Jivkov’dan kaçtı, İzmir’de 30 milyon Euro’yu yakaladı

Hürriyet Haber
29 Mart 2005 - 01:53Son Güncelleme : 29 Mart 2005 - 01:53

Haskovalı İbrahim Dönmez ile karısı İsminaz, Bulgaristan Jivkov yönetiminden kaçıp geldikleri Türkiye’de İzmir’e yerleşti ve 3 makineli bir atölye kurdu. Çocuk giysisi imal eden Dönmez Ailesi’ne ait Ara-Al Tekstil, 13 yılda toplam 30 milyon Euro’luk üretim yaptı.

BULGARİSTAN’da Todor Jivkov dönemindeki baskılardan kaçan İbrahim-İsmihan Dönmez çifti bir süre işsizlikle boğuştu ama sonunda İzmir’de fabrika sahibi olmayı başardı. Almanya, Belçika, İspanya ve İngiltere’ye 0-14 yaş grubu hazır giyim ihracatı yapan Ara-Al Tekstil Ürünleri ve Gıda Sanayi Ticaret Limited’de 95 kişi çalışıyor ve geçen yılki ihracat 2.2 milyon Euro oldu.

BULGARİSTAN’DA DENEDİK:

İbrahim Dönmez şöyle başlıyor anlatmaya: ‘Ben Haskova’da ipek fabrikasında çalışıyordum. Eşim ise bir gömlek fabrikasında makinacıydı. Bulgaristan’da sistem komünist olmasına rağmen 1985’te Polonya’da Leh Walessa’nın yaptıklarından etkilenen yöneticiler biraz serbest pazarı denediler. Biz de o dönemde evdeki makinemizde gömlek dikip pazarlarda satardık. Bu böyle 1.5-2 yıl sürdü, sonra tekrar ticareti yasakladılar. Jivkov baskıları da artınca biz de Türkiye’ye geldik. Trakya’da akrabalarım vardı ama geldikten sonra bir süre iş bulamadık ve İzmir’de 3 makina alarak girişimci olmak için şansımızı denedik.’

ÖNCE BORNOZ VE PENYE:

İbrahim ve İsminaz 1991’de önce gömlek sonra da bornoz ve penye üretirler. Penyede çocuk giyimine, 1998’de de Almanya’ya ihracata başlanır. Ara-Al Tekstil şimdi İspanya, Belçika Fransa ve İngiltere’ye de mal veriyor. İbrahim Dönmez, ‘6 yabancı firmaya fason üretiyoruz ve bütün üretimimizin yüzde 90’ını ihraç ediyoruz. Geçen yıl yaklaşık 2 milyon 200 Euro’luk ihracat yaptık. Personel sayımız 95 kişiye ulaştı. Geçen yıl ki ihracatımızı bu sene yılın ilk 6 ayında yakalayacağız’ diyor.

YATIRIM YAPACAĞIZ:

İbrahim Dönmez, fasonculuktan sonraki aşamaya geçişe de hazırlanıyor. Dönmez, ‘Şimdi yıkamalı ürünler için bir yatırım düşünüyoruz. Bir de marka oluşturuyoruz ve yakında Almanya’da direkt perakendeye kendi markamızla mal vermeye başlayacağız’ diye konuşuyor.

30 MİLYON EURO CİRO:

İsminaz Dönmez ise Buca Organize Sanayi’deki fabrikada çalışanların yarısının Bulgaristan’dan hemşehrileri olduğunu belirtiyor ve ‘Fabrikamız 3 bin 200 metrekare kapalı alana sahip. Kuruluşumuzdan bugüne Avrupa’ya 10 milyon adet ürün satmışız ve 13 yılda toplam yaklaşık 30 milyon Euro ciromuz olmuş. Türkiye’nin ekonomisine bu kadar katkımız olduğu için çok mutluyuz’ diyor.

Soyadımızı ‘Dönmez’ yaptık, çünkü asla dönmek istemedik

İBRAHİM
ve İsminaz çifti, Türkiye’ye geldikten sonra Bulgaristan’da Kemalov olan soyadlarını da Dönmez olarak değiştirmişler ve bunu bilinçli olarak yaptıklarını söylüyorlar. İbrahim Dönmez, ‘Kemalov zorla verilmişti bize. Türkiye’ye gelince ‘soyadımızı Dönmez yaptık çünkü bir daha Türkiye’den Bulgaristan’a ya da başka yere gitmeyiz’ kararı aldık. Zaten işlerimiz biraz gelişince ve tasarrufumuz oluşunca da hemen hayalimizdeki fabrika için Yeşilova’da büyük bir arsa aldık. ilk iki katını atölye, son katını da evimiz yaptık. Daha sonra yine tasarruflarımızla Organize Sanayi’de daha büyük bir arsa alıp fabrikamızı büyüttük. Hem kendimizi hem işimizi sağlam kazığa bağlandık yani’ diyor.

