"Melis Alphan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melis Alphan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melis Alphan

Kadınlar komik olamaz mı?

ROLLERİ paylaşırken...

Erkeklere kaptırdığımız şeylerden biri “komiklik”.
Komiklik, erkek için kadını etkilemenin önemli şartı.
Kadının “güzel” olması beklenir...
Erkeğin ise “akıllı ve komik”.
Nihayetinde, kadın komiklik oltasına takılır.
Oysa etkile(n)diği kadın komikmiş değilmiş, erkek düşünmez bile.
Modern toplumlar mizahı erkek zekâsının ürünü, erkeğin işi diye kılıflamış.
Papua Yeni Gine’deki bir kabilede güldürme işini kadınlar üstleniyor ama... 
Çağdaş versiyonda mizahın sahibi erkekler. Ve bundan hoşnutlar.
Komikliği iş edinen kadınların önündeki engel biraz da onlar.
Kadın komedyen Joan Rivers, komik kadınların erkekleri korkuttuğunu düşünüyor.
Sıkça maruz kaldığı soru:
“Yatakta komik olacak mısın?”
Eskiden “Kadınlar komik olamaz” denirdi.
Bu sonra “Güzel kadınlar komik olamaz”a evrildi.
Son 20 yıldaysa her şey gibi, komedi de dönüştü.
Gezegenin en komik kadınlarından Tina Fey, 1999’da Saturday Night Live’da başsenarist koltuğuna oturdu.
Kısa süre içinde programın skeçleri kadınlar tarafından, kadınlar için yazılır oldu.
Hillary Clinton’dan Condoleezza Rice’a, espriler çeşitlendi.
Zamanla, evvelden komedi yazmaya cesaret edemeyen kadınlar kendilerini hem yazar hem oynar buldular.
Zamanı geldi, tamam...
Ama onun da ötesinde... Erkekler izin verdi.
Neticede, Tina Fey’i de o koltuğa bir erkek oturttu.
Stand-up komedi başka bir hikâye. O sahneye çıkıp da başarılı olan kadınlar dünyada sayılı, bizde ise stand-up yapmaya cesaret eden kadın var mı bile, bilmiyorum.
Stand-up komedi biraz erkek agresyonu istiyor ve seyirciye hükmetmeyi gerektiriyor.
Haliyle, hâlâ erkeklerin tekelinde.
Ama komedi dizilerinin yazar kadrolarındaki kadınların sayısı artıyor.
Bu da bir şey.
10 yıl önce komedi yazarı Gülse Birsel yoktu.
“Avrupa Yakası”nın gösterildiği günden beri bu kadın bizi televizyonun karşısına mıhlıyor.
Kadınların erkekleri güldüremeyeceği varsayımı bir yana...
Etrafınıza bakın, Birsel’in yazdığı sahneleri kahkahalarla izleyen erkeklerin sayısı, kadınların komik olup olamadığına dair fikir verebilir.
“Friends”in Chandler’ı Matthew Perry mayıstaki Komedi Ödülleri’nde “Bu yıl komik kadınlar harika performans gösterdi ve kadınların birden komikleştiğine dair erkekler tarafından bir dolu aptal yazı yazıldı” dedi.
Ama ekledi, “Kadınlar bu yıl komik olmaya başlamadı. Erkekler kafalarını ancak popolarından çıkarabildiler.”
Buraya nereden geldik derseniz...
Gani Müjde geçenlerde demiş ki, kadınlar mizah yapamaz. Yapıları, kültürleri müsait değilmiş.
Sokağa geç çıkmışlar.
Sokaktan ziyade, meydana geç çıktıklarını söyleyebiliriz.
Bunun nedeni, birçok başka şey gibi, mizahın da erkeklerin tekelinde olması.
Kadınların mizah yapma pratiği yeni olabilir ama...
Neticede komedi dediğimiz, toplumun derisini kaldırıp altındaki sinirleri gösterme işi.
Bunun kadınla erkeğin kültürüyle, yapısıyla ne ilgisi var?
Zorlarsak, en fazla şunu söyleyebiliriz...
Kadınlar komediyi bilinen kalıplarda yapamıyor. Çünkü bu kalıpların mimarı erkekler.
Ama o da değişiyor.
Biraz zaman...

Küskünüm

Cumartesi günkü “Bizden kaçırdığınız eserleri geri vermeyin” yazım üzerine Kültür Bakanı Ertuğrul Günay aradı ve teessüflerini iletti.
Kendisi, yazımda da belirttiğim gibi, Türkiye’den kaçırılan eserleri bu topraklara geri döndürmek için ekibiyle beraber çaba içerisinde.
Günay’a da anlatmaya çalıştım, bu milletin kültürüne, sanatına umarsızlığından ve tarihine hoyrat yaklaşımından rahatsızlığımın mevcut yönetimle bir ilgisi yok.
Doğduğumdan beri bu hisler içerisindeyim.
Bu anlamda umutsuzluğum, memleketim İzmir’in göbeğindeki eski köşklerini, yalılarını apartmanlara çevirme gönüllüsü olmuş (buna kendi ailem de dahil) bir-iki kuşak önceki İzmirlilerle başladı...
Yurtdışına ilk adım attığım günden itibaren Batı’nın tari-hini özenle muhafaza edişini gördükçe katmerlenerek arttı.
Günay, Türkiye’de insanların tarihe ve kültüre olan farkındalığının giderek arttığını, müze ve ören yerlerini ziyaret edenlerin sayısının 9 yılda 3.8 katına çıktığını belirtti.
Bunlar onu heyecanlandırıyor, haklı olarak.
Ancak ben çok uzun zamandır küskünüm.
Sahip çıkmamış önceki kuşaklara, devlete, bugün bile umurunda olmayanlara küskünüm.
Öyle pek geçecek bir küskünlük de değil bu.
O yazıyı bu hislerle yazdım.

X