Toplumsal tepki giderek artıyor. İzmit’te yılların SEKA káğıt fabrikası, ötekiler gibi kapatılıyor. Türkiye neredeyse tüm káğıdını yurtdışından getirmek zorunda kalıyor. Yüzlerce işçi ve aileleri isyanda. Gerekçe: Zarar ediliyor! Sen hükümetsin, zararı önlemek senin görevin. Yatırım yaparsın, fabrikayı kára geçirirsin.

Başbakan önceki gün Adana’da. Tekel işçileri konvoyun yolunu kesti. Konvoyun önüne atlayan işçileri ekranlarda izledik. Niçin? Çünkü Tekel işçileri de mağdur.

Türkiye’nin dört bir yanında ‘özelleştirme’ diye bir şey tutturdular. Kamu adına mal ve hizmet üreten tesisleri elden çıkarıyorlar. Bunların pek çoğu yörenin işadamlarına ve müteahhitlere satılıyor.

Nasıl mı? Çok ucuza... Ve bunları alanlar üretimi sürdürmek için değil, arsa ve arazileri için alıyor. İşçiler, bütün çalışanlar sokağa!

Somut örneklerini burada defalarca yazdım. Örneğin, Balıkesir SEKA káğıt fabrikası yüzlerce dönüm arazisi, içindeki fabrika binaları, ambarları, lojmanları ve makineleriyle birlikte ve yine ‘özelleştirme’ bahanesinin ardına sığınılarak kaça satılmıştı?

1 milyon 100 bin dolara! Bir daire fiyatına.

Kim almıştı? AKP iktidarına en büyük desteği veren, övgüler düzen Yeni Şafak Gazetesi’nin sahibi Albayraklar tarafından.

Al gülüm ver gülüm!

Satılan, ölmüş eşek fiyatına elden çıkarılan, üretimi durdurulup kapatılan ve çalışanları sokağa terk edilen bu fabrikaların, tesislerin tamamı büyük kentlerin ya içinde, ya da yanıbaşında.

Bunları alanlar üretim yapmıyor. Arsaları parselleyip üzerine apartman konduruyor. Veya yeni bir imar planına kadar bekletiyor.

Böyle özelleştirme olur mu?

Koskoca Ankara Et Kombinası’ da bu yolla ve yine ölmüş eşek fiyatına satıyorlardı. Burada ısrarla yazdım, gündeme getirdim. Olacak iş değildi. Vazgeçmek zorunda kaldılar.

Ahhh, medya bunların üzerine biraz gitse, o kadar çok şey olumlu doğrultuda değişecek ki.

* * *

Dikkat ediniz, bugün böyle önemsiz gibi görülen olaylar aslında çok önemlidir. Toplumsal tepkinin giderek arttığını gösteren somut göstergelerdir... Ve tepki her geçen gün artıyor. AKP’nin içinde bile.

Geçenlerde Demir Çelik İşletmeleri’ne genel müdür yardımcısı yapılan Hülya Çavuşoğlu’ndan söz etmiştim. AKP Antalya milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu’nun eşiydi. Toplam 33 kişiden oluşan personelin başına 3. genel müdür yardımcısı olarak getirilmişti. İnanılmaz bir olaydı. O yazıdan sonra karı kocadan herhangi biri arayıp ‘arkadaş yazdıkların yanlıştır’ diyemedi.

Ama çok ilginç bir şey oldu. Hiç tanımadığım iki AKP milletvekili arayıp ‘Ellerinize sağlık, bu işlerden hepimiz büyük rahatsızlık duyuyoruz’ dediler. Onların izni olmadan isimlerini açıklamak istemiyorum. Biri İstanbul, öteki Çanakkale milletvekili.

Demek ki parti içinde de rahatsızlık, huzursuzluk giderek artıyor.

Balayı dönemi bitti bitiyor.

Medya gücüyle yaratılan yapay pembe tabloların ardındaki acı gerçekler artık herkes tarafından görülüyor.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI