Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Kadın kırılsın aile içinde kalsın

    Hürriyet Haber
    22 Ekim 2011 - 00:00Son Güncelleme : 21 Ekim 2011 - 21:33

    Kocasının kızını veya oğlunu, oğlunun gelinini veya kızını taciz ettiğini gören annelerin, babaların, kardeşlerin yakasına yapışan, sadece vicdanları olabilir artık; hukuk veya devlet değil. Vicdansızlar yine hüküm sürebilir. Kanun onlara susma, görmezden gelme, saklama hakkı tanıyor çünkü

    Bingöl’ün Genç ilçesinde yaşayan K.T.’nin üç erkek kardeşi vardı: E.T., E.T. ve R.T. K.T. daha 15 yaşında bile değildi. Geçen yıl küçük kızın üç erkek kardeşinin cinsel tacizine uğradığı ortaya çıktı. İşkence kimbilir ne kadar zamandır sürüyordu, ancak aile, durumu herkesten saklamıştı. Ama her sır öyle ya da böyle bir gün açığa çıkmaya mahkûmdur; önce küçük dedikodular başladı sonra olay tüm ilçede duyuldu. Savcılık harekete geçti ve iki ayrı kamu davası açıldı. İlki kardeşler hakkında tacizde bulunmak suçundan, ikincisi anne hakkında. Olayı ilgili makamlara bildirmemekten...

    ANAYASA BAŞKA, KANUN BAŞKA

    Zamanın Genç Asliye Ceza Mahkemesi Hâkimi Tülin Keleş, erkek kardeşlerden ikisine 4 yıl 8 ay 7’şer gün, diğerineyse 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verdi. Oğullarının kızını taciz ettiğini bildiği halde ihbar etmeyen anneyeyse ceza verilemiyordu. Çünkü Anayasa ile TCK çelişiyordu.
    TCK’nın 278’inci maddesi “(1) İşlenmekte olan bir suçu yetkili makamlara bildirmeyen kişi, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) İşlenmiş olmakla birlikte, sebebiyet verdiği neticelerin sınırlandırılması halen mümkün olan bir suçu yetkili makamlara bildirmeyen kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır. (3) Mağdurun on beş yaşını bitirmemiş bir çocuk, bedensel veya ruhsal bakımdan özürlü olan ya da hamileliği nedeniyle kendisini savunamayacak durumda bulunan kimse olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza, yarı oranında artırılır” diyor. Buna göre anneye maksimum bir buçuk yıl hapis cezası verilmesi gerekiyor.
    Ama bir de Anayasa’nın 38. maddesi var. O da beşinci fıkrasında “Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz” diyor. Buna göre annenin en ufak bir cezai sorumluluğu yok.
    Anayasa’nın 38. maddesine aykırı olan kanunda yakın akrabalara dair herhangi bir düzenleme olmadığından, Hâkim Tülin Keleş, Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Anayasa Mahkemesi’yse 15 Ekim’de Resmi Gazete’de yayınlanan kararında, TCK’nın 278. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle oybirliğiyle iptaline karar verdi. İptal hükmü bundan tam altı ay sonra yürürlüğe girecek.
    Yani, artık işlenen bir suçu aile içi taciz bile olsa, savcılığa bildirmemek ‘yakınlar’ açısından artık suç olmayacak. Suçu ihbarda ‘aile istisnası’ getirilecek. Yakınının suçunu yetkili makamlara bildirmeyene, Anayasa’nın 38. maddesindeki, “Hiç kimse kendini ve yakınını suçlamaya zorlanamaz” düzenlemesi gereği dava açılıp ceza verilmesi kaldırılacak. Ailesinde yaşanan ensest olayını yetkili makamlara bildirmeyen kişinin en ufak bir yasal zorunluluğu da cezai yükümlülüğü de yok şu anda. K.T.’nin annesi belki ailesi dağılmasın, tüm evlatları yanında olsun, hiçbirini kaybetmesin diye, belki korkusundan sesini çıkarmadı. Ama her halükârda birini kaybetti. Gerçi o hâlâ kızının yanında olduğunu sanıyor olabilir.

    YENİ UMUT YENİ ANAYASA

    Meclis’in önünde iptal edilen kanunla ilgili düzenleme yapmak için altı ay var. Ama iyimser olmak için bir neden var mı, emin değilim. Şu durumda kanunun değiştirilmesi tek başına yeterli  görünmüyor. Zaten sorun kanunda değil, Anayasa maddesinde. Bu özel durumda, ensestin saklı kalmasına zemin hazırlayan Anayasa.  Devlet ensest mağdurlarını korumak istiyorsa, acilen Anayasa’da bir değişiklik yapmalı. Ki, bu bakımdan son derece şanslı bir dönemdeyiz. Umarım bu çelişki, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin’in gözünden kaçmaz. Bu ülkede artık ensest, aileye dair bir şey olmasın.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı