Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kabinenin düşündürdükleri

Oktay EKŞİ

DSP lideri Bülent Ecevit yeni kabineyi açıkladı. Gerçi 55'inci hükümetin CHP tarafından -bizce haklı olarak- düşürülmesi yüzünden Türkiye bir buçuk ay kaybetti.

Ama eğer ‘‘parlamenter sistemden’’ söz ediyorsak, bilelim ki eski Başbakan Mesut Yılmaz'ın ‘‘Türkbank’’ olayına karışması gibi bir olay, iyi işleyen her demokraside hükümeti düşürür.

Söze devam etmeden bir noktayı açıklayalım:

Biz Mesut Yılmaz hükümetinin, daha sonra rakiplerinin istismar ettiği gibi ‘‘yolsuzluk yaparken -veya yaptığı için- düşürülmüş bir hükümet’’ olduğunu kesinlikle söylemiyoruz. Yapılan ‘‘yolsuzluk’’ değil, bir ‘‘usulsüzlük’’tür. Nitekim Yılmaz ile Devlet Bakanı Güneş Taner (onlar yüzünden de hükümet) bu faturayı ödemeliydi. Çünkü onların yetiştiği Turgut Özal mektebinin izin verdiği bu tür keyfiliklerin ve laubaliliklerin ‘‘yönetim ciddiyeti’’ ile bağdaşmadığını bir şekilde öğrenmeleri gerekiyordu.

Nitekim şimdi, o kabinenin öteki yarısı yani bu tür laubaliliklerden uzak kalmış DSP kesimi ülkeyi yönetme sorumluluğunu üstlendi.

Yeni kabinenin ‘‘güvenoyu alma’’ sorunu yok. O nedenle bu nokta üzerinde duracak değiliz.

Bizi ilgilendiren iki nokta var. Biri, yeni hükümetin önümüzdeki üç ay boyunca ülkeye ne hizmet verebileceği ve bir de bu durumun yani DSP'nin hükümette olmasının seçimleri ne ölçüde ve hangi yönde etkileyeceği...

Başbakan Ecevit'in üç aylık dönem için çok kısa bir hükümet programı hazırlayacağı bildiriliyor.

Hazırlanacak programın ‘‘kısa’’ olması makuldür ama ‘‘gerçekçi’’ olması sadece makul değil ayrıca ‘‘makbul’’ olur.

Ecevit'ten bekleyeceğimiz en önemli hizmet, ‘‘Türkiye'yi kazasız belasız bir seçime götürüp ulusal iradenin olduğu gibi tecelli etmesini sağlaması ve görevi yeni hükümete teslim etmesi’’dir.

Bu açıdan Bülent Ecevit'in kişiliği mükemmel bir güvencedir.

Onun dışındaki acil hedefler bellidir:

Bunların başında ‘‘Bankalar Kanunu'nun değiştirilmesi’’nden söz ediliyor. Çünkü bu değişiklik yapılmaz da ‘‘bankaların, sahipleri tarafından boşaltılması yolu kapatılmazsa’’ Türkiye'nin kredi bulması ve önümüzdeki aylarda yapacağı dış borç ödemelerini yapması çok zor imiş.

Türkiye'yi yönetenler ‘‘doğru’’ları bilirler ama ancak dış baskılardan bunalıp da çaresiz kalmadıkça o doğruları yapmazlar. Belli ki burada da durum farklı değil.

Nitekim ‘‘insan hakları’’, ‘‘demokratikleşme’’, ‘‘ifade özgürlüğü’’ konularında da ‘‘doğru’’yu bilmeyen yok ama yapan da yok. Çünkü yeterince dış baskı yok.

Biz gerçekleşmesini acil saydığımız tüm ‘‘doğru’’ları saymaya kalksak ne önümüzdeki üç ay buna yeter, ne de bu sütuna sığar. O nedenle Hükümet Programı'nı bekleyelim. Belki beklediğimizden de iyi bir şey çıkar.



X

YAZARIN DİĞER YAZILARI