Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kadınlar erkek düşmanı

Dişim apse yapmazsa boğazım şişiyor,<br><br>Dudağım uçuklamazsa nezle oluyorum,

Başım ağrımazsa midem bulanıyor,

Taş düşürmezsem lenf bezlerim şişiyor,

Boynum ağrımazsa öksürüyorum,

Ateşim çıkmazsa şaşıyorum,

Abartıyorsam namert olayım.

Durumum bu.

Sıraya bindirdiler eksik olmasınlar. Bazen birkaçının beraber geldiği de oluyor.

Kimse bana ‘‘N'aber, nasılsın?’’ diye sormasın. ‘‘İyiyim’’ desem yalan olacak. Sayıp döksem utanıyorum artık. Zaten kimse inanmıyor. ‘‘Kendini dinliyorsun’’ diyorlar.

Evet dinliyorum.

Uyanınca bir müddet hiç kıpırdamadan yatıyorum, gelen giden var mı diye bakıyorum. Var. Baş ağrısı gitmiş, mide bulantısı gelmiş.

Zayıflamak yaramadı.

Bir de bu kış çok kış. Güya yeryüzü ısınıyormuş. Türkiye yeryüzünde değil zahir. Antarktika ise durmadan soğuyormuş. Coğrafyam ahım şahım olmasa da İstanbul'un Antarktika'da olmadığını biliyorum. E, ne bu öyleyse?

* * *

Neyse, esas anlatacağım bu değildi.

Kadınlar erkek düşmanı.

Bunu diyecektim.

Nasıl anladığıma gelince...

Sinemaya gittim. Boyun ağrısıyla nezle arasındaki bir boşluktan istifade.

‘‘Erkeğin Gözyaşları.’’

Bazı insanlar gidecekleri filmi seçerken oyuncularına, yönetmenine bakarlar, ben ismine bakarım. Bu sefer de öyle yaptım. Açtım gazeteyi baktım: Son Kale, Yüzüklerin Efendisi, şu bu ve Erkeğin Gözyaşları.

‘‘Ağlasınlar adiler. Ben de gidip patlamış mısır yiye yiye tadını çıkarayım’’ dedim ve gittim.

Salona bir girdim ki herkes kadın. Bir tek erkek yok.

Bu, şu manaya geliyor:

Toplumda yaygın olan ‘‘Erkekler Ağlamaz’’ kanısına sıkı sıkıya yapışmış olan erkek kısmı, buna halel getirecek her durumu protesto etmektedir.

Kadınların rağbetine gelince...

Yukarıda belirttiğim gibi hepsi erkek düşmanı.

Film başlarken baktım, benim gibi hepsinin elinde patlamış mısır, yüzünde ‘‘Ağlasalar da görsek’’ ifadesi vardı.

Ancak ‘‘Nitekim gördük’’ diyemeyeceğim. Ağlayan falan yoktu zira filmde. Güzel filmdi, o başka. Ama bize gözyaşı vaat edilmişti.

Kadın kısmı olarak kandırılmıştık.

Birkaç gün sonra bir arkadaşımın arkadaşı gitmiş aynı filme, yine sadece kadınlar varmış.

Herkesin dikkatini çekmiş bu durum. Seyircilerden biri ki kendisi aynı zamanda okurum olmalı, ‘‘Tam Pakize Suda'lık durum’’ diye bağırıvermiş sessizlikte.

Okurum uygun görür de ben yazmaz mıyım?

Yazdım işte.

Özetlersek,

1. Kadınlar erkeklerin ağladığını görmek için can atıyorlar.

2. Bunu bilen yapımcılar filme pek güzel isim koymuşlar.

3. Ben de bütün kadınlar gibi oltaya geldim.

* * *

Bir dakika!

Bir iki satır daha ekleyeceğim.

‘‘Erkeğin sözde Gözyaşları’’ndan sonra yan salondaki ‘‘Bu Nasıl Sarışın’’a girdim, kayıp erkeklerin hepsi oradaydı. Sarışını duymuşlar ya...

Memleket sarışına kesti doymadılar.


mış-muş

ABD Başkanı Bush kraker yerken boğulma tehlikesi geçirip yere düşmüş, yaralanmış.Bizimkiyle iyi anlaşmışlardır.

Banu Alkan, ‘‘Yaş 39'a geldi’’ demiş.Buraya kadar rötarlı geldi, buradan öteye ise hiç gitmez.

Güzide Duran'la Çağla Şikel yine birbirlerine girmişler.E, arada ‘‘Reklam Kuşağı’’ olacak tabii.

Ünlü yönetmen Atıf Yılmaz anılarını içeren aynı kitabı üç farklı isimle üç kez yayımlamış.‘‘Bizim millet söyleneni üç defada ancak anlar’’ diye düşündü herhalde.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI