« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Kadıköy’de keyifli gece

Böylesi günlerde "Kırmızı beyazımız, her renkten önde geliyor."

Ateş BAKAN
SON GÜNCELLEME

Kendileri olmasa da;

“Bu ruh, bu hava 2013 de olsun isterim”

 

Türkiye’nin en az sevilen futbolcusuyken, bir anda en fazla sevilen futbolcusu nasıl olunur?

Nefret ile aşkın arasında bu kadar mı az mesafe olur?

Ya ıslık(?), ya da çılgınca alkış!

Emre Belözoğlu’nu anlatıyorum…

***

10 Ağustos 2011… Yer Türk Telekom Arena…

Rakip Estonya…

Milli takımımızın kaptanı Emre…

Maçın birinci dakikasından itibaren ıslıklandı…

Estonya’lar bile şaşırdı bu işe…

Yalnızca statta olanlar değil tüm ülke olarak elimizle ittik onu…

Kendi kulübü bile sahip çıkamadı…

***

11 Eylül 2012… Yer Şükrü Saraçoğlu…

Rakip ne tesadüf ki yine Estonya…

Kahraman gibi döndü ülkesine…

Oysaki aradan geçen zamanda yaşanan bir kahramanlık hikâyesi de yoktu…

Gittiği yerde de daha doğru dürüst oynamamıştı…

Islıklandığı maçta da ilk golü atmıştı…

Bu günde o açtı perdeyi…

O gün golü attıktan sonrada ıslıklanmıştı…

Bu gün golü atmasa da alkışlanacaktı…

Ben ne ıslıklanma nedenini anladım…

Ne de bugün kahraman oluşunu…

***

“Ne kadar safsın hocam! Kulüpçülük işi var bunun içinde”

Diyenler yanılır…

Başka türlü bir şey bu…

Bize özgü…

Anlatayım, neden“kulüpçülük olmadığını”

***

Fenerbahçe'nin en fanatik tribünü Migros tribünüdür…

Bu maçta da “ayağa kalkmayan Cim Bomlu olsun diye” bağırarak renklerini de, eski yerlerinde oturduklarını da belli ettiler…

Aradan bir dakika geçmeden, ısınırken Selçuk’u gördüler…

Ortalığı inlettiler;

“Selçuk-Selçuk” diye…

Hani işin işine renk karıştı desek “Galatasaraylı Selçuk” ne iş…

Kimin yerine girecek?

Emre’nin mi? Topal’ın mı?

Taraftar sanırım Abdullah Avcı’nın yerine girmesini istedi…

Ayrıca tribünlerin iki kahramanı vardı:

Biri Emre diğeri Selçuk…

Hani bir birinin ikamesi gibi…

Polemik konusu yapılmaya çalışılan iki kişi gibi…

Yok:

Seyirci takılmamıştı bugün kırmızıya, laciverte, siyaha…

Hiç renklere bakmadılar…

Sanırım ortak acının yaşandığı günlerde:

“Kırmızı beyazımız, her renkten önde geliyor…”

***

İkisini birden istediler…

Eee!Bir de o pozisyonda Mehmet Topal var…

O da bence, bu maçın kahramanı…

Yedekleri de Real Madrid’den İngiltere’ye giden prensimiz Nuri…

Şimdi Avcı ne yapsın…

Dört tane ön libero ile mi oynasın?

Yoksa kelle avcılarına av mı olsun?

***

Takımımız arzulu ama henüz oturmamış…

Biraz zaman ve özgüvene ihtiyaç var…

Ben, “bence olmuşları” anlatayım…

Nasıl olsa, “olmamışları anlatan” çok olur…

Stoperlerden Ömer Toprak tamam…

Sağ bekimiz ve sol bekimiz uçurtma gibi bağlasan durmuyorlar…

Ön liberoları zaten anlattım…

Bize lazım iki. Elde var dört…

Sanırım hep polemik konusu olacaklar…

Arda da, Sercan da sol kanata yakışıyor…

Umut’ da yeni Hakan Şükür olma yolunda…

Gerisi de olacaktır…

***

Ekim ayında çok önemli iki maçımız var…

Kendi sahamızda 6 puanlı pek havalı Romanya ile oynayacağız…

Havalarını almak lazım…

Sonra Macaristan deplasmanı…

Bu takım biraz daha form tutacak…

Az polemikli, bol destekli, hiç kulüpsüz olursak yolumuz açık…

***

Dün;

“Bu gün av mevsimi değildir” demiştik…

Avcı’ da, Tanyevic’ de kurtardı…

Bir tebrik de 12 dev adama göndermek lazım…

***

Yenmek yeterli iken…

Ve de ikinci olmak ile üçüncü olmak arasında hiçbir fark yokken,

Çek Cumhuriyeti’nden yedikleri 18 sayılık sayının hesabını sordular…

Koçundan yedek kulübesine hepsi en az 19 sayı fark istedi…

Ve aldılar.

Ben iddiası olan takımları severim…

***

Bu takımı çok sevdim…

Belki birçoğu 2013 yılındaki şampiyonada olmayacak…

Anca ruhlarını sevdim…

Kişiliklerini sevdim.

Yaptıkları komple defansı sevdim…

En önemlisi; hücumda durağan oynayan milli takımlara alışmışken hareketli hücum yapan tarzlarını sevdim…

Kendileri olmasa da;

“Bu ruh, bu hava 2013 de olsun isterim”

***

Tanyevic’e de bir teşekkür borcumuz var, veda ederken onu da edelim…

Emre’ye özür borcumuz vardı…

Sanırım ettik…

Bir teşekkürde, Hem Arena’da ki hem de Saraçoğlu’ undaki seyirciye…

Formalarda arada farklı renkler gözükse de kalplerin tamamı kırmızı beyazdı…

Sağ olun!

Tabi ki dün yendik…

Yenerken,” kırmızı –beyaz” olmak kolay…

Kaybettiğimiz günde de “kırmızı beyaz” olabilirsek;

İşte o zaman gerçekten alkışı hak edeceğiz…


Bunları da Beğenebilirsiniz