"Güzin Abla" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Güzin Abla" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Güzin Abla

Kaçan ben oldum ama kovalayan o olmadı

Sevgili ablacığım, “Kaçan kovalanır” derler ya, bu söz ne kadar doğru dersiniz?

Sevdiğim insanla beş yıl beraberlik yaşadıktan sonra bana karşı mesafeli davranmaya başladı. Önceleri peşinden koştum ama daha sonra kırgın ve kızgın olduğum için ben de uzaklaştım.

Kısacası kaçan ben oldum. Ama şimdi ben onu aradığım sürece o da beni arıyor, ben uzaklaşınca o da uzaklaşıyor.

Anlamıyorum neden böyle? Ya da ben kaçan olmayı beceremedim mi? Ne yapmalı gerçekten? Kaçan olup ortadan kaybolmak mı, yoksa tesadüfen karşılaştıkça görüşüp sonra da her şeyin bitmesini beklemek mi doğru? Bu konuda bana söyleyeceğiniz birkaç cümleniz vardır umarım. Buna çok ihtiyacım var... 
Rumuz: Ayşe

Güzel kızım, bu tür vecizler günümüzde önemini yitirdi maalesef. Erkekler artık eskisi gibi naz yapan, kaçan, kendini ağırdan alan kızların peşinde koşmuyor.
Erkeğin kazanma içgüdüsü hâlâ mevcut ama artık bu kadar uğraşmaya fırsat bulamıyor bile. Çok daha yakınında yeni bir sevgili, naz yapmadan kollarına atılmayı bekliyor çünkü.

Bu yüzden, sen kaçmışsın ama o kovalamak istememiş. Sen geldikçe o sana gelmiş ama sen uzaklaştıkça o da uzaklaşmış.

Bu tipik bir günümüz genç erkeği davranışı. Hiçbir şeyi önemsemeyen, yüzeysel ilişkiler kuran, sevse bile sevdiğinin üzerine fazla düşmeyen, kafası karışık, çevresi kalabalık, sevgili eksikliği duymayan genç adamlardan biri işte...

Onu gerçekten seviyorsan, olduğu gibi kabul edeceksin. Çok fazla derinine inmeden, günü gününe bir ilişkiyle yetineceksin. Uzaklaşmakla bir şey kazanamayacağını görmüşsün zaten.

Beş yıl çok uzun bir süre. Madem ilişkiniz bu kadar yıl dayanabilmiş, çok da hafife alınmamalı. Belli ki aranızda önemli bir şeyler yaşanmış, yaşanıyor. Ama her ilişkide olduğu gibi monotonluk, alışkanlık çökmüş olabilir üzerinize.

Onu kaybetmek istemiyorsan, böyle kaçıp kovalamak gibi oyunlar oynayacağına, ilişkinize yenilikler katacak, renk ve neşe verecek bir şeyler bulsan daha iyi olmaz mı?

Yeni öğretmen çıktım fakat hayattan vazgeçmek üzereyim

Merhaba abla, sorunum artık hayattan zevk alamamak... Bitti hayat benim için.

22 yaşındayım, sınıf öğretmenliği bölümünü bitirdim bu sene. Ama ne yazık ki atamam yapılmadı. Evdeyim ve depresyondayım.
Hiçbir şey ilgimi çekmiyor. ılgimi çeken birkaç konu ise bir zaman sonra zevk vermez hale geliyor. Her şeyden soğumuş haldeyim.

Ücretli öğretmenliğe başlayacaktım ama daha ilk derse girmeden bıraktım, ailemin yanına döndüm. Atamam yapılana kadar kendimi biraz toparlayayım dedim. şu anda ise kendimi iyice bırakmış bir haldeyim. Hayattan vazgeçmek üzereyim.
Allah’ım artık canımı al diye dua ediyorum. Ne yapacağımı bilemiyorum. Zaten dört senelik üniversite hayatımdan da hiç zevk almadım. şimdi de hiçbir şeye hevesim yok...
Rumuz: Monotonluk

Evet sevgili oğlum, bir depresyon geçiriyorsun. Hayattan beklediklerini bulamamak, atamanın gecikmesi ya da herhangi bir olay, belki anlatmadığın bir kız meselesi seni bu depresyona itelemiş olabilir. Ama son zamanlarda gençlerde çok sık görülen bir durum bu. Hayat karşısında çok güçlü duramıyorlar.
Bizler daha güçlü bir kuşaktık. şimdikiler ise çok çabuk yıkılıyor, çabuk pes ediyor. Sanırım bu biraz da beklenti meselesi. Siz gençler hayattan çok şey bekliyor, küçük mutluluklarla yetinmeyi beceremiyorsunuz.

Bu arada genç öğretmenler için yeni atama imkanları olduğunu duydum televizyonda. Tekrar bir başvur istersen. Ama asıl, öğretmenlik gibi çok kutsal ve önemli bir mesleğe başlamadan önce, bir psikiyatr ile görüşüp bu depresif halinin geçmesi için gerekeni yapman lazım.

X