Jizel krizini yaratan hükümettir!

Hürriyet Haber
04 Eylül 1998 - 00:00Son Güncelleme : 04 Eylül 1998 - 00:01

Yavuz GÖKMEN

Son günlerde Türkiye'de para piyasalarını allak bullak eden krize ‘‘Red Giselle krizi'' adını koydum. Bunun birkaç nedeni var.

Öncelikle hükümet, bu krizin Rusya'dan geldiğini ileri sürdü. Aynı günlerde Rusya'dan bir başka şey de gelmişti.

Rusya'dan gelen başka şey, St. Petersburg ya da benim hâlâ üzerinde direndiğim adla Leningrad Bale Tiyatrosu'ydu. Bu topluluk Türkiye'de geçen yıl ‘‘Don Kişot’’u sahnelemişti. Bu yılki oyunlarının adı Red Giselle'di.

Benim Kızıl Jizel'i izlediğim saatlerde, hükümetin Rusya'dan gelen krize karşı uygulamaya koyduğu önlemlerin sonuçları merak ediliyordu.

Ben de parmaklarımı kızartırcasına balerin ve baletleri alkışlıyordum. Aynı şeyi benim gibi binlerce kişi yapıyordu.

Çünkü herkes Boris Eifman'ın eşine rastlanılmaz koreografisine hayran olmuştu. İnsanlar ışıklar söndükten sonra sahneye ‘‘böyle bir şey olabilir mi?’’ gibilerinden inanmaz bakışlarla bakmışlar ve sonra durmak bilmez alkışlarla yeri göğü inletmişlerdi.

Belki de benim gibi ‘‘Pamukbank’’a teşekkür etmişlerdi.

* * *

İtiraf edeyim ki, ben de hayatımda şimdiye kadar böyle bir şey görmemiştim. İnsan vücudunun her kasıyla apayrı anlatım biçimleri gerçekleştirirken, müzik ve öyküyle uyum sağlaması olayını yaşamamıştım.

Ama Elena Kouzmina'nın vücudunda yaşadım. Daha minnacıkken bale ile yoğrulmuş bacak adalelerinin nasıl bale dışında tiyatro oyunu sergilediklerine tanık oldum.

Albert Galitchanine'de de aynı özellik vardı. Eğer bunlar olmasaydı, hayatımda gördüğüm en olağanüstü sevişme sahneleri asla yaratılamazdı. Hele, Kouzmina'nın siyah perde arkasından Galitchanin'in sadece kafasıyla seviştiği kâbus sahnesi hiç mi hiç yaratılamazdı.

Olga Spessivtseva'yı oynayan Kouzmina'nın aynalar içinde kayboluşuyla verilen ölüme teslim oluş sahnesi de böyle anlatılamazdı.

Ve elbette ki, büyülenmişçesine bir an yerlerinde çakıldıktan sonra ayaklara fırlayarak ellerini birbirine vuran şefsiz büyük orkestra, sanatçıların hayatlarında en çok arzuladıkları ilahi müziği böylesine güzel çalamazdı.

Sanatçılar, son alkış yağmurundan kaçınırcasına kulise son kez gittiklerinde, yavaşça çıkışa yöneldim.

‘‘Bu Ruslar böyle bale yapıyorlarsa, kriz de yaratırlar’’ diye mırıldandım.

* * *

Ama ertesi sabah düşüncelerim değişti. Böyle bale yapan bir ulus, kriz yaratamazdı. Krizi olsa olsa bizim hükümet yaratırdı.

Rusya nere, Türkiye nereydi? Bizim ekonomi Rusya'ya mı bağlıydı?

Bence bu krizi bizim vergi kanunu yaratmış; parayı da, parası olanı da kaçırtıp göçürtmüştü.

Elbette ki, bu işlerden vergi alınmalıydı, ama biz bunu yapamıyor, fincancı katırlarını ürkütüyorduk.

Sonra herkesi sersem sanarak, suçu başkalarının üzerine atıyorduk.

Düşüncenin de, sanatın da özgür olmadığı bir ülkede başka ne yapılabilirdi?













Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı