Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kadınlar evlilik harcı ödeyecekler

<B>Başlığı görünce, ‘Bu da ne zaman çıktı?’</B> diye soracağınızı biliyorum. Bu harç yeni değil, öteden beri var ama kimse böyle bir harç olduğunun farkında değil.

Harcı, evlenen tüm kadınlar değil, varlıklı olanlar ödeyecek. ‘Ne tür bir varlık?’ diye soranlar için, yanıtlayalım; daire, dükkan, villa, büro, mağaza, yazlık, arsa ve arazi sahibi olan kadınlar, evlendikleri zaman, bu gayrimenkullerin emlak vergisi değeri üzerinden harç ödeyecekler.

3 Temmuz 2001’e kadar, evlenen kadınlardan, gayrimenkulün emlak vergisi değeri üzerinden binde 9 oranında harç alınıyordu. 2001 yılı Temmuz ayında yapılan bir yasa değişikliği ile evlenme nedeniyle, gayrimenkulü olan kadınlardan, tapuda soyadı değişikliği yapılırken alınan harç, binde 9’dan onbinde 5’e indirildi (Bkz. 4684 sayılı Yasa’nın 23/B maddesi). Yani 1 trilyonluk gayrimenkulü olan gelin kız, evlilik nedeniyle soyadı değiştiği için, yeni soyadına göre, tapularında değişiklik yaptırırken, artık 9 milyar TL değil, 500 milyon TL ‘kayıt tashihi’ harcı ödüyor.

Evlilik nedeniyle alınan harç, boşanan kadınları da ilgilendiriyor. Üstelik bunlar, hem evlenirken hem de boşanırken harç ödüyorlar. Boşanan kadınların gayrimenkulü ya da gayrimenkulleri varsa, ‘genç kızlık soyadına göre’, tapu senetlerinde değişiklik yaptırmak zorundalar. Tapudaki, evlilik soyadlarının, genç kızlık soyadına dönüşmesi olayında, onbinde 5 oranında ‘kayıt tashihi’ yani düzeltilmesi harcı alınıyor. Boşanırken, hakime kocasının soyadını kullanmak istediğini bildiren kadınlar, kocasının da onayı ile aynı soyadını kullanabiliyorlarsa, soyadı değişikliği olmadığı için, harç ödemiyorlar.

Çok sık evlenip boşanan Gönül Yazar, Seda Sayan, Nükhet Duru ve Ahu Tuğba gibi ‘uyanık’ bazı sanatçılar da, nasıl olsa boşanırız düşüncesiyle evlendiklerinde, tapu senedini değiştirmeyerek bu işe pratik çözüm bulmuşlar...

Bazı sanatçılar da, birlikte yaşamak suretiyle, evlenme ve boşanma harcından bütünüyle kaçınma yolunu bulmuşlar!...

Kaşık kırılmadı ama

Günün
sözünde okudunuz, tv reklamlarında kendine has şivesiyle, ‘Vergiden döneninnn gasiği kırılsın’ diyen Sakıp Sabancı’nın kaşığı kırılmadı ama kendisi gidiverdi.

Kendisi ile ilk kez beş yıl önce Nokta Dergisi’nin Doruktakiler ödül töreninde ‘Yılın bilimadamı’ ödülünü alırken tanışmıştım.

O da ‘Yılın işadamı’ seçilmişti.

Ben sizin yazıları dikkatle okuyor, hatt abazılarını da atmasınlar diye bizimkilere fakslattırıyorum’ diyerek, iltifat etmişti.

Kamuoyuna istihdamın ve vergi vermenin önemini anlatarak, topluma karşı sorumluluğu yerine getirmeye çalışan Sabancı’nın başında olduğu Sabancı Topluluğu, Türk Hazinesi’ne giren verginin önemli kısmını sağlıyordu.

Çok çalışan için vakit yetmiyor, işi olmayan için de vakit yetmiyor’ diyen Sabancı, güzel sözleriyle de unutulmayacak.

Avro yapma bana

Euro
’nun adının Türk Dil Kurumu kararı ile Türkçe’ye ‘Avro’ olarak geçtiğini biliyor musunuz? Gülse Birsel’den okuyalım.

‘Üç sene önceydi. Kriz evveli refah günleri. Her şeyin fiyatı dolar üzerinden. Koltuk kaplatmak için kumaş alacağım. Fiyat sordum. Satış elemanı;

‘Metresi 18 öro’ dedi!..

‘Öro mu? Yapma yahu’ diye, hem sinirlenip hem gülerek kendimi dışarı attım.

Şimdi bu yeni paraya alışmaya çalışıyoruz. Her seferinde soruyorum; ‘Parite kaçtı?’, ‘Dolar mı daha değerli, bu mu?’ diye...

Asıl problem ‘Euro’nun isminde. Kimi ‘yüro’ diyor, kimi ‘yuuro’, bazısı ‘öro’... Halbuki doğrusu başkaymış.

Türk Dil Kurumu’nun, 21 Mayıs 1998 tarihli kararına göre, ‘Euro’ Türkçe’ye ‘Avro’ şeklinde geçmiş! Avro!

Rumca kökenli, argo bir kelime gibi gelmiyor mu size de?.. ‘Avro yapma bana kardeşim!’ veya ‘Alırım avronu aşşaa!’ denecek sanki... Ve ‘Euro’ cinsinden fiyat söyleyen bütün satıcılara cuk oturacak!

(Gülse Birsel, Gayet Ciddiyim , Epsilon Yayınları, 11. Baskı, İstanbul 2003, s.44).

Uyanıklığın böylesi

Bir
Türk, Hollanda’da çalışıp emekli olduktan sonra, Türkiye’ye dönüyor. Okuma-yazma bilmediğinden hayatta olduğunu kanıtlamak için de düzenli aralıklarla, Hollanda’dan gönderilen belgelere parmak basarak, ölene dek maaşını almaya devam ediyor.

Aradan uzun yıllar geçiyor. Yıllar geçtikçe doğal olarak, bu şahsın yaşı da ilerlemeye devam edioyr. Yaşının çok ilerlemesi nedeniyle, sağ olduğundan şüphelenen Hollandalı müfettişler, Türkiye’ye geliyorlar.

Müfettişlerin tespiti de şu şekilde oluyor. Hollanda’dan emekli olup, Türkiye’ye gelmiş bir vatandaş var ve ölmüş. Ancak uyanık ailesi, bu şahsın sağ başparmağını keserek dondurucuda saklıyor ve gelen belgelere de, bu parmağı basarak yıllarca emekli maaşını alıyor.

Bu parmak olayı, gerçekten insana parmak ısırtıyor.


Fotoğraf makinesi ve tencere

Yeni
sosyetelerden birinin evinde seçkin bir davetli topluluğuna verilen ziyafette, kuş sütünden başka her şey varmış. Yemeğe katılan ünlü bir fotoğrafçı da ev sahibi ve misafirlerin poz poz fotoğraflarını çekmiş. Hemen ardından ziyafete katılanlara jest olsun diye tab ettirdiği fotoğrafları gururla ev sahibine göstermiş. Fotoğrafları çok beğenen ev sahibi hanım:

- Fotoğraflar ne kadar iyi çıkmış! Çok beğendim. Herhalde fotoğraf makineniz çok güzel olmalı.

Fotoğrafçı bozulduğunu belirtmeden yanıtlamış:

- Teşekkür ederim hanımefendi, sizin de yemekleriniz çok güzel olmuş, herhalde tencereleriniz çok güzel olmalı!..

Günün sözü

Vergiden dönenin kaşığı kırılsın.Sakıp Sabancı
X