Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kadınlar ve erkekler-4

Serdar TURGUT

Ertuğrul Özkök'ün -ki kendisi son 100 yılın en seksi erkekleri listesine 11'inci sıradan hem de Antonio Banderas'tan bile ön sırada girmeyi başarmış kişidir- koymuş olduğu yeni kurallar çerçevesinde, yer yokluğu nedeniyle dün bitiremediğim konuya bugün devam ediyorum.

Ayın belirli günlerini kadınların politik bir mücadele olayı haline getirmeleri Gloria Steinem'in ‘Eğer Erkekler Aybaşı Olabilselerdi’ başlıklı 1978 yılı makalesiyle başlamıştır.

Bundan sonraki gelişmeler ise son derece ilginçtir.

Çünkü bu konuda kafayı yormaya başlayan kadın hareketi işin içinde kötülük olduğu için çok az bir gayretten sonra erkek milletinin hayatını tamamen karartan yeni bir kavram icat etmiştir.

‘Evlilik’ten sonra durup dururken gündeme gelen ikinci şok kavramdır bu.

Dünya tarihinde önemli bir dünüm noktası oluşturacak kadar vahim sonuçları olan bu kavram ‘PMS’dir.

***

Bu PMS kavramı iş kötülük yapmaya geldiğinde kadınların ne kadar da acımasız olduğunun en büyük kanıtıdır.

İlk bakışta bu zararsız bir kavram olarak görülebilir.

‘Aybaşı öncesi sendromu’ sonuçta biyolojik bir olay ve erkekler ilk bakışta bunun birkaç günle atlatılıp geçiştirileceğini sandılar.

Bu da dizimizin ilk yazısında ortaya koymuş olduğumuz bir bilimsel gerçeği doğruluyor.

Hatırlarsanız erkeklerin beyinlerinin kadınlarınkinden daha büyük olmasına rağmen, bu beynin büyük bölümünün kullanılmamaktan dolayı zombileştiğini yazmıştım.

Yani biraz kibar şekilde de olsa erkekler kesinlikle kadınlardan daha aptaldır demiştim.

PMS olayının öyle birkaç günle basit şekilde atlatılacağını sanmaları da erkeklerin aptallığı konusundaki tespitimizin ne kadar doğru olduğunu gösteriyor.

Böylece erkekler ilk tavizi vererek hayatlarındaki en büyük taktik hatasını yaptılar.

Halbuki biraz akıllı davranıp, kavramı Derridacı bir analize tabi tutsalar, kavramda inanılmaz bir tuzak olduğunu da göreceklerdi.

***

Meselenin kilit noktası ‘P’ harfinin amorfluğunda yatıyor.

PMS'deki ‘P’ öylesine yoruma açık ki kadınlar bunu zamana ve mekána göre istedikleri gibi tanımlıyabiliyorlar.

Ve erkek cinsi PMS'i bir vaka olarak kabul edip de taviz verdiği anda, elindeki bütün kozları da bu tanımım genişliğine kaptırmış oluyor.

Şöyle ki: İyi niyetli yaklaşıma göre kavramdaki ‘P’ harfi ‘pre’ yani ‘önce’ anlamına geliyor. Ve sadece bir iki günle sınırlı.

Ama dediğim gibi bu iyi niyetli bir yorum ve tarihe bakarsanız da sadece erkeklerin yaptığı bir yorum.

Kadınlar genelde iyi niyetli olma gibi bir iddiada olmadıkları gibi bu yoruma da sahip çıkmadılar tabii ki.

***

‘PMS’i boyun eğilmesi gereken bir olay olarak görmeye ikna edilen erkeklere ilk darbe ‘P’ harfinin sadece ‘pre’ anlamına gelmediği açıklanarak vuruldu.

Buradaki ‘P’ aynı zamanda ‘post’ yani ‘sonrası’ anlamına da geliyordu.

Anlayacağınız üstüne üstlük bir de ‘Post Menstural Sendrome’ (adet sonrası sendromu) vardı.

Daha da vahimi bu ‘pre’ ve ‘post’ günlerin ne kadar uzun olacağını kimse net olarak bilemiyordu.

Bilim alemi bu konuda kesin bir tanım yapmamakta ısrarlıydı.

Kadın bilim adamları doğal olarak olayın üstüne gitmiyorlardı. Erkek bilim adamları da karılarından korktukları için gerçeği katiyen açıklayamıyorlardı

Anlaşılacağı üzere ‘pre’ ve ‘post’un ne kadar süreceğinin tanımı kadınların keyfine bırakılmıştı.

Kafaları bozulmasın, bu ‘pre’ ve ‘post’ kavramlarını istedikleri kadar uzatırlar ve bu dönemde istedikleri kadar saldırganlaşarak erkeğin hayatını mahvedebilirlerdi.

***

Kadınları matematiği fazla kuvvetli değildir.

Bu neden böyle bilmiyorum ama veri durum böyle işte, ne yapayım yani.

Time Dergisi'nin ‘Kadınlar hakkındaki en gerçek gerçeği’ açıklama iddiasındaki sayısında bu konuda nedense pek bir ipucu verilmemiş.

Ayrıca kadınların neden hep sağ ile solu karıştırdıkları konusunda da dergide net bir açıklama yok.

Matematikleri fazla iyi olmayan kadınlar ‘pre’ ve ‘post’ kavramının uzunluğunu kendi keyiflerine göre tespit ederlerken zaman zaman oldukça vahim yanlışlar da yapıyorlar.

Örneğin çoğu kez bu iki dönemi öylesine uzun tanımlıyorlar ki toplam aniden 33 güne kadar filan uzanabiliyor.

Ancak erkekler aptal olmanın yanı sıra müthiş korkak oldukları için ayda 30 gün olduğu gerçeğini kadınlara hatırlatmaya çekiniyorlar.

Ve işte hayatları da böylece kayıyor.

Esaret gittikçe tırmanan vahşet koşullarında sürdürülüyor.

Erkek cinsinin 21'inci yüzyıla girilirken sonsuz acılar içinde olması buna karşılık kadınların keyfinin son derece yerinde olması işte bu nedenledir.

Durum böylesine netken erkeklerin hálá daha ‘kadınların gizemini’ anlamak için çıkarılan kitapları, makaleleri okumak zorunda kalmaları da yaranın üzerine kaya tuzu basılması gibi bir şeydir yemin ediyorum.

(Yarın: Çapkınlık erkeklere özgü bir olay mı? Bonobos maymunları ile benzerliklerimiz nelerdir?)



X