Kadınlardan çağrı: ‘Bu tasarıyı kabul etmeyin’

GÜNDE beş kadın öldürülüyor. Bir cins kırımı yaşanıyor. Bunu en iyi kadınlar biliyor.

Haberin Devamı

Kadın ve Aileden sorumlu Bakanlık 236 kadın örgütü ile örnek bir işbirliğine gidiyor. Onlarla  kadına yönelik şiddetin önlenmesine dönük, altı ay ortak çalışma yürütüyor.

Herkes memnun, hayır değil. Çünkü, Bakanlık kadın örgütlerinin taslağı üzerinde çalışmaktan vazgeçiyor, ayrı bir taslak hazırlıyor. Bununla birlikte, geceli gündüzlü ortak çalışma bu kez Bakanlığın hazırladığı taslak üzerinde devam ediyor. Ve bu taslak Bakanlar Kuruluna sunuluyor.

Ancak Bakanlar Kurulu, kadın örgütleri ile ortaklaşa çalışmış taslağın birçok hükmünü çıkartarak ya da değiştirerek 24 Şubat’ta TBMM’ye başka bir taslak sunuyor.

Taslağın adı “Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi” olarak değiştiriliyor. Kadın örgütleri buna itiraz ediyor:

“Kadınlar aile içi şiddet yaşıyor, önce ailenin dışına çıkmaya çalışıyor, bu süreçte hem aile, hem kadın korunamaz, dünyada hiç bir şiddetle mücadele yasasının adı böyle değil.”

ANA BAŞLIKLAR

Kadın örgütleri “Şiddete Son Kadın Platformu” adıyla bir araya gelerek taslak için mücadele ediyor.

Taslak dün TBMM Adalet Komisyonunda ele alınıyor. Anılan platform bu komisyonunun üyelerine dün not gönderiyor. O notta kadınların bazı talepleri var:
Eşitlik İlkesi: Tasarıdan çıkarılmış olan “kadın erkek eşitliği, fiili eşitlik, toplumsal cinsiyet eşitliği” ve “ev içi şiddet” gibi kavramlar tasarıya tekrar konulmalı.
Uluslararası İnsan Hakları Standartları: Uluslararası insan hakları belge ve sözleşmelerinde olduğu gibi, tasarıda kadın-erkek eşitsizliğine atıf yapılmalı.
Koruma: Türkiye’de kamuya ait sığınak sayısı 40 ve yetersiz. Sığınak sayısı, ilk adımda her ilde bir tane artırılmalı, sığınak koşulları iyileştirilmeli.

Yürütme ve Denetleme: Tasarıda “Şiddet İzleme ve Önleme Merkezleri” adı ile geçen müdahale koordinasyon merkezleri tüm Türkiye’de yaygınlaştırılmalı.
Eğitim ve Hak Bilinci: Kadın-erkek ve toplumsal cinsiyet eşitliği, kadının insan hakları gibi kampanyalara öncelik verilmeli.

YENİDEN DÜZENLEMEK

Şiddet gören kadının, yardım alabilmesi için gördüğü şiddeti belgelendirmesi gerekiyor. Kadın örgütlerinin en çok karşı çıktıkları maddelerden biri bu. Kadın fiziki şiddet görmüş ise, Adli Tıp’tan rapor alacak. Psikolojik ya da ekonomik baskı ile karşı karşıya ise, bunu belgeye nasıl dökekecek? Kadın örgütlerine göre, bunlar yasayı etkisiz kılıyor.

Örgütler ayrıca, taslaktan çıkartılan “ihbar hakkı” (şiddet gören kadın dışında, çevredekilerin de şikayetçi olabilmesi) kuralına dönülmesini öneriyor.
“Şiddete Son Kadın Platformu” komisyona sunulan tasarının “Türkiye’de inanılmaz boyutlara varan kadına yönelik şiddeti engellemekte yetersiz kalacağına” inanıyor, komisyon üyelerine sesleniyor: “Şiddeti, eşitsizlikten kaynaklanan sorun olarak görmeyen, bununla ciddiyetle mücadele etme hedefi bulunmayan bu tasarının yeniden düzenlenmesi gerekir.”

Ve komisyon üyelerine çağrıda bulunuyor, “bu tasarıyı kabul etmeyin”.

Farklı görüş bildirdikleri için onlar da AKP’den azar işitir mi? İşitirse, şaşmam.

Haberin Devamı

Görüş açıklama rehberi

Haberin Devamı

İKTİDARIN görüşleri dışında farklı görüş açıklayanlar;

- Ya hapisaneyi boyluyor.

- Ya işinden oluyor.

- Ya da “sen kendi işine bak” uyarısı eşliğinde, yaylım ateşine tutuluyor.

Son örnek TÜSİAD. 2002 ve 2007 seçimlerinde TÜSİAD üyeleri çoğunlukla AKP’yi destekliyor. 2011 seçimlerinde TÜSİAD üyesi belli bir grup yine AKP’den yana.

TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner’in 4+4+4 eğitim sistemini eleştirmesi üzerine kızılca kıyamet kopuyor. TÜSİAD’ı önce Başbakan Erdoğan azarlıyor. Ardından AKP yöneticileri hep bir ağızdan TÜSİAD’a verip veriştiriyor. Hatta, “o kadar çok biliyorsan, git parti kur, karşımıza öyle çık” gibi efelenmeler bile eksik değil.
TÜSİAD, büyük patronlar kulübü milli gelirin yüzde 18’ini üretiyor, sanayideki payı yüzde 38, ekonomide ciddi ağırlığa sahip bir sivil toplum
örgütü. Dünyanın her yerinde sivil toplum örgütleri konuşuyor.

Zaten onlar konuşmak için, farklı bir görüşü dile getirmek için var. O görüşe katılmak ya da eleştirmek ayrı.

Ama, can düşmanı gibi hedef almak, sesini kesmeye çalışmak, AKP döneminde yaşanan ötekileştirmenin son örneği. Demokrasi ile uzak yakın ilgisi olmayan örneklerin sonuncusu.

Günümüzde görüş açıklamak AKP doğrultusunda ise, serbesttir, yoksa...

Yazarın Tüm Yazıları