Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kader kurbanının yeni dosyaları!

Emin ÇÖLAŞAN

Sevgili okuyucularım, önce sizden özür diliyorum. Sahte senet düzenlemekten yargılanıp hüküm giymiş, hapse girmiş, içeriden yalvarma mektupları yazmış, hakkında karşılıksız çek suçundan çeşitli davalar açılmış, evine hacizler gitmiş bir sabıkalıyı muhatap kabul ederek ondan söz etmek, gerçekten ayıp oluyor.

Elimde iki yeni dosya var. Her ikisinde de sanığın adı Memduh Samuray olarak geçiyor.

1- Kartal 2. Asliye Ceza Mahkemesi 1991/467 sayılı dosya.

2- Şişli 8. Asliye Ceza Mahkemesi 1994/293 sayılı dosya.

Günümüzde Bayraktaroğlu soyadını kullanan kader kurbanı Memduh, bu dosyalarda da karşılıksız çek suçundan yargılanıyor!

Yıllarca aranıyor, bulunamıyor! O kadar ki, yattığı hapishaneye bile tebligat gidiyor!

Sonuçta, her iki dosyada da, vermiş olduğu karşılıksız çeklerin bedelini yasal faiziyle ödüyor ve cezadan kurtuluyor. Dosyaları şu anda Yargıtay'da.

Bu adam bir sabıkalı.

Sağda solda ‘‘Gazeteciyim’’ diyor ama gazeteci falan değil. Sarı basın kartı alamıyor... Çünkü Basın Kartları Yönetmeliği, Memduh gibi yüz kızartıcı suçtan hüküm giymiş olanlara basın kartı verilmesini yasaklıyor.

***

Adam Bayraktaroğlu olan soyadını Samuray olarak değiştiriyor. Fakat nüfus kâğıdında soyadı Samuraybayraktaroğlu diye geçiyor. Bu soyadını ne zaman aldı? Hakkında açılan senet sahteciliği, karşılıksız çek davalarından kurtulmak, ya da yeni işlere başlamak için bir oyun mu oynuyor?

Kader kurbanı Memduh, bazı davalarında Samuray soyadı ile yargılanıyor.

Medyada Bayraktaroğlu soyadını kullanıyor. Bu soyadı ile Ağır Ceza'da yargılanıp sahtecilikten ağır hapis cezası alıyor. Hapiste Bayraktaroğlu soyadı ile yatıyor, yalvarma mektuplarını Samuray diye imzalıyor.

Karısı ise Emlakbank'tan Samuraybayraktaroğlu soyadı ile kredi alıyor!

Sabıka kaydı için ilgili makamlara Samuray veya Bayraktaroğlu soyadı ile başvurduğunda, sabıkalı çıkıyor. Ama uyanıklık edip nüfus kâğıdındaki Samuraybayraktaroğlu soyadı ile başvursa, belki de sabıka kaydı görünmeyecek!

***

Bunları niçin yazıyorum, bu işin üzerinde niçin bu kadar duruyorum? Bu adamı kullananları uyarmak için!

800 satışlı bir gazete çıkarıyorlar, herkese ana avrat dümdüz gidiyorlar. İnsanların karıları, kızları, kardeşleri, hatta ana babaları bile bu iğrenç, pespaye küfürlerden nasibini alıyor.

Şimdi size, bu gazetenin son birkaç günlük yayınlarından bazı örnekler vereceğim. Bunları burada yazarken, sizden bir kez daha özür diliyorum:

-En zevk aldığın yerin sıkıyorsa.

-Anası onu sıçar iken kaza ile doğurmuş.

-Bu aşağılık eşcinsel...

-Anasının defi hacet yaparken dünyaya getirdiği...

-Dinozor dalkavuk.

-Kart yalaka.

-Muhabbet tellalı.

-Beş milyon liraya fuhuş yapan...

-Kaçak Mesut'un hormonlu papatyası.

-Penis düşkünü.

-Kuşu ötmeyen.

Bunlar, sadece Tansu-Özer ikilisini eleştiren gazeteciler için yazılanlar.

Bu hakaret furyasından Cumhurbaşkanı, Başbakan ve karısı, bakanlar, siyasetçiler, bürokratlar da her gün nasiplerini alıyorlar.

İş o boyuta varıyor ki, Cumhurbaşkanı Demirel'in şikâyetiyle, gazete diye çıkarılan kâğıt parçası bir gün toplatılıyor.

İğrenç, aşağılık, kepazelik, mide bulandırıcı küfürler.

Belden aşağı hakaretler.

***

İşin ilginç yanı, bu kâğıt parçasını çıkaranlar, her gün Özer Çiller'le temas halinde. Pek çok manşeti o belirliyor.

Tansu her gün bunları okuyor.

Aynı durum, bunların televizyon kanalı için de geçerli. Aynı hakaretler bu kanaldan da yağdırılıyor.

RTÜK, bütün başvurulara karşın bunları görmezden geliyor.

Gazeteciler, siyasetçiler, bürokratlar, burada geçirilen altyazılarda ve bir sahtekârın ağzından hakarete uğruyor.

RTÜK rezaleti işte bu aşamada karşımıza çıkıyor... Çünkü RTÜK'ün bu konuda karar vermesi gereken üyeleri, kendi aralarında siyaseten bölünmüş durumdalar.

Onların bazıları, Meclis'te DYP oylarıyla oraya seçilmiş. Ağızlarını açamıyorlar. Bu iğrençliğin binde biri kendilerine, karılarına, kızlarına yönelseydi, acaba ne yaparlardı?

RTÜK, kendi yasasını açıkça çiğniyor. Bu iğrenç hakaretler karşısında sessizliğini korumaya devam ediyor.

***

Ve Tansu ortaya çıkıp namustan, haysiyetten söz ediyor! Bugüne kadar kim, hangi medya organı, gazeteci, siyasetçi veya bürokrat, onun veya kocasının ‘‘namusuyla’’, yukarıda verdiğim örnekler gibi oynamaya kalkıştı?

Bazı medya yetkililerine haber gönderip ‘‘ailemle ilgili bazı şeyleri lütfen kullanmayın’’ diyen Tansu değil miydi?

Bunları silkeleyecek bazı fotoğrafların yayınlanmayacağı konusunda kendisine söz verilmedi mi?

(Bu cümlenin hangi anlama geldiğini Çiller ailesi biliyor).

O halde nasıl oluyor da, aynı Çiller ailesi, insanlara böyle sövülmesine izin veriyor?

O kimselerden ve aile bireylerinden orospu, ibne, travesti diye söz etmek, bu deyimleri ekranlardan aynen geçmek, çelişki olmuyor mu?

Gündeme getirmeye çalıştıkları binbir yalan ve iftira da cabası!

Ama bütün bu pisliğin ve iğrençliğin vebali, Tansu-Özer ikilisinin omuzlarında. Yarın aynı şeyler onların da başına gelirse, hem de 800 adet değil, yüz binlerce satan gazeteler ve milyonlarca kişi tarafından izlenen ekranlardan gelirse, hiç şaşırmasınlar, üzülmesinler.

Yarınki yazımda, bu gazete parçasının ‘‘sahipleriyle’’ ilgili perde arkasını biraz daha aralayıp bazı belgeleri konuşturacağım, bazı sorular soracağım.













X

YAZARIN DİĞER YAZILARI