Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kadın-erkek uzmanı

<B>YAKINDA </B>pencereye tabela asacağım.<br><br><B>‘‘Kadın-Erkek Meselelerine Bakılır.’’</B>

Üfürükçü gibi mi olur? Doğru. Reha Muhtar yaşatmaz o zaman.

Danışmanlık Bürosu derim ben de.

Bu da pek tatsız. Hem neyin danışmanlığı?

‘‘Aşna Fişne İşleri’’ desem.

Pek laubali olur.

‘‘Kadın-Erkek Uzmanı’’ en iyisi galiba.

Gerçi jinekologla ürolog karışımı bir şey oldu ama...

Neyse, bir şey bulurum.

Demek istediğim şu:

Beni kadın-erkek ilişkilerinde uzman tayin ettiniz, ‘‘Durum böyleyken böyle, aman bir akıl ver’’ diyen mektuplarınızın haddi hesabı yok.

Akıl veririm tabii. Veririm de... Ne istiyorsunuz?

Benim gibi çoluksuz çocuksuz, ipsiz sapsız biri olmayı mı? Aklımın peşinden gelirseniz olacağı budur söyleyeyim.

Ama ben yine de veriyorum.

İşte size akıl, hem de seçenekli.

Bir: Nikáhlınız, sevgiliniz... Her neyse, her kimse yanınızdaki erkeği/kadını def edin gitsin. Böylece ne dert kalır ne hüzün. Beladan kurtulmanın en kestirme yolu belaya Fransız olmaktır.

Yerine yenisini koymak da yok, ona göre.

Bunların hepsi birbirinin aynıdır. Suretleri benzemediğinden siz onları başka başka insanlar zannediyorsunuz. Asla değil. Her suretin içinde hep aynı insan var: Reyting Hamdi.

***

Anlaşıldığı üzere bu seçenek ilelebet eşsiz kalmayı öngörüyor.

‘‘Ben duramam’’ diyebilirsiniz. Sizin gibiler için ikinci seçenek var.

***

İki:
Dertleri zevk edinin.

Nasıl olacak bu?

Şöyle: Eşinizle didişmeye devam edecek, bunun iyi bir şey olduğu hususunda kendinize telkinde bulunacaksınız. Hepsi bu.

Ki hakikaten karşı cinsle didişmek dünyanın en zevkli işidir.

İnsanın hayatında birinin olması öyle büyük konfordur ki... Sokaktan kızgın, yorgun geldiniz, hırsınızı kimden alacaksınız? Ondan tabii...

Bağırın, çağırın, küfür edin, hatta dövüşün.

Oh! Rahatlayın. Ona yaptıklarınızı başka hiç kimseye yapamazsınız. Ne ananıza babanıza, ne kardeşinize, ne arkadaşınıza. Bakmazlar bir daha yüzünüze.

Ama o öyle mi? Facianın akabinde aynı yatağa girip uyuyabilirsiniz. Hatta uyumadan önce büyük bir barışma merasimi yaşamanız işten değildir.

Sonra kıskanmak, kıskanılmak, izlemek, izlenilmek, basmak, basılmak, aldatmak, aldatılmak... Bunlar vücuttaki birtakım salgıları artırır ki çok faydalıdır.

Gerçi bu salgıların ne işe yaradığını tam olarak bilmiyorum ama, adrenalin falan deniliyor habire... İyi bir şey olduğu kanaati oluşmuş bende. Yani öyle kolesterol yükselmesi gibi zararlı olmadığını biliyorum en azından.

Esas yolunda giden, heyecansız ilişkilerin sağlığa zararı var. Tamam, ülser olmazsınız ama daha beteri, hayatınız son bulabilir. Zira içinde aksiyon olmayan ilişki insanı intihara sürükleyebilir.

İskandinav ülkelerinde intihar oranının yüksek olduğunu biliyoruz.

Neden yüksek?

Heyecansızlıktan. Hormonlar insan normallerinin altında seyrediyor.

Biz millet olarak bu açıdan şanslıyız. Yolunda giden bir işimiz olmadığından... E, koyun üstüne aşk meşk meselelerini de... Bizi ancak ecel götürebilir.

***

Benden akıl istiyorsunuz ama...

Dinleyeniniz var mı acaba?

En yakınımın bile beni taktığı yok. Evlilik ve erkekler aleyhine kaç yazı yazdım bugüne kadar? Sayısını hatırlamıyorum. Bir o kadar da evde konuştum.

Ne işe yaradı? Hiç.

Canım ciğerim, en yakınım, bana rağmen geçen hafta telli duvaklı gelin oldu. Üstelik ayakkabısının altına benim de ismimi yazmış.

Boşuna kalem oynattırmayın bana.


MIŞ-MUŞ


Cem Yılmaz, ‘‘Güldüremezsem taksi şoförü olurum’’ demiş.

Dur bakalım, sırada şehirlerarası otobüslere kaptan şoför olmayı hak etmiş ağabeylerin var.

*

Devlet Bakanı Abdülhaluk Çay, 29 ayda 214 kere yurtdışına çıkmış.

Adamcağızı bakan yerine Türk Hava Yolları'na kabin amiri yapsalarmış daha hora geçecekmiş.

*

Ladin, 11 Eylül'de İkiz Kuleler'e saldırıyı haber alınca ‘‘Şerefe’’ diye çay bardağı kaldırmış.

Ladin'in annesi, ‘‘Oğlum iyidir’’ demiş.

Çok iyi. Bundan iyisi cehennemde zebani.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI