"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Kadıköy, şairine sahip çıktı

TÜRK şiirinin büyük ustası Fazıl Hüsnü Dağlarca’yı dün ölümsüzlüğe uğurladık.<br><br>Kadıköy’deki Süreyya Operası’ndaki törenden sonra, Söğütlüçeşme Camii’nde sevenleri, okurları, meslektaşları hazır bulundu.

Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk, Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın evinin müzeye dönüştürüleceğini söyledi.

Ev, Dağlarca’dan Gökyüzü adıyla herkese açık olacak; çünkü Dağlarca, orada gençlerin, çocukların bulunmasını, kitapları okumasını istiyordu.

Hastalığı sırasında da onun isteklerini yerine getirdiklerini belirtti.

Doğrusu bir belediyenin, yerel yönetimin büyük bir şaire gösterdiği ilgiyi, sevgiyi, saygıyı okurlarıma iletmek isterim. Çünkü ben böyle bir davranışı her belediyeden beklerim.

Her zaman yinelediğim gibi, yerel yönetimin onursal sorumlulukları arasındadır bu.

Fazıl Hüsnü Dağlarca kendisiyle daha önceden yapılmış, ekrana getirilen röportajında, Kadıköy’ü övüyor, Kadıköy’ün hanımlarının zarafetini, güzelliğini anlatıyordu.

Bir semtle özdeşleşmiş bir şair.

Dağlarca’nın geçmişte yazdığı şiirlerini ezberlemekle, okumakla yetinmezdik, onun yazdıklarına değil yazacaklarına yönelikti ilgimiz, beklentimiz.

* * *

DAĞLARCA’nın çocuklar için yazdıklarını büyükler mutlaka okumalı. Sevecenliğin, onu büyük biri gibi görmenin usta işi ürünleridir.

Onu okuyan çocukların hem imge gücü, hem dil yeteneği, hem dünyayı algılaması gelişir.

Borges Defteri sitesinden, Dağlarca ile yapılmış konuşma notlarını okudum.

Pırıl pırıl bir zihnin, edebiyata, sanata dair söylediklerinden bir bölümü alacağım yazıma:

"Paris bir yazar için duyarlık hapishanesidir, köreltiyor... Ama Moskova öyle değil, besliyor. Rus klasik yapıtlarını okumak hálá önemlidir, örneğin Tolstoy, Dostoyevski diyeceğim. Hiç unutmuyorum, Tolstoy’u ilk kez 13 yaşında okudum."

Arı, duru Türkçenin şiir dilini o kurdu, bugün bazı kelimelerle şiir yazılabiliyorsa ona borçluyuz.

Gene Defter’deki konuşmalardan bu konuya değgin olan görüşü:

"Bir düşünün ben ki bu yaşta adamım, son şiir kitabımda kökeni Türkçe olmayan sözcük sayısını saptıyorum, bakıyorum % 3 civarındadır, şimdi ne yapayım, ben de böyle bir şeyim işte (burada Dağlarca kısacık bir gülücükten sonra ses tonunu biraz daha belirginleştirerek diyor): Gel beni vur."

* * *

DAĞLARCA’nın Ortak Aydınlık şiiriyle bitirmeli bu yazıyı:

"Kuşlarda ne var bilemem/Sesleri gündüzlerde taşar/Ben gidenleri yaşarım/Kalanlar beni yaşar."
X