"Yonca Tokbaş" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş

Kadın doğmak kadın ölmek

Kadın daha doğmadan hakkında verilmiş kararlar, konulmuş kalıplar, kapanmış kapılar, belirlenmiş sınırlar vardır.

Bin kere yıkılır bir kadın, bin kere de ayağa kalkar. Bin kere ölür kadın, bin kere de dirilir.

 

Kadın can verendir; kolay kolay yılmaz, pes etmez, çalışmaktan kaçmaz, yorulmaz. Ekmeğini taştan çıkarır. Basmayın damarına, öleceğini bilse dönüp arkasına bakmaz. Aklına koyduğunu yapar.

 

Kadın suskun görünse de, hiç susmaz aslında. Ağzını kapatırsın, gözleri konuşur; gözlerini kapatırsın, ruhu konuşur.

 

Aşık olmuşsa kadın mesela, gözü karadır; hiçbir şeyden korkmaz, kendini aşktan alı koymaz. Haz almayı öğrendiği gün, haz vermekten utanmaz. Sevildiği ve kendini de sevmeyi öğrendiği gün kadın, gücünün farkına varır, sınır tanımaz.

Kadın inandıysa çünkü, en başta kendi gözünün yaşına bakmaz.

 

İşte “erkeği” rahatsız eden, tam da budur: kadının altüst etme kabiliyeti ve özgüveni!

Kadının ele geçirilemez özgür ruhu!

 

Her konuda konuşmak, fikir yürütmek, tartışmak teşvik edilirken; bir dinini, bir de cinselliğini asla sorgulatmazlar kadına, hakkında konuşturmazlar. Her ikisini de ha babam dayatırlar! Bunu da korkutarak yaparlar. Sevapları değil, günahları; hazları değil, acıları anlatırlar. Cinsellikteki aşktan bahsetmezler, çekeceğin cehennem azaplarından dem vururlar. Dindeki sevgiyi değil, korkuyu ezberletirler ki, kadınla oynayabilsinler rahatça. Bütün günahları kadından bildikleri yetmez, kadını zorla günaha da sokarlar.

 

Bir kadına hükmetmek, bin erkeğe hükmetmektir aslında.

 

“Erkeklik gücü” bir imanda, bir de yatakta söker kadına!

 

Vuracak mısın kadını? Çok kolay. Başlarsın namusundan, imanından; çıkarsın orospuluğundan!

 

Kışkırtıcılık, taciz, teşhircilik, günahkarlık, asilik, sorgulama, karşı koyma erkeksen mübah, kadınsan haramdır sana!

 

Çifte standart düzene yaradığı sürece, günah sayılmaz ama.

 

Peki ne oldu* aniden gidiveren Defne Joy’a densizce belden aşağı saldırılınca?

 

Uzunca zamandır ilk defa, sahip çıkmayı unuttuğumuz ortak bir takım değerleri hatırladık galiba...

 

Her şerde bir hayır vardır dedikleri,

 

Bu mudur acaba?

 

Utançla...

 

Yonca

“tatsız”

 

“Yıldızdan öncesi, yıldızdan sonrası” nı açıklayan dip not: Bu yazı, yıldızlı yere kadar, aslında benim 23 Haziran 2009’da İran’da öldürülen Nidâ’nın arkasından yazdığım yazıydı. Yazının yıldızdan sonraki eski hali burada: http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=11925005&yazarid=232

X