Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kadınların hemen hepsi aynı anda iki bebek besleyecek süt kapasitesine sahip

Bebeklerin ideal besini olan anne sütü, hiçbir yapay besinden elde edilemeyecek derecede fayda sağlıyor. 1-8 Ekim tarihleri arasındaki Emzirme Haftası, konunun önemine dikkat çekiyor.

Anne sütü, bebekler için olası en ideal karışım. Öyle ki prematüre bebeklerin annelerinin sütleri bile, o bebeğe uygun özellikler içerir. Doğumdan sonra ilk hafta gelen süte kolostrum (ağız) denir ve protein, mineral ve vitamin bakımından çok zengindir. Ayrıca bu proteinler, bebeği hastalıklara karşı da koruyan antikorlar ve bağırsak epitelinin direncini artırıcı maddeler içerir. 7-15'inci günler arasındaki geçiş sütünde protein miktarı azalırken laktoz, yağ ve toplam kalori içeriği artar. Olgun anne sütünün besin değerini tam olarak değerlendirmek güç olsa da yeterince tatmin edicidir. Yeterli oranlarda tuz, kalsiyum, fosfat içerir, sıcak iklimlerde bile tatmin edici derecede suya sahiptir.

Prof. Dr. Gülbin Gökçay ve Doç. Dr. Muazzez Garipağaoğlu'nun hazırladığı ‘‘Çocukluk ve Ergenlik Döneminde Beslenme’’ adlı kitaptan yaptığımız bu derlemeye göre biliyoruz ki emzirme sürecinin başlangıcında karbonhidrat açısından zengin önsüt gelir. Sonunda ise yağ bakımından zengin sonsüt... Sonsütün geliş zamanı da bebeğin emzirme gücüne göre değişir. Bu yüzden de bir memenin iyice emilmesi gerekir.

İYİ EMZİRME

- Emzirmenin sıklığı bebeğin isteğine göre ayarlanmalı. Sütün gelmemesi durumunda endişe edilmemeli.

- Her öğün başka bir memeden verilmeli. Emzirmeden önce meme başı temizlenmeli.

- Bebeğin yeterli süt aldığı, günde en az beş kez çişini yapması ve bebeğin 15. günde doğum kilosuna ulaşması, ayda da en az yarım kilo alması sayesinde anlaşılır.

- Yorgunluk süt üretimini olumsuz etkiler.

- Kadınların yüzde 99'u aynı anda iki bebek büyütecek kadar süt üretme kapasitesine sahiptir.


ANNE SÜTÜNÜN YARARLARI

Anne ile bebek arasındaki bağ güçlenir.

Anne, emzirme eylemiyle 500 kalori harcar, kolay kilo verir.

Rahmin toparlanmasını hızlandırır, anneyi doğal olarak gebelikten korur.

Annenin meme ve yumurtalık kanseri riski azalır, kemik erimesinden korunur, kansızlık ihtimali düşer.

Bebeğin hastalanma riski azalır. Çene ve diş gelişimi için faydalıdır. Alerjiye karşı korur. İshal ve kabızlık söz konusu olmaz.

Bebeğin ruhsal gelişimi için faydalı, anne için de rahatlatıcıdır.


Mağazalarda Emzirme Haftası etkinlikleri


Avent firmasından aldığımız verilere göre Sağlık Bakanlığı Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması yetkilileri, anne sütünün bebeklerin beslenmesinde en iyi başlangıç olduğunu belirterek, bebeklere ilk altı ayda sadece anne sütü verilmesini öneriyor.

Her yıl bir buçuk milyon bebek yeterli oranda emzirilmediği için ölüyor. Bu gerçekten yola çıkan UNICEF'e, emzirmenin teşvik edilmesi, özendirilmesi ve desteklenmesi konusunda Türkiye Sağlık Bakanlığı da destek veriyor. ‘‘Anne Sütünün Teşviki ve Bebek Dostu Hastaneler’’ programı çerçevesinde çeşitli illerden 26 hastaneye ‘‘Bebek Dostu Hastane’’ unvanı verildi.

Joker-Avent işbirliği ile üç seneden bu yana anneleri emzirme konusunda bilinçlendirmek üzere danışmanlık hizmeti veriliyor. Anneler Emzirme Haftası boyunca mağazalardan randevu alarak, uzman doktorlardan emzirmeye yönelik her türlü bilgi alabilirler. Firma yetkililerinden Selda Yalçın bütün anneleri 1-8 Ekim tarihleri arasında Joker Mağazaları'nda beklediklerini, danışmanlardan bu konuda eğitim alabileceklerini söylüyor. Aynı mağazalarda Dünya Emzirme Haftası boyunca annelere özel indirimler de uygulanacak.


Sinan’la yuvayı kırdım ve acaba neden kırdım?


Ne acayip iştir bu... İki buçuk ay Akçay'da tatil yaptıktan sonra İstanbul'a hızlı bir dönüş yapmayı planlamıştım. Gerçi başladım da. Spor, kitap çalışmaları derken ve artık oğlanın da büyüdüğünü göz önüne alarak uzun zamandır gittiği yuvada kalma süresini yarım günden tam güne çıkarmaya karar vermiştim.

Nitekim öyle de yaptım. Öğle yemeğinden sonra beni biraz bekleyip hafif mızmızlık yapsa da ciddi bir sorun yaşanmadan saat 16.00'ya kadar okulda kalmayı becerdi.

Gel gelelim ben beceremedim...

Onun tam gün yuvaya gitmesini, ben de günlerimi dolu ve faydalı şeyler yaparak geçirmeyi heyecanla bekliyordum. Nitekim işimin erken bittiği gün, (Sinan'ın okulda kaldığı ikinci uzun gündü) boş kalınca, içim çok kötü oldu. Dakikalar geçmez oldu. Oysa ben bunu hayal etmiyor muydum? Oysa yapılacak bir sürü işim, dolaşacak bir sürü yerim, tadacak bir sürü yemeğim ve konuşacak bir dolu arkadaşım yok muydu beni bekleyen?..

Gidip onu almayı bile düşündüm bir ara.

Kendimi haksızlık yapıyormuş gibi hissettim. Onunla yeterince ilgilenmiyormuşum, ihmal ediyormuşum gibi hissettim. Kendi boşluğumu üç senedir alışmış olduğum üzere onunla doldurmayı denedim.

Tabii gidip onu okuldan almadım çünkü bu gerçekten hata olurdu. Artık üç yaşında bir çocuğun bütün öğleden sonrasını benimle geçirmesi kadar anlamsız ve heyecansız bir durum olamaz ki! Orada artık bir büyük sınıfta, daha çok arkadaşı ve daha çok uğraşısı var. Benimle ne yapacak? İki dolaş, bir park, bir simit veya bir parça pasta ve ev...

Onun hayatı düzgün ve dolu, boş olan benim... Bunun bedelini o ödememeli.

Fakat dün Sinan'a yakalandım... Evet, evden markete gitmek için çıktım ve tam sokağa adım attım ki Sinan okulun penceresinden dışarıya bakarken beni gördü.

Yandık! Yakalandık!

Dikkatsizlik etmiştim ve onu ağlatamazdım. Gidip aldım. Beraber gittik markete, oraya buraya. Madem okul kırdık, bari tadını çıkartalım, bir kafeye girip bir parça tatlı yiyelim dedim.

Ama yolda kavga ettik ve kucağımdayken suratıma kafa attı! Neye uğradığımı şaşırdım sokak ortasında. Onu derhal eve getirmem gerektiğine inanıyordum ama işlerim de vardı. Epey bir tartışıp sonunda barıştık. Her zamanki gibi özür dileyip bir daha yapmayacağını söyledi. Yüzüncü kere falan...

Artık öğrendim. Okulun önünden geçmeyeceğim bir daha... Gerekirse sokak değiştireceğim çünkü eminim ki yarın pencere önünde beni bekleyecek yine. Yakalansam bile bir daha onu almamam gerektiğini de biliyorum. İşte anneliğin zor taraflarından biri. Ne yapmanız ya da yapmamanız gerektiğini biliyorsunuz ama yapamıyorsunuz bazen. Ya işinize gelmiyor, ya vicdan yapıyorsunuz, ya da fazla merhametli düşünüyorsunuz.

Bir de onların halden anlamamalarına sinir oluyorum. Saat olmuş 14.00. Parkta oynuyor. Daha ağzıma bir lokma girmemiş, ölüyorum açlıktan, yalvarıyorum Sinan'a: ‘‘Ne olur gidelim bana bir simit alalım!’’

Hayır efendim, oynayacak, dahası kuşlara yem verecek.

Yahu ben yememişim bir şey; bana ne kuşlardan!

O kadar yalvardım ki artık anladığından mı, ağzımı kapatmam için mi bilemiyorum, izin verdi, oyunu bıraktık da mideme bir lokma atabildim.

İşte böyle...


ANNEMİN KÖŞESİ


Bir anne kızına ne alır?


Bir annenin kızına alacağı ve almayacağı şeyler vardır. Mesela evli değilseniz annenize, ‘‘Gelirken bana eczaneden şu ilacı alır mısın?’’ diyerek doğum kontrol hapı siparişi veremezsin. Ya da ismi lazım değil başka paketlerden...

Anne kızına parfüm alır, etek, ekmek alır, ayakkabı, çorap ve hatta iç çamaşırı da alır. Hatta sürpriz yapar, Estee Lauder ya da Shiseido kozmetik ürünü de getirir.

Ama kaç anne kızını mutlu etmek için onun en sevdiği marka çikolatadan koca bir paket getirir?

Yaaa, benim annem getirir işte. Ben de spordan eve gelir gelmez masamın başına oturur paketimi açar, ‘‘Sadece iki parça’’ diyerek kendimi kandırırım.

Şimdi anam bunu kasten mi yaptı, yoksa beni gerçekten mutlu etmek niyetinde mi, bilemem. Çünkü o yediğim parça birbuçuk saat boyunca spor salonunda yaktığımdan daha fazla kalori getiriyor bana. (Tabii size de...)

Ama...

Ben yerken çok mutluyum.

Yine de kadın insaflı... Bir paketle yetindi. Ben olsam beş paket alırdım ona! Biliyorum dayanamaz da...
X