Göç günlerinde bunları hayal bile edemezdik

1980
’lerin sonunda Türkiye’ye ulaşmak için yük trenlerine istiflenenler, ‘Lada’lara ailesini ve herşeyini doldurup yola koyulanlar Türkiye sınırını geçtiklerinde hem seviniyor hem de korkuyorlardı. Ak sakallı dedeler, gözü yaşlı nineler, ağlayan çocuklar, hastalar Türk insanının hafızasında unutulmaz izler bıraktı. İbrahim ve İsminaz Dönmez de o günlerin atmosferine dönerseniz bugünleri bekler miydiniz diye sorulduğunda, ‘Yirminci asrın utanç verici insanlık dramlarından birini yaşadık. Korkuyorduk ve doğrusu bugün yapabildiklerimiz aklımızdan bile geçmedi. Sadece iyi birer iş bulup çalışırız hayali kurmuştuk’ diyorlar.

Ayvalık zeytinyağı resmen tescillendi

BALIKESİR’
in Ayvalık İlçesi’nde üretilen zeytinyağının coğrafi işareti, Resmi Gazete’de yayınlanarak tescillendi. Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Rahmi Gençer, ‘Bundan sonrası için Ayvalık Ticaret Odası önderliğinde Ayvalık Ziraat Odası, yöremizin zeytinyağı sanayicileri ve tüm zeytinyağı camiası olarak kuracağımız komiteyle Ayvalık Zeytinyağı coğrafi kaynağının standardını ve uygulamasını oluşturacağız’ dedi. Gençer, sözlerini şöyle sürdürdü: ‘Bunun dünyada örnekleri var. İtalya’nın Toskana, Yunanistan’ın Girit Adası gibi. Ayrıca iki yıldır Körfez ticaret odaları ile yürüttüğümüz Körfez Zeytinyağları coğrafi menşeinden de vazgeçmiş değiliz. Oradaki çalışmalarımız, Edremit ve Burhaniye ticaret odaları ile devam edecektir. Oluşturacağımız Ayvalık logosunu, Körfez logosunun alt kimliği olarak ta kullanabiliriz. Logomuzla ilgili çalışmalara da başlıyoruz. Bu çalışmalar Ayvalık’a ve zeytinyağının uluslararası boyutta tanıtılmasını sağlayacak.’

Gıdalar, ‘yeminli gıda müşavirlerine’ emanet

HORMONLU
, antibiyotikli, genetiği değitirilmiş ürünlere ilişkin son dönemde artan tartışmalar ‘gıda güvenliği’ konsunda önlemleri gündeme getirdi. TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu, Türkiye’deki yaklaşık 400 bin gıda işletmesinin denetimini, veterinerler, gıda ve ziraat mühendislerinin kuracağı şirketlerde görev yapacak ‘yeminli gıda müşavirlerinin’ üstlenmesine yönelik olarak çalışma yapıyor. Çalışma kapsamında, yeminli gıda müşavirliği belgesi verileceklere ilişkin koşullar ve bunların çalışma esasları düzenlenecek. Yeminli mali müşavirler gibi çalışacak yeminli gıda müşavirleri, veteriner, gıda ve ziraat mühendisleri gibi mesleklerden iki, üç kişinin bir araya gelerek oluşturacağı şirket statüsündeki yapılanmalarla faaliyet gösterecek.

Harran çiçekleri Avrupa yolunda

H
arran Ovası’ndaki seralarda yetiştirilen saksılı süs bitkileri, Türkiye’nin dört bir tarafına gönderiliyor.

Atatürk Barajı’nın suyunun Harran Ovası’na bırakılmaya başlandığı 1995 yılından sonra bölgede hububat tarımının yerini alternatif ürünler almaya başladı. Daha önce hiç denenmeyen bir sektör olan çiçek yetiştiriciliğine yönelen bir işletmeci Karaali Kaplıcaları’nın bulunduğu alanda 13 dönüme jeotermal enerjiyle ısıtılan bir sera kurdu. Aralarında ’Craton, yucca ve fikus’ türü çiçeklerin de bulunduğu 13 farklı tür çiçeğin yetiştirildiği serada, bu yıl 100 bin saksı çiçek satışı gerçekleştirildi. Firma yetkilileri önümüzdeki günlerde Hollanda’ya da canlı çiçek göndermeye hazırlanıyor.

Yılda iki kez ürün: Ziraat Mühendisi Baki Yılmaz, bölgenin verimli tarım arazilerinin her türlü ürünü yetiştirmeye uygun olduğunu söyledi. Jeotermal ısıtma tekniğiyle fidelerden yılda 2 kez ürün aldıklarını belirten Yılmaz, önümüzdeki yıllarda üretimi en az iki katına çıkartarak Avrupa ülkeleri için de çiçek üretmeyi planladıklarını bildirdi. İkisi ziraat mühendisi toplam 20 kişinin istihdam edildiği serada üretilen çiçeklere talebin her geçen gün arttığına dikkati çeken Yılmaz, şunları kaydetti:

Önce iç pazarda: ‘Harran Ovası’ndaki seralarda yetiştirdiğimiz saksılı süs bitkilerini, Türkiye’nin dört bir tarafına gönderiyoruz. Seranın faaliyete girdiği ilk yıl Harran Ovası’nda çiçek yetiştirdiğimizi öğrenenler bu duruma şaşırmıştı. İlk yıl 60 bin saksı üretimine sahipken, şimdi 100 bin saksılık kapasiteye ulaştık. Bu yıl çiçek satışından 500 bin YTL (500 milyar lira) gelir elde ettik. Önümüzdeki yıllarda daha fazla çiçek yetiştirerek, daha çok insana istihdam alanı sağlamayı amaçlıyoruz.’
Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı