"Osman Müftüoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Osman Müftüoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Osman Müftüoğlu

Kadın ve erkekte iki büyük tehlike

Meme ve prostat kanserleri, belli yaşı aşmış kadın ve erkeklerin son yıllardaki en büyük kâbusları.

Bu iki büyük tehlikeye karşı da en büyük savunma silahlarımız rutin kontroller ve erken teşhis. Peki meme kanserine karşı mamografiyi, prostat kanserine karşı PSA testini nasıl yaptırmalıyız?

FARKINDA mısınız bilmiyorum, son zamanlarda eskisinden sık konuşulan iki sağlık sorunu var: Meme ve prostat kanseri.
Kadınlar ?haklı olarak- “meme kanseri”nin adını bile duyunca terliyor, ürperiyor. Prostat kanserinden konu açıldığında da erkeklerin tansiyonları yükselmeye kalp ritimleri bozulmaya başlıyor! Haksız da sayılmazlar. Ben 55 yaşındayım, sağlığımla ilgili önemli tereddütlerimden biri prostat kanseri. Prostat muayenemi yaptırdım. PSA kontrollerimi her yıl tekrarlatıyorum. Eşim Mihriban’a düzenli sağlık kontrollerini yaptırırken her defasında “Mamografi incelemesi yaptırmayı lütfen ihmal etme” demeyi ?hatırlatmalarıma artık birazcık alınsa da- adet haline getirdim.

Mamografi, ama nasıl

Mamografi meme kanserinin erken tanısında kullanılan en güvenli yöntemi. Bununla birlikte yöntem özellikle yoğun meme dokusu olan kadınlarda meme kanserlerinin %15-30’unu gözden kaçırabiliyor. “Dijital mamografi”lerin başarı oranı daha fazla ama kuşkulu durumlarla karşılaşmak hâlâ mümkün. Son yıllarda duyarlılığı daha yüksek “meme tomosentezi” ile yapılan incelemelerden faydalanılıyor. Usulüne uygun yapıldığı, doğru yorumlandığı ve bir uzman denetiminde değerlendirildiği taktirde mamografi ve/veya meme tomosentezi incelemelerinin meme kanserinin erken tanısında önemli katkılar yaptığı kesindir.

40 yaş altına dikkat

Ama küçük bir sorun var: Mamografiler bazen gereksiz yere ve sık tekrarlanıyor. Arkadaşında, komşusunda meme kanseri teşhis edilen 25-30 yaşındaki kadınlar telaşa kapılıp sık sık mamografi yaptırmaya başlayabiliyor. Oysa çok özel durumlar dışında kırk yaş altında bu incelemelerin yapılması gerekmiyor. Ayrıca bazı merkezler mamografi taramaları sıklığını neredeyse altı aylık aralıklara kadar indirmiş durumdalar. Yani daha bir yıl bile dolmadan meme dokusunu ciddi bir radyasyona maruz bıraktıklarının farkında bile değiller.

Sık mamografi riskli

Son günlerde basında meme kanseriyle ilgili yazılar, diziler çoğaldı. Bu kadınları uyaracağı, bilgilendireceği, erken teşhise hizmet edeceği için iyi bir gelişmedir. Ama “durumdan vazife çıkarıp” gereksiz mamografi yapılması yönündeki eğilimleri de tahrik etmemek gerekiyor. Ben hiçbir kadına konunun uzmanı bir doktora danışmadan, “risk değerlendirmesi, kişisel sağlık hikâyesinin belirlenmesi ve fiziksel muayene” yapılmadan doğrudan mamografi yapılmasının uygun olmadığı kanaatindeyim.

Ne sıklıkta mamografi

MAMOGRAFİNİN ne sıklıkta tekrarlanacağına gelince... Bu konuda farklı fikirler var. Günümüzde tarama amaçlı mamografi incelemelerinin meme kanseri açısından riskli grupta bulunmayan kadınlara kırk yaşında başlanması, elli yaşına kadar iki yılda bir, daha sonra yılda bir tekrarlanması öneriliyor. Eğer ailenizde meme kanseri sıklığının yüksek olduğunu düşünüyorsanız mamografi yaptırma sıklığını doktorunuzla birlikte değerlendirmeniz gerekiyor.
Mamografi işlemlerinin tümünde meme dokusunun ciddi oranda radyasyona maruz kalabileceğini, bu nedenle çok önemli bir tarama ve erken tanı yöntemi olan bu incelemenin doğru kullanılmaması halinde zararlı olabileceğini hatırlatalım.

Meme kanseri

Riski neler artırır


AİLESİNDE meme kanseri olanlarda, uzun süre doğum kontrol hapı kullananlarda, adet başlama yaşı gecikenlerde, adetten erken kesilenlerde, hiç doğum yapmayanlarda, ilk doğumunu otuz yaşından sonra yapanlarda meme kanseri riski artıyor. Çocukluk veya gençlik çağında herhangi bir nedenle göğüs bölgesinin ışınlanmış olması da önemli bir risk faktörü olarak gösteriliyor. Menopoz sonrası dönemde uzun süreli ve yüksek dozlarda östrojen replasman tedavisi görmek de riski arttırıyor.

Mamografide yoğun meme dokusu saptanması da önemli bir risk. Yaş başlı başına bir faktör. Genç kızlarda meme kanserine yakalanma riski az, meme kanseri en sık 50-65 yaşları arasında görülüyor.

Risk nasıl azaltılır

DÜZENLİ egzersiz yapan, sağlıklı bir kilo aralığında kalan, dengeli ve düzenli beslenen, aşırı yağlı yiyeceklerden uzak duran ve genel olarak sağlığı iyi olan kadınlarda meme kanseri ihtimali azalıyor.
Domates ve ürünlerini, likopenden zengin diğer yiyecekleri (karpuz, pembe greyfurt) bol miktarda tüketmek, selenyumdan zengin beslenmek, günde 1-2 bardak yeşil çay içmek, sigara, alkol kullanmamak, bol sebze meyve yiyip lifli gıdalara ağırlık vermek de risk azaltıcı etkenler olarak gösteriliyor. Her koşulda memenizi her ay kendiniz ellerinizle muayene etmeli, farklı doku ve sertlikler olup olmadığını anlamaya çalışmalarısınız.

Prostat kanseri

Riski neler artırır

PROSTAT kanserinin 70 yaş erkeklerin %50’sinde görülebilen bir sağlık sorunu olduğunu hatırlatalım. Uzmanlar sağlıklı bir erkeğin yaşamı süresince prostat kanserine yakalanma riskini %17 olduğunu söylüyor. Ailesinde prostat kanseri olanların riski daha fazla. Aşırı yağlı beslenenler, sık ve yüksek dozda testosteron kullananlar, vücudunda D vitamini ve omega-3 eksikliği bulunanların riski artıyor.

Risk nasıl azaltılır

Domates ve domates ürünlerinden ?daha doğrusu likopenden- zengin beslenen, omega-3 yağ asitlerini bol tüketen, yeşil çay ve selenyumdan zengin beslenen, bol sebze meyve yiyenler risklerini bir ölçüde azaltabiliyorlar. İdeal kilo, egzersiz ve sigarayı bırakmak da prostat kanseri riskini azaltır.

PSA testinde yıllık artış değeri önemli

HAKKINI vermek gerekirse, PSA testi prostat kanserinin erken tanısında yeni bir çağ açmış, yeni bir başlangıç yapmıştır.
PSA değeri 4-10 arasında olanların yaklaşık %30’unda, 10’un üzerinde olanların %50’sinde prostat kanseri saptanmaktadır. Bununla birlikte prostat kanserlerinin %5-10 kadarında PSA normal bulunabiliyor. Bu bilgi “benim PSA değerlerim normal, bir ürologa gidip prostat muayenesinden geçmem gerekmez” düşüncesinin yanlış olduğunu gösteriyor.

Mutlaka rutin kontrol

Bana göre 40-45 yaşını geçen her erkeğin prostat kontrolünden geçmesinde fayda var. PSA’nın yüksek olması da her zaman prostat kanserinin varlığı anlamına da gelmeyebiliyor. Prensip olarak, rutin sağlık kontrollerinde her erkekte PSA kontrollerinin yapılması lazım. PSA’nın yükselmesi ve sınırın üstünde olması ne kadar önemli ise sınırın altında olup da bir önceki yıla göre 0,75 ng/ml.den fazla artış göstermesi de anlamlıdır. Ben güvenilir laboratuarlarda yapılmış PSA incelemelerinin prostat kanserinde bir işaret olarak kullanılması gerektiği inancındayım. Bu konuda daha fazla bilgi almak istiyorsanız bir üroloji uzmanıyla görüşmelisiniz.

X