Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Jorge 54’den belki aşka

Facebook’umda gezinirken altı aydır birikmiş bin yedi yüz mesajın en son gelenine tıklama ihtiyacı hissettim. Mesaj şöyleydi: “Merhaba sizin hayranınızım, kişisel mail adresinizi alabilir miyim?”

Geçen gün bir yazı yazdım, komikti başıma gelenler gecenin bir saati. Yazının adı Jorge 54’dü. Jorge Brezilyalı bir adamdı, merak edenler için yazının linki aşağıda.
Jorge sebebiyle Facebook’uma ilgi göstermeye başladım ve ne ilginçtir ki işte Allah’ın bir hikmeti olsa gerek kapalı hesabım bir anda açıldı.
Facebook’umda gezinirken altı aydır birikmiş bin yedi yüz mesajın en son gelenine tıklama ihtiyacı hissettim. Mesaj şöyleydi: “Merhaba yazılarınızın ve sizin hayranınızım, kişisel mail adresinizi alabilir miyim?”
Ne yalan söyleyeyim, şımarıklıktan da saymayın ama ben bu tip e-postalara alışığım ama nedense tipi de resminden düzgün gözüken bu adama Hürriyet e-posta adresimi verdim sayfasına hiç bakmadan.
Bu adam Facebook’tan arkadaşım bile değildi, ayrıca ben artık Facebook’ta beş bin limitini aştığımdan kimseyi arkadaş olarak kabul de edemiyorum. Sonra öğlen bana bir e-posta geldi aynı kişiden.
Merhaba Ayşe Hanım, (tabi her şeyi biraz değiştiriyoruz şimdi) iki oğlum var, üç sene önce boşandım, yaşım elli, İstinye Park’ta oturuyorum, bir kahve içebilir ya da yemek yiyebilir miyiz?
Gülümsedim e-postaya.
Çok zamandır artık düzgün bir ilişki yaşamak istiyorum ve etrafıma hep bunu söylüyorum ama özellikle kız kardeşim sürekli benimle dalga geçiyor.
“Nasıl olacak Ayşe? Gece gezmezsin, bir sürü açılış kapanış davetiyesi gelir, gitmezsin, eve gelip mi bulacak seni elin adamı?”
Ben de e-postayı gösterdim kardeşime dalga geçerek “al” dedim, “bak geldi, buldu beni.”
“Aaa” dedi, “dur bakayım facebook’a benimle ortak arkadaşı var mı?”
Baktı ve gördük ki ikisinin ortak arkadaşları benim lisedeki en samimi üç arkadaşımdan biri.
Hemen aradık tabi, onun da kod adı Lisa olsun.
Lisa dedi ki; “Aaaa böyle mi yazmış? Hiç yazmaz böyle, şaşırdım, demek gerçekten çok beğenmiş. Çok düzgün adamdır, bizim çok eski arkadaşımız. Çık Ayşe, çık buluş tabi, iyi adamdır.”
Yahu ben öyle bir tip değilimdir ki nasıl buluşacağım?
Adama cevap olarak ne yazacağım?
Ama ben hayatımı yazı yazmakla kazanıyorum, ben de okkalı bir cevap yazamazsam kim yazar yani. Yazdım da.
Ama yazdığıma da bakın: “Ortak arkadaşımızı buldum, Lisa. Eh o zaman zararsızsınız demek.”
“Evet” dedi, “zararsızım, ne olur çekinmeyin. Cebinizi yazsanız.”
Yazdım.
“Artık size buradan mesaj yazabilir miyim?”
“Yazabilirsiniz.”
Allah, whats app’tan başladık konuşmaya...
Sonra “sesini duyabilir miyim?” dedi.
“Peki, ara” yazdım.
Unutmuşum valla böyle şeker şeker flört edince insanın neler hissettiğini. Aradı, konuştuk uzun uzun. Ne güzel iltifatlar etti.
Resimlerime bakmış, hep gözlerin dedi, ah o gözlerin hep böyle güzel mi bakar, eğer hep böyle bakarlarsa ben zaten sana aşık olurum hemen.
Ve sıra geldi buluşmaya.
“Pazar akşamı olur mu?”
Kardeşime sordum.
“Ayça, pazar akşamı olur mu?”
“Ayşe, valla benim işim var, ben gelemem ama senin işin yoksa git” dedi.
“Manyak mısın Ayşe, ne soruyorsun bana, git tabi ya.”
“Olur” dedim.
“Nereyi istersin canım?”
Aaa canım dedi.
“Aşk Kafe? Papermoon?”
Ben normalde sen seç falan derim, bu sefer öyle yapma Ayşe dedim, bu sefer sen seç. “Papermoon olsun” (hem tanıdık yer)
Ve gittim. Tam bakınırken “Ayşe Hanım, Kırat Bey’e mi bakındınız?”
“Evet.”
“Buyurun, sizi bekliyor.”
Dadadadadannnn...
“Merhaba.”
“Merhaba.”

Seni yazıyorum

Sayfada yer az, uzunca yazamam kırparlar sonra. Zaten her şeyi de yazmayayım, değil mi ama? Kırat da istemez belki, hem daha ortada fol yok, yumurta yok iken.
Ama yaşım 42, ömrümde hiç bu kadar iltifat almamıştım. Şu an kendimi dünyanın en güzel kadını hissediyorum. Aaaa bir dakika şu an mesaj geldi bana.
“Güzel kadın şu an ne yapıyor bakalım?”
Kırat şu an Paris’te iş için. Cevabım onu şok edecek belki de.
“Kelebek yazımı yazıyorum Kırat, seni yazıyorum, ahahahahaa...”
Ya işte böyle sevgili okur dostlar. Hahahaa bir mesaj daha; gülücükler kırmızı güller, “fazla detay yazma” yazmış.
Ahahahahaha...
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/24742461.asp

X