Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kâhta’nın Kılıçdaroğlu için anlamı

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Adıyaman ve Osmaniye mitinglerini izledim, hem uçaktaki sohbetimizden hem de alanlardan gözlemlerim oldu.

Kılıçdaroğlu, referandum süreci ile kıyaslandığında, miting performansını yükseltmiş, alanla daha sıkı karşılıklı iletişim kurmaya başlamış görünüyor.
Ancak bunun en üst düzeye çıktığını ve süreklilik gösterdiğini söylemek zor, örneğin Adıyaman’daki başarı Osmaniye’de aynı düzeyde tekrarlanamadı.
Yolda, miting kürsüsünde zaman zaman sinirli görüntü verdiğini, bunun da mizacına aykırı bulunduğunu söylediğimizde şunu demeye getirdi:
“Kürsü havası, halktan gelen yankı böyle şeylere neden olabiliyor. ‘Eleştiriler haksız’ diyemem, daha dikkatli olmak gerektiğinin farkındayım.”
ANA HEDEF YOKSULLAR
İl il tahminlere daldığımızda umutlu bir tablo çizdi; adlarını yazmamak kaydı ile tek tek örnekler vererek neden başarı beklediklerini anlattı, ama bazı illerde hata yaptıklarını itiraf etmekten de çekinmedi.
Yoksulları CHP’ye yöneltmeyi çok önemseyen Kılıçdaroğlu, meydanlarda da konuşmasının büyük bölümünü bu kesimlere hitap ederek geçiriyor.
İl il tahmin yaparken Adıyaman Kâhta’yı örnek verdi, CHP 200 bin seçmenden sadece 2 bin oy almış. Oysa Kâhta, yoksulluğun en fazla olduğu bir yermiş. 
Sonra sözünü kesti, önce danışmanı Ali Kılıç’a, “Programlayın, sonraki bir gezimizde mutlaka Kâhta’ya gitmek istiyorum” talimatını verdi ve bize dönüp, “Gidip kendimizi Kâhtalıya doğrudan anlatalım” dedi. 
Adıyaman’dan çok mutlu ayrıldı, yağmura rağmen doğrusu hiç de fena sayılmayacak bir kalabalığa hitap etmekten memnundu.
Meydandan ayrılırken otobüsün üstüne çıkmak istedi, tam yanımdan geçerken koruması, “Efendim yolda çok kablo var” diyerek muhalefet etti.
Seçmenle temas kurduğu sürece her şeyi göze aldığını gösteren, “Ya boş ver, bir şey olmaz” yanıtı verip yürüdü, şehir çıkışına kadar halkı selamladı.
BÖYLE SİYASETÇİ DE VARMIŞ
CHP mitinglerine gençlerin ilgisi giderek artıyor ve her yerde ÖSYM skandallarının izleri, otobüsün her durduğu yerde elle yazılmış, “Şifre yaz AKP’ye gönder, cevabı hemen cebine gelsin” türü pankartlar görülebiliyor.
Meydanlarda çok sayıda gencin, KPSS, YGS-LGS kitaplarını yukarı kaldırarak Kılıçdaroğlu’nu bu konuda konuşmaya teşvik ettiğini de belirtelim.
CHP için bu seçimde başarı çok önemli, ancak bazı sorunlar hâlâ sürüyor.
Her şey Kılıçdaroğlu’nun omuzlarına yüklenmiş durumda, alt sıralardaki adaylar da dahil pek çok ilde, örgütlerin henüz sürece güçlü katılım sağlamadığı, kırgınlıkların önde tutulmaya devam ettiği gözleniyor.
Ancak, Ankara’ya dönerken uçakta tesadüfen yan yana oturduğum 22. Dönem CHP Osmaniye Milletvekili Necati Uzdil (1946) beni çok şaşırttı.
Doğrusu 30 yıldır izlediğim siyasette böyle bir siyasinin varlığını kaç kişi görmüştür bilmiyorum, ama özellikle CHP’nin böyle ‘ağabeylere’ ihtiyacı çok.
Neden mi, Uzdil’in kendi sözlerinden aktarmakla yetineyim:
“Ben ziraat mühendisiyim. Bir seferinde kürsüde önemli bir mesleki sözcüğü anımsayamadım. O an, ‘Yaşlandın sen’ deyip milletvekilliğini bırakma kararı aldım. Ama CHP benim partim. Osmaniye’de önseçim kararı çıktı. Baha Ünlü, AKP’nin çok mağdur ettiği bir bürokrat arkadaşımız. Onu destekledik, birinci sırayı aldı. 2 aydır da Osmaniye’deyim, çalışıyorum. Ankara’dan eşimle döneceğim, beraber devam edeceğiz. Başaracağız da.”
X