Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

K9 değil öğrenci

ARTIK hepimiz biliyoruz. Bu yıl çocuğu okula başlayacak olan olmayan herkesin dilinde... Hatta dedeler, nineler bile torunları için kulak kabartır oldu bu eğitim meselelerine.

Milli Eğitim Bakanlığı, 4+4+4 eğitim sistemiyle okula başlama yaşını 66 aya indirdi. 66 aylık çocuklardan kimi raporla okula gitmeyi bir yıl erteledi, kimi rapor “alamadı” okul yoluna düşmek için harekete geçti. İyi güzel de bu çocuklar nasıl bir eğitim alacak? Okula nasıl adapte olacak? Nasıl ders dinleyecek? Nasıl okul sıralarına oturup, dakikalarca sesini çıkarmadan sus pus oturmayı öğrenecek?
Evde annesinin yardımı olmadan tuvalete gidemeyen, yemek yerken kaşığını, çatalını tutmakta zorlanan. Belki içlerinde okulöncesi eğitim alma şansı yakalayamayan ve hiç kalemi, boyama kitabı olmamış, kalem tutmak nasıl bir duygudur bilmeyen 66 aylık minikler okulda neyle karşılaşacak?

“Oynayarak öğretin” talimatı

Evet yukarıda arka arkaya saydığım “NASIL?”la başlayan bütün sorular ve daha fazlası bu yıl çocuğunu okula gönderecek olan ailelerin kafalarını karıştıran, belki uykularını kaçıran sorular.
Gerçekten “NASIL?” olacak? Milli Eğitim Bakanlığı bu çocuklara okumayı-yazmayı, oturmayı, kalkmayı, oyun parklarından, kaydıraklardan, salıncaklardan, okul sıralarına oturup “ÖĞRENCİ” olmayı “Nasıl?” öğretecek. Milli Eğitim Bakanlığı, yeni sistem çerçevesinde yasa yürürlüğe girer girmez, kolları sıvadı ve “Nasıl?” sorularımıza cevap olacak çalışmalara başladı. 66 aylık çocukların da dahil olduğu bu yıl birinci sınıfı okuyacak öğrenciler için Talim ve Terbiye Kurulu yeni müfredatını hazırladı. Veee “nur topu” gibi yepyeni bir müfredatımız oldu.
Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, 66 aylık minikler için öğretmenlere “oynayarak öğretin” talimatı verdi. Peki nedir bu oynayarak öğrenme? Dinçer, şöyle anlatıyor yeni müfredatı:
“Birinci sınıflar için Fiziksel etkinlik ve oyun dersi olacak. Her gün 2 saat sınıfta öğrenciler fiziksel etkinlik ve oyun dersi görecekler, bir saat de okul bahçesinde etkinlik olacak. Bunun için oyun kartları hazırlandı. Birinci sınıf öğretmenlerine bu kartlar dağıtılacak. Zaten AB projesi olan bu uygulama tüm okullarda uygulanacak. Geleneksel oyunların yer aldığı kartlar da olacak. Her okulun bahçesinde bir geleneksel oyun köşesi olacak. Örneğin mendil kapmaca, köşe kapmaca veya topaç gibi oyunlar teneffüslerde oynanabilecek. Birinci sınıflar için bir saat serbest olacak. Okullardaki tuvalet ve lavabolar birinci sınıfa başlayacak çocukların kullanabileceği şekilde tadilat yapılıyor.”

Polis-gardiyan gibi değil

Öğrenciler tamam peki miniklere bunları anlatacak, uygulatacak öğretmenler ne olacak? Merak etmeyin ilk ders öğretmenlere.
Bakanlık öğretmenleri de eğitime aldı. 3- 7 Eylül tarihleri arasında ilköğretim kurumlarında görev yapan 40 bin 504 okul öncesi öğretmeni, 218 bin 305 sınıf öğretmeni ve 200 bin 947 branş öğretmeni, toplamda 459 bin 756 öğretmene eğitim verildi. Hem de bu eğitimleri Türkiye’nin önde gelen pedagog ve psikologları verdi. Benim en çok dikkatimi çeken ve gerçekten üzerinde oturulup uzun uzun düşünmeyi gerektiren açıklamayı, eğitimler başlamadan önce, eğitimlerin nasıl olacağı konusunda ipucunu 9 Eylül Üniversitesi Psikoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Abbas Türnüklü verdi. Türnüklü hocanın perspektifinde eğitim verilirse ve öğretmenler o tarzı benimserlerse velilerin “Rapor alamadım veya almadım. Çocuğumu okula gönderiyorum. Hatamı ettim” gibi bir endişeyi taşımalarına gerek kalmaz. Bakın ne dedi Prof. Dr. Abbas Türnüklü:
“Polis-gardiyan öğretmen anlayışı yerine müzakereci öğretmen-öğrenci ilişkisinin geliştirilmesini isteyeceğiz. İstediğimiz davranışı ödül-ceza yöntemiyle öğreteceğimiz. K9 köpekleri yetiştirmeyeceğiz insan yetiştireceğiz. Bu nedenle konuşmayı, kendini ifade etmeyi, ikna etmeyi, müzakere etmeyi öğreteceğiz. Kazan-kazan yöntemini nasıl uygulayacaklarını anlatacağız. Akranlar arasındaki sorunlar içinarabulucu sistemi geliştirmelerini önereceğiz. Her bir çatışma yeni bir değer öğretmen için bir fırsattır. Öğrenci öğretmenle eşit ve değerli olduğunu hissetmeli.”

Öğretmen orkestra şefi

Öğretmenlere eğitim veren Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Safran da, “Öğrenci merkezli öğretmen modelinde, öğretmen artık ‘herşey’ değil. Bilginin kaynağı,motivasyonun kaynağı öğretmen olmayacak. Öğretmen bir orkestra şefi gibi uyum içinde eğitimin lideri olacak” diyor.
Umarım bu duayen hocalarımızın anlattığı şekilde öğrenci-öğretmen olabilmeyi başarırız. Fazla söze gerek yok, K9 Köpeği gibi zorlu eğitimlerden geçirilmiş, emre sorgulamadan kendi fikrini beyan etmeden, sadece itaat eden, korkan, endişeli, titrek bir nesil değil, sorgulayan, üreten, açık açık düşüncelerini ifade edebilen, samimi, dürüst bir nesil yetişsin istiyoruz.
Biliyorsunuz, yarın 10 Eylül ve eğitime uyum kapsamında birinci sınıflar okula diğer abi ve ablalarından bir hafta önce başlayacaklar. Yarın binlerce öğrenci ilk kez okulla tanışacak. Sabah ola hayrola…

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI