"Engin Kratzer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Engin Kratzer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Engin Kratzer

Kabusa dönüşmesin

BUGÜNLERDE milyonlarca okul öğrencisi 3 haftalık bayram ve sömestr tatillerini, sabahları yataklarından daha geç kalkarak, seyahat ederek veya günü birlik değişik aktiviteler yaparak geçirmekteler.

Ancak 200-300 kadar genç ise bu denli rahat bir tatil yaşayamıyor. Bunlar 10-18 yaşlarında olan lisanslı tenisçilerimiz. Tatil programları belli; tenis, tenis, tenis. Çünkü hepsi değişik şehirlerde yapılacak olan ulusal kapalı kort tenis turnuvalarına hazırlanıyorlar. Onlar, sabahın erken saatlerinde kondisyonla başlayıp, akşamları geç saatlere kadar devam eden tenis antrenmanlarıyla güya tatil yapıyorlar. Bu tenisçi gençlerin tek amacı, turnuvalarda iyi derece elde etmek, Türkiye klasmanlarındaki puanlarını çoğaltmak ve milli takım aday kadrolarına girebilmek.

Bu sıkı programda çocukların anne-babaları da yoğun çaba harcamakta. Onlar özveriyle çocuklarını antrenman saatlerine ve turnuva mekanlarına yetiştirmeye çalışıyorlar. Antrenörler ise müsabaka öncesi oyuncuların son hazırlıklarını bayram seyran dinlemeden büyük bir istekle tamamlıyorlar.

Maç korkusu

Evet, oyuncu-aile-antrenör üçgeninin gündeminde olan konu; müsabaka, galibiyet, başarı ve mücadele. Bazı çocukları ve aileleri daha turnuvalar başlamadan önce maç korkusu ve heyecanı sardı bile. Kimi antrenör ise talebesinin kesin şampiyon olacağını düşünmekte... Tüm bu müsabaka hazırlığı sürecinde, maç esnasında ve turnuva sonunda ki tenisin, kabusa dönüşmemesi için oyuncu-aile-anterenör üçgenine önemli bazı tavsiyelerde bulunmak istiyorum.

Ben yıllarca tenis okullarından şampiyonlara bir çok tenisciyi ve milli takımı çalıştırdım. Kış aylarındaki bu heyecanı defalarca yaşadım. Çünkü sömestrda turnuva heyecanı bir başka. Nedeni ise basit. Bu maçlarda başarısız olan gençler kendilerini tekrar ispatlamak için okulların yaz tatiline girmesine beklemeleri gerekiyor. Tabii bu da gerginliği arttırıyor. Evet gelelim tavsiyelerime...

Önce velilere..

* Bakın çocuğunuzun hayattaki başarısı sadece tenise bağlı değildir.

* Çocuğunuz yenildiğinde kendisini asla azarlamayın veya negatif yorum yapmayın. Unutmayın yenilgi dünyanın sonu değildir. Roger Federer’de maç kaybedebiliyor.

* Çocuğunuzun maçını izlerken olumlu olun ve keyif alın.

* Çocuğunuzun tenisinden ne bekliyorsunuz? Bunun cevabını verirken gerçekci olun, hayalci olmayın.

* Çocuğunuzun saha ve saha dışı küfür, puan çalma ve buna benzer fair play karşıtı hareketlerini kesinlikle tasvip etmeyin.

* Unutmayın, çocuğunuz tenis oynarken huzurlu değilse ve zevk alamıyorsa çabalarınız er-geç boşa gidecektir.

Antrenörlere gelince..

á Çalıştırdığınız oyuncuya ait düşünceleriniz ile beklentilerinizi ailesine açık ve net biçimde anlatın.

á Talebenizin tenisçi olarak yetişmesinde ailenin de rol almasını sağlayın. Ailenin görevini üstlenmeye çalışmayın.

á Ailenin yanlış davranışlarından dolayı çocuğu suçlamayın.

á Öğrencinizin maçını izleyin. En azından kendisine yakında olduğunuzu hissettirin.

Son sözüm genç tenisçilere..

Æ Sahada muhakkak yüzde yüz performans sergileyin.

Æ Şunu sakın unutmayın, anneniz, babanız veya antrenörünüz için oynamıyorsunuz. Tenisi kendiniz için oynuyorsunuz.

Æ Sizlere tenis oynama imkanı verdikleri için ailenize daima müteşekkir olun.

Æ Unutma, maçta rakibinde senin gibi telaşlı veya korkuyor olabilir.

Æ Kendine güven ve kararlı ol.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI