Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

‘Kadından yönetici olur mu?’

KADINDAN yönetici olup olmayacağı hususu bazı insanlarımızın kafasını fazlaca meşgul ediyor olmalı ki, bu konuda okuyucularımdan sık sık mektuplar alıyorum.

Bu suallerin en kısa yoldan cevabı şu olabilir: Ancak bu cevabın soru sahiplerini tatmin etmeyeceği açıktır. O nedenle, bugünkü yazımızın konusunu daha geniş bir izahla ‘kadının yöneticiliği’ hususuna ayırmak istedik.İslam’ın temel kaynakları olan Kuran ve sünnete göre, kadın ve erkek eşit ve birbirini tamamlayan varlıklar olarak yaratılmıştır. Geçen haftaki yazımızda da buna değinmiştik. Gerek ontolojik olarak, gerekse dini sorumluluk, hukuki ehliyet, temel hak ve hürriyetler bakımından ilkesel bazda kadın-erkek ayrımı söz konusu değildir.* * *Hz. Peygamber’in, kadınlardan biat alması ve bunun Kuran-ı Kerim’de açıkça zikredilmesi (Mümtehine, 60/13) İslam’a göre kadın iradesinin bağımsızlığını göstermektedir. İslam’a göre, bir insan olarak erkeğe tanınan temel insan hakları kadına da tanınmıştır. Buna göre hayat hakkı, mülkiyet ve tasarruf hakkı, kanun önünde eşitlik ve adaletle muamele görme hakkı, mesken dokunulmazlığı, şeref ve onurun korunması, inanç ve düşünce hürriyeti, evlenme ve aile kurma hakkı, özel hayatın gizliliği ve dokunulmazlığı, geçim teminatı gibi temel haklar bakımından kadınla erkek arasında fark yoktur.Kadının ev içinde ve dışında çalışması, ailenin ihtiyaçlarını sağlamada kocasına yardımcı olması kural olarak caizdir ve kadının böyle bir hakkı tartışmasız vardır. Şartlara ve ihtiyaçlara göre bu rollerin karı-koca arasında yer değiştirmesi de mümkündür. Önemli olan, hayatın huzur ve düzen içinde geçmesi, ihtiyaçların karşılanmasında bireylerin imkán ve kabiliyetlerine uygun sorumlulukları dengeli şekilde üstlenmeleridir.Hz. Peygamber devrinden itibaren kadınlar, çeşitli özel ve kamu işlerinde çalışmışlar, önemli görevler üstlenmişlerdir. Kadının öğretmenlik, memurluk, doktorluk ve hemşirelik gibi görevleri üstlenmesinin caiz olduğu konusunda görüş birliği bulunmaktadır. Buna karşılık, hákimlik ve üst düzey yöneticilik yapmaları konusunda önemli görüş ayrılıkları bulunmaktadır. Ancak bu da, bu yönde bir gelenek veya telakkinin bulunmayışından kaynaklanmaktadır. İslam hukukçularının çoğunluğu, kadından hákim olmayacağı görüşünde ise de bu görüşün açık bir nakli delili yoktur.* * *Hanefiler ve İbn Hazm, kadınların şahitlik yapabildiği dava türlerinde hákimlik de yapabileceği görüşündedirler. Taberi ve Hasan-ı Basri gibi İslam bilginleri ise kadınların hákim olmasına hiçbir dini engelin bulunmadığını kabul etmişlerdir. Öyle anlaşılıyor ki, klasik dönem İslam hukukçuları, kendi devirlerindeki bilgi, kültür ve tecrübe birikimlerinden hareketle, kadınların hákim olmalarının doğru olmadığı görüşüne sahip olmuşlardır.Kadınların kaymakam, vali, devlet başkanı gibi üst düzey kamu yöneticisi olamayacağı yönündeki klasik fıkıh kaynaklarında yer alan görüşler de aynı şekilde, İslam hukukçularının kendi devirlerindeki bilgi, kültür ve tecrübe birikiminden kaynaklanmaktadır.Hákimlik ve yöneticilik, toplumda önemli bir kamu görevi olduğundan, İslam’ın cins, yaş veya renklere göre bir ayrım yapmayacağı, aksine hákimlerin ve yöneticilerin bu görevi hakkıyla yürütebilecek niteliklere sahip olması üzerinde duracağı açıktır. Hz. Peygamber ve sahabe döneminde kadınlar, henüz haklarındaki olumsuz yargılar tamamen silinmemiş olduğu halde içtihat etmiş, hüküm ve fetva vermiş, bir nevi hákimlik ve yöneticilik yapmış, savaşlara katılmış, yönetimin kararlarını etkileyecek ölçüde siyasi faaliyetlerde bulunmuşlardır.Kadınların sahip oldukları hak ve yetkilerin hayata geçirilmesi ve sosyal hayatta aktif rol üstlenmeleri tamamen sosyo-ekonomik, kültürel şart ve ihtiyaçlarla ilgilidir. İslam bu konuda temel hak ve ilkeleri belirtmekle yetinmiş, geri kalan kısmını Müslüman toplumların kendi gelişim seyrine terk etmiştir.* * *Sonuç olarak, İslam’da kadının, gerektiğinde kamu görevi yapmasını yasaklayan açık, kesin, bağlayıcı bir nas mevcut değildir. Aksine bu kapıyı aralayan deliller mevcuttur. Bu itibarla, gerekli fıtri donanımı haiz, liyakatli bayanların devlet başkanlığı da dahil olmak üzere üst düzey yönetimde görev almalarında dini açıdan bir sakınca bulunmamaktadır.SORALIM ÖĞRENELİMAlevi ile evlenmek günah mıdır?İlay/ANKARABu soruyu defalarca cevaplandırdık. Vahye inanan ve ben ‘Müslümanım’ diyen herkes, ister kendisine Alevi denilsin ister Sünni, birbirleriyle evlenmelerinde dinen bir sakınca yoktur.Allah yerine Tanrı kelimesi kullanılabilir mi?Melik KATIRCIAllah lafzı Cenab-ı Hakk’ın özel ismidir. Ondan başka hiçbir varlık için kullanılmamıştır ve kullanılamaz. Tanrı kelimesi ise hak olsun, batıl olsun masut (kendisine tapınılan) anlamına gelmektedir ki, ilah sözünün karşılığıdır. Bu itibarla Tanrı kelimesi Allah lafzının tam karşılığı değildir. Bununla birlikte Allah adı yerine kullanılmasında dini bir sakınca yoktur. Nitekim, Farsça’da da Hüda, Allah’ın zatına ad olarak kullanılmıştır.Bir hoca, ‘bir evde bir kişi Kuran okursa, o evden 10 kişinin cennete gideceğini’ söylüyor. Bu doğru mudur?Hamdi KOŞAR/ÇORLUCennete nasıl gidileceği Kuran’da belirlenmiştir. Kuran okuyup onun emir ve yasakları doğrultusunda amel işleyen cennete girecektir. Mücerret Kuran okumakla kişi sevap kazanır, ancak beraberinde kimseyi cennete götüremez. Nitekim, Peygamberimiz kızı Fatıma’ya ‘Çalış, amel et, senden Allah’ın azabını kaldıracak güçte değilim’ demişti.Bir yazınızda ‘İbadet ruhun gıdasıdır’ demiştiniz. Müzik için de aynı şey söyleniyor. Müzik de ibadet midir?A.ÖZHAN/İSTANBULMüzikle ibadeti kıyaslamak doğru değildir. İbadet, yüce Allah’la iletişim kurmaya ve ona yaklaşmaya vesiledir. Müzik bir ibadet olsaydı, Peygamber onu uygulardı. Şüphesiz, insan ruhunu okşayan müzik de dinimizde helal sayılmış, hatta birtakım faydalarından da söz edilmiştir. Nitekim, birtakım ruhsal hastalıkların müzikle tedavi edildiği de bilinmektedir. Ayrıca müziğin cimriyi cömertleştirdiği, insanda merhamet duygularını artırdığı, korkağı cesaretlendirdiği, sinir sistemini sakinleştirdiği de bu faydalar arasındadır.

X