Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kadının erkeği

Doğan ULUÇ

Kimliğini, geçmişini bilmemiş dahi olsam ekranlarda ilk gördüğümde tereddütsüz ‘‘Gangster filmleri için böyle bir tip aransa bulunmaz’’ diyebilirim. Salvatore Gravano'nun kamera karşısında kötü adam için rol kesmesine gerek yok. Yeraltı dünyasında ‘‘Sammy the Bull’’ (Boğa Sam) lakaplı Salvatore görünüşüne ilaveten eylemleriyle kötü adamın dik alası. Dört yıl öncesine kadar adı geçtiğinde esnafı, işadamı bir yana bıçkın canilere dahi kabus gördürecek bir Mafya lideri idi Boğa Sam.

New York'u haraca kesen Gambino Çetesi'nin ‘‘baba’’John Gotti yıllarca sağ kolu Boğa'dan ‘‘Sam mert, sapına kadar erkek, öz evladım gibi güvendiğim tek kişi. Karımı, çocuklarımı, bütün şirketlerimi gözüm kapalı teslim ederim’’ diye övgüyle bahsederdi.

Oysa, FBI ile New York polisi ‘Baba’ Gotti'nin ofis ve özel kulübüne gizlice yerleştirdiği ses bantlarında 19 kişiyi nasıl öldürdüğünü yakınlarına itirafı üzerine tevkif ettiği Boğa Sam müebbed hapse çarptırılacağını anlayınca gangster argosuyla ‘ötmeye’ başladı, ‘‘Cezamı indirin John'ın (Gotti) tüm kirli işlerini açıklayacağım’’ dedi.

Haraç, uyuşturucu ticareti, adam öldürmek, işçi sendikaları kontrolü gibi yasadışı eylemlerin arkasındaki Gambino Çetesi'ni yok etmeye kararlı savcılık Sam'ın teklifini kabul ederek Gotti'yi cezaevine gönderdi. Yaşamı roman ve filmlere konu olan John Gotti müebbed hapis yerken azgın ‘Boğa’nın sahte erkekliği de su üstüne çıktı.

İtiraflarıyla Gotti'yi cezaevinde ölüme gönderen Boğa Sam dizi cinayetlerine karşın yalnızca beş yıl hapisle yakayı sıyırdıktan sonra FBI'ın verdiği iki milyon dolar ödül ile şimdi yeni bir kimlik altında bilinmeyen bir yerde özgür yaşamını sürdürüyor.

Mafya dünyasının ‘ser verip sır vermez’ düsturunu ayak altına alan, bir TV röportajında işlediği cinayetleri kılı kıpırdamadan anlatışı dahi izleyicilerin tüylerini ürperten Boğa Sam'ın ‘sapına kadar erkek’liğinin boyutunu ihanete uğrayan Baba John gibi dünya alem de öğrendi.

Geçen hafta içinde orta boylu, gür sarı saçlı genç bir kadın mahkum tüm gazeteler gibi ekranlara kısaca konuk oldu. Susan McDougal, üstünde portakal rengi mahkum elbisesi, bileklerindeki kelepçenin zinciri beline dolanmış, ayakları prangalı bir şekilde güçlükle yürüyerek sıkı koruma altında yeniden cezaevine gönderildi.

43 yaşındaki Susan, bir zamanlar Başkan Clinton ile eşi Hillary'nin çok yakın dostuydu. Geçen ay ölen yaşlı kocası James'le birlikte Whitewater arazi yolsuzluğuna adı karıştı. Özel Savcı Ken Starr'ın ‘‘Clintonların Whitewater işlerini anlat, ceza görmeyeceksin’’ diye zorlamasına rağmen konuşmadığı için 18 ay cezaevinde yattı. Savcı Starr'ın sık sık ‘‘Konuşursan hemen özgürlüğüne kavuşursun’’ şeklindeki mesajlarına yanıt dahi vermedi. Başka bir ticari davadan iki yıllık yeni mahkumiyeti onaylanınca Özel Savcı'nın Başkan Clinton ve eşi Hillary hakkında ifade verdiğinde affedileceğine dair vaadini de Susan kısaca ‘‘Konuşacak bir şeyim yok’’ diye geri çevirdi.

Kadın-erkek eşitliğini savunanlar alınmasınlar ama ‘erkek gibi kadın’ Susan. Öz dayısının oğlu, kayınbiraderi dahil 19 kişiyi gözünü kırpmadan öldüren Boğa Sam, amiyane tabirle ‘sıkıya’ gelince ‘bülbül’ gibi öterken tombul, tatlı yüzlü Susan McDougal, sözde erkeklere erkeklik dersi vermekte direniyor. Bir yakını ‘‘Clinton'la bir gönül ilişkisi oldu. Whitewater'da Clintonların yolsuzluklarını da biliyor ama eski dostlarını satacak bir tip değil Susan’’ diye konuşuyor.

Güç ve kudretlinin kuyruğunda şaklabanlık ve yalakalığın suyunu çıkaranların erkekliği kibrit ateşi ömürlü. Erkeklik kravat takıp bıyık uzatmakla da olmuyor. Yaşamının en verimli dönemini demir parmaklık arkasında geçiren Susan McDougal'a bakın, anlarsınız.













